Voyager 1’in son keşfi…? (Voyager 1’s last discovery…?)

Voyager 1 (temsili).

Voyager 1, NASA’nın, Güneş Sisteminin dış bölgesinde, 44 yıldan beri yolculuğunu sürdüren ve bulunduğu uzay ortamını araştırmaya devam eden, Dünya’dan en uzağa gidebilmiş, gerçek bir ’emektar’ uzay aracı…!

(Bu kaynak yazı ve NASA Yetkilileri dahil, birçokları onun Güneş Sisteminin (edge of the Solar System) dışına çıktığını ileri sürse de, bunun gerçekleşebilmesi pek olası görünmüyor… En azından, 17,000-34,000 yıllık bir zamanın geçmesi gerekli…! Bunu bu sitede yeteri kadar vurguladık…; ancak onlar bu konuyu ‘ısıtıp ısıtıp masaya getirmekten’ vazgeçmediler…!)

Voyager araçları, halen, Güneşin (Güneş Sisteminin değil…!) ‘Gündurdu’ (Heliopause) bölgesinin sınırını aşmış durumda… (Bu konunun ayrıntısı bu Sitede daha önce yayımlandı…)

Öncelikle belirtelim, Voyager 1 aracı ‘yıldızlararası ortam’ (interstellar medium) denilen bir bölgeye ulaştı… Bu bölge, kısaca, Güneş rüzgarlarıyla, dış ortamdan gelen kozmik rüzgarın (parçacık rüzgarı) karşılaşarak, birbirini frenlediği bir sınır bölge…; elektromanyetik/parçacık rüzgarları açısından bir sınır… Haliyle, Güneş Sisteminin bir iç bölgesi… Dünyadan 140+ AU kadar uzaklıkta… Güneş Sisteminin gerçek-fiziksel sınırı ise en azından 1000-3000 AU (bir ışık yılı kadar) uzaklıkta…

Spacedaily.com’da 11 Mayıs 2021’de yayımlanan bir haberde, Cornell Üniversitesinden araştırmacıların, Voyager 1 üzerindeki ekipmanın, son olarak, yıldızlar arası ortamın plazma dalgalarını (plasma waves) belirlediğini duyurdu…

Araştırmacılar, Voyager 1’in Güneşin ‘Gündurdu’ (Heliopause) sınırını (daha önceki bir yazıda verdiğimiz yumurta örneğinde, Güneş yumurtanın sarısı iken, Gündurdu, yumurta akı/akın sınırı…!) Ağustos 2012’de geçtiğini ileri sürmüştü… Bu sınır (derinlik) uzay aracının uçuş istikametine göre değişkenli gösterir…

Voyager 1’in veri gönderme hızı başlangıçta saniyede 21 kilobit iken, bu hız 160 bit seviyesine azaltı… Yine de, iletişimin halen sağlanabiliyor olması ilginç…!

Bir gün Voyager araçları çok uzaklara ulaşsa da onlardan veri alınması mümkün olamayacak…; aracın üzerindeki Termonükleer Reaktör yeterli elektrik üretemeyeceği için… O günden sonra bu araçlar, kendilerini başka akıllı medeniyetlerin bulmasını bekleyecek…; tabi, varsalar…!

Yararlanılan Kaynak:

https://www.spacedaily.com/reports/In_the_emptiness_of_space_Voyager_I_detects_plasma_hum_999.html

(Günün Seçimi)

Bugünlerde, Günbatımından 30+ dakika sonra…Batı ufkunda… (Gezegen konumları , ufuktan yükselimleri bölgeye göre değişiklik gösterecektir…)

12 Mayıs 2021 akşamı.

Vesta’nın ‘içinden’… (mi ?) (Is it from Vesta…?)



Kalahari Çölünde (Botswana) bulunan Göktaşı 2018 LA…
(Kaynak: spacedaily.com)

Spacedaily.com’da 24 Nisan 2020’de yayımlanan bir haberde, Kalahari Çölünde (Botswana) bulunan bir göktaşının asteroid Vesta’dan gelen bir parça olduğunun belirlendiği duyuruldu…

Bu göktaşının atmosfere girişi ve Botswana’ya düşüşü 2 Haziran 2021’de, Uluslararası Uzay İstasyonundan görüntülenmişti…

Uluslararası bir araştırma grubu, bu göktaşını Kalahari Çölünde araştırmış ve bu göktaşından kopan 23 parçayı çölden toplayabilmişti… Bu araştırma sonuçları Meteoritics and Planetary Science adlı dergide yayımlandı…

Vesta, Ana Asteroid Kuşağında bulunan asteroidlerin ikinci-en büyüğü… Bu asteroidle daha büyüğü olan Ceres, NASA’nın Dawn adlı aracıyla detaylı olarak incelenmişti…

Asteroid Vesta’nın, milyarlarca yıl öncesinde iki büyük çarpışma yaşadığı biliniyor…Vesta’dan gelen (saçılan) göktaşlarının malzeme yapısının incelenmesiyle, yaşanan bu çarpışma süreçleri hakkında daha kapsamlı bilgi edinilmeye çalışılmakta…

