Göktaşları bilinmeyen asteroidleri ele verir mi…? (A research finds meteoric evidence for a previously unknown asteroid…!)

Bazı asteroidler… (Sayın Prof. Dr. Tayfun Akgül’e ithaf…!)


Spacedaily.com’da 22 Aralık 2020’de yayımlanan bir haber…’olabilir’ diyor…!

SwRI’den (Soutwst Research Institute; Teksas, ABD) bir grubun liderlik ettiği bir araştırmada, bilim insanları, Dünyaya düşen göktaşı parçalarını inceleyerek, yeni bir asteroid (tipinin) varlığını belirledi…

İncelenen göktaşı parçaları, oniki yıl kadar önce Sudan çölüne düşmüştü; düşeceği bölge önceden hesaplanabilen bir meteor kalıntısıydı…!

Almahta Sitta (AhS) olarak kaydedilen bu göktaşı parçalarının madde yapısı incelenerek, araştırmacılar, bu parçaların Ceres büyüklüğündeki bir asteroidden gelmiş olabileceği sonucuna vardılar… Ceres, Mars ve Jüpiter arası bölgede dolanan asteroidlerin en büyüğü ve şekil olarak, bir küreye en yakın olanı… (Yakın geçmişte, NASA’nın DAWN adlı aracıyla çok detaylı olarak incelenmişti…)

Araştırmacılar, AhS’nin ait olduğu asteroidin orta seviyedeki basınç ve sıcaklık altında, suyun da bulunduğu bir ortamda oluşmuş olduğu sonucuna vardılar…

SwRI’dan bilim insanı Dr. Vicky Hamilton, ‘CC’ (Carbonaceous chondrite) tipi meteoritlerin, Güneş Sisteminin erken dönemindeki jeolojik aktiviteleri kaydetmiş olduğunu, böylece, ana gövdenin geçirmiş olduğu süreçler hakkında bilgi sağlayabildiğini söyledi… Gerçekleştirdikleri araştırma Nature Astronomy’de yayımlandı…

Araştırmacılar, bazı meteoritlerin (meteorun yere düşeni !), düşük basınç ve sıcaklıkta suya maruz kalmanın izlerini taşıdığını söylüyor. Diğer başka göktaşları ise suyun mevcut olmadığı ortamlarda ısınmanın izlerini taşımakta… Bugüne kadar, suyun mevcut olduğu ve basınç ile sıcaklığın orta seviyede olduğu ortamda başkalaşımın (metamorphism) kanıtı (örneği) bulunamamıştı…

Meteorların ve meteoritlerin (yere düşen, ulaşan göktaşlarının) ana kaynağı olan asteroidler (çok daha büyük kütleler), Güneş Sisteminin 4.6 milyar yıl önce gerçekleşen oluşum sürecinin gezegenleşememiş kalıntıları…

Ana Asteroid Kuşağı (Main Asteroid Belt) adı verilen bölgede dolanmakta olan bu gök cisimleri, zaman zaman, çarpışma veya başka gravitasyonel etkileşmelerle, yörüngelerinden ayrılarak (savrularak) İç Güneş Sistemi Bölgesine yönlenebilmekte… haliyle, zaman zaman da, Dünya’nın gravitasyon kuvvetine yakalanarak, yeryüzüne düşebilmekte…

Araştırmacılar, 2008’de, 9-ton kütlesindeki bir asteroid parçasının (boyu bir kilometreden küçük olanlara asteroid dememeyi tercih etmekteyiz !), atmosfere dalışında parçalanması sonunda, 600 kadar parçası Sudan’a düşmüştü… Bu olay, astronomların, henüz atmosfere girmeden, Dünyanın neresine düşeceğini belirleyebildikleri ilk olaydı…! NASA koordinesinde gerçekleştirilen bir araştırma sonunda, bu göktaşının toplamda 10+ kg’lık parçaları Sudan çölünden bulunarak, toplanmıştı…

NASA göktaşı Avcısı Peter Jenniskens ve Sudan’lı araştırma ekibi.

SwRI araştırmacıları, inceledikleri bu göktaşı parçasında su ile etkileşmiş (hydrated) minerallerin (amphibole, …) varlığını belirlediler…Bu minerllerin oluşabilmesi için belirli basınç ve sıcaklık altında, suyla uzun süreli bir temas gerekmekteydi… Araştırmacılar, böyle bir sürecin gerçekleşebilmesi için, ancak, boyu 700-2000 km (400-1100 mil) kadar olan bir gök cismi gerektiğini söylediler…

Araştırmacılar, yörünge spektroskopisi kullanarak, Japonya’nın Hayabusa2 aracıyla gök cisimi Ryugu’yu ve NASA’nın OSIRIS-REx aracıyla da gök cismi Bennu’yu geçtiğimiz yıllarda inceleyerek, bunların da ‘suyla değiştirilmiş CC yapıda’ olduğunu belirlediler…Kısaca, bu iki gök cismi de, büyük ölçekli, düşük sıcaklıklı hidrotermal süreçler yaşamıştı… Bu iki gök cisminden alınan toprak (taş, toz) numuneleri Dünyaya getirildi ve getirilmekte…

Yararlanılan Kaynaklar:

https://www.spacedaily.com/reports/SwRI_led_team_finds_meteoric_evidence_for_a_previously_unknown_asteroid_999.html