Bu göktaşı (boyundan dolayı asteroid diyemedik !) henüz atmosfere girmeden önce, ilk olarak, Arizona Üniversitesi Catalina Gökyüzü Araştırması Projesi ( Catalina Sky Survey ) ekipmanı tarafından belirlenmişti… Bu proje kapsamında, ve NASA’nın Gezegensel Savunma Programı ( Planetary Defense program) kapsamında, yörüngesi Dünya ile kesişebilecek asteroidler ve göktaşları gözlenmekte, araştırılmakta…

Boyu birkaç metreyi aşmayan göktaşları Dünya için önemli bir tehdit oluşturmasa da, bunların gözlenerek belirlenmeleriyle, araştırmacılar gözlem kabiliyetlerini geliştirmekte… Catalina Sky Survey Program Direktörü Eric Christensen böyle söylemiş…

Araştırmacılar, Vesta gibi asteroidlerden kopan parçaların, Dünyaya doğru yolculuklarında, maruz kaldıkları kozmik ışınlar sebebiyle, bünyelerinde radyoaktif izotoplar oluştuğunu; bu izotopların analiziyle de, bu göktaşlarının atmosfere girişinden önceki büyüklüğü hakkında veri elde edilebildiğini söylüyor… Yapılan nceleme sonunda, 2018 LA’nın 1.5 metre boyunda olduğu ve Güneş ışığını %25 oranında yansıtabildiği belirlendi…

Meteorit Avcısı, jeolog, Peter Jenniskens, bu göktaşının, bugüne kadar, atmosfere girmeden önce belirlenebilen ikinci bir göktaşı olduğunu söylemiş… İlki, on yıl kadar önce Sudan’a düşen 2008 TC3’tü…

Bu göktaşının düştüğü bölgeyi belirleyebilmek için, Finlandiya Meteor İzleme Ağı (Ursa Finnish Fireball Network) ve Okavango Research Institute (Botswana) verisinden de istifade edilmiş…

Göktaşı araştırması Botswana bilim insanlarıyla birlikte gerçekleştirilmiş…

Bulunan ilk göktaşı parçası Helsinki Üniversitesinde analiz edilerek, bunun, Howardite-Eucrite-Diogenite (HED) grubuna ait olduğu, kısaca, asteroid Vesta kaynaklı olduğu belirlenmiş… Vesta’nın madde yapısı, Dawn aracıyla gerçekleştirilen araştırmalar sayesinde oldukça kapsamlı olarak bilinmekte…

Jenniskens, 2015’te Bingöl’ün Sarıçiçek köyü yakınına yağan göktaşı yağmurunda (gerçek bir taş yağmuruydu…!), toplanan göktaşlarının da HED tipinde olduğunun belirlendiğini söyledi…

Botswana’da, Ekim 2018’e kadar toplanan göktaşı parçası sayısı 22’ye ulaştı… Bunların bir kısmında HED’in yanında, Diogenite ve Eucrite mineralleri de belirlendi…

Araştırmacılar, bu göktaşı parçalarının ana kaynağı olan asteroid parçasının Vesta’nın birçok farklı bölgesinden (27 (+/-) milyon yıl önce) kopan taş parçalarının birleşimi olan bir ‘breccia’ (beton yapısı gibi) olduğunu söyledi…

Asal Gaz ve Radyoaktif İzotop incelemeleri, bu göktaşlarının anasının, uzayda en az 22 milyon yıldan beri dolaşmakta olduğunu gösterdi…!

Zirkon mineralleri içindeki Kurşun izotobu analiziyle, gerek Sarıçiçek ve gerekse Botswana göktaşı parçalarının, Vesta’nın yüzeyinde, 4.563 milyar yıl önce katılaşmış olduğu belirlendi…

Botswana göktaşı’nın en son parçası 2020’de bulundu…92 gramlık bir kütleye sahip olarak, 2018 LA’nın bulunan en büyük parçasıydı…

Jeologlar, ‘taşların hafızasının mevcut olduğunu’ söylüyor…; okumasını bilene…!

Göktaşları, Evrenin ‘ilk (ve en uzun dayanımlı) hafıza yongaları’…

Yararlanılan Kaynaklar:

Research paper

https://www.spacedaily.com/reports/Asteroid_that_Hit_Botswana_in_2018_likely_came_from_Vesta_999.html

(Günün seçimi)

OSIRIS-REx dönüyor…! (OSIRIS-REx returns…!)

NASA’nın asteroid Bennu’ya gönderdiği aracı OSIRIS-REx, iki yıl sürecek dönüş yolculuğu için, 10 Mayıs gece yarısı ana roket motorunu ateşledi ve dönüş yolculuğuna başladı… Aracın iki yıl kadar bir süre sonra, içinde asteroid taşı/tozu bulunan kapsülünü Utah Çölüne (ABD) indirmesi bekleniyor…

Bu araç, Aralık 2019’da ulaştığı bu gök cisminin yörüngesine girerek, geçen zaman içinde, bu gök cismini kapsamlı olarak incelemişti…

Bu araç, daha sonra, bu gök cisminin yüzeyine altı saniye süreyle temas ederek, üzerindeki ‘gazlı-süpürge’ ile bu asteroidden taş-toz numunesi toplamıştı…

Bennu

Toplanan numune fazla olarak gerçekleşince, bu madde taşıma kabına aktarılıncaya kadar, bir kısmı uzay boşluğuna saçılmıştı..! İlk teşebbüste toplanan numune yeterli görülerek, aracın ikinci numune-toplama denemesinden vazgeçilmişti… Aracın halen beraberinde iki kg kadar numune getirdiği hesaplandı… (Araca manevralar yaptırılıp, atalet kuvveti ölçümüyle, toplanan numune miktarı hesaplanabildi…!)

Umarız, Numune Kapsülünün Utah çölüne inişi daha önce yaşanan Genesis olayına benzemez…!

Yararlanılan Kaynak:

https://www.space.com/osiris-rex-spacecraft-returning-asteroid-bennu-samples

Pistten çıkan uçaklara ne olur..? (What happens to an airplane that skids of the runway…?)

Pistten çıkan bir uçak…

Uçakların pistten çıkması, zaman zaman yaşanan bir havacılık olayı… (‘Olay’…sözün gelişi…!)

Bir uçağın pistten çıkmasının birçok sebebi olabilir… Ayrıca, pistten çıkış olayı uçağın kalkışında veya inişinde yaşanabilir…

Pistten çıkışın, görünürde, birçok sebebi olsa da, ağırlıklı sebebi kullanıcı (operatör, kısaca, pilot) hatasıdır… Uçağın yüksek iniş hızı, inişte yüksekliğin gerektiği gibi ayarlanamaması, hatalı/geç frenleme, inişte ısrar etme,… olası sebepler arasında…

Yine de, ani gelişen şiddetli atmosferik olaylar (beklenenden şiddetli rüzgar, yağmur,…), pistte beklenenden fazla su birikmesi, eğitimdeki pilotlara öğretmen desteğinin yetersizliği, beklenmedik bir anda iniş takımı arızası, tekerlek patlaması, yoğun sis,… gibi sebepler de, bu olayın yaşanmasına katkıda bulunabilir…

Pistten çıkan bir uçağın başına gelecekler (oluşacak hasar) uçağın pistten çıktığı andaki hızına (enerjisine) ve pist dışında yol alacağı arazinin durumuna bağlı olarak büyük değişkenlik gösterir… Bu hasarlanma, tekerlek patlaması ile sınırlı olabileceği gibi, yolcu/uçuş ekibi için ölümcül sonuçlar, uçak için de onarımı mümkün olmayacak bir hasar şeklinde de sonuçlanabilir…

Burada ‘değişmeyen bir durum’, Yetkililerin, ‘Uçakta hasar meydana gelmedi’ veya ‘hafif hasar meydana geldi’…söylemidir….!

Yaşanan bu olayları takip edecekler, ‘işin renginin farklı olduğunu’ daha sonra görebilir…! Bu görüşümüzü birkaç örnekle delillendirelim…:

Bir Milli Havayolumuzun uçağı 4 Mart 2025’te, Katmandu Havaalanına inişinde pistten çıkmıştı…Neyse ki, yaşanan bu kaza bir yolcunun yaralanması ve (haliyle) uçakta meydana gelen hasarla sınırlı kaldı…

A330 tipindeki, TK-726 Uçuş Numaralı ve TC-JOC tescilli (kuyruk tescilli değil !) bu uçakta, yaşanan bu kaza anında, 223 yolcu mevcuttu…

Gerçekleştirilen inceleme sonunda bu uçağın onarımının ekonomik olmayacağına (60 milyon dolar kadar…) karar verilmiş olunmalı ki, bu uçak parçalanarak taşındı. Bu uçağın bir müzede sergilendiği biliniyor…!

Bir başka uçağımız, bu defa, Trabzon Havaalanına inişte pistten çıktı…

13 Ocak 2018’de meydana gelen bu kazadan sonra, Yomra ilçesine (Trabzon) taşınan bu uçağın, kazadan uzunca bir süre sonra, bir ‘Pide Salonu’ olarak hizmet vereceği duyuruldu…!

Kaderi belli oldu! 4 milyon TL'lik pide salonu 2
‘P-Pide’ salonu hazırlanıyor…(Ne büyük şanssızlıktır ki…(kapalı-mekan) Lokantaların sıkıntı yaşadığı bir dönemde…!)

Yine, bir başka uçağımız ( B737-800; TC-JGZ) , Kasım 2019’da, Odessa Havaalanında (Ukrayna) pistten çıktı…

Bu uçağın da, meydana gelen hasarın büyüklüğü sebebiyle, hizmetten alınmasına karar verildi…; tekrar uçamayacaktı…!

22 Ocak 2013’te meydana gelen bir başka olayda, bir F-16 uçağımız da, Diyarbakır Hava Meydanından kalkışı esnasında pistten çıkmıştı… O tarihte, Yetkililerin basına yansıyan beyanlarında, ‘pilotun yaralanmamış olduğu, uçakta da bir hasarın meydana gelmediği’ duyurulmuştu…

Bir pistten çıkma olayı da, 31 Ekim 2018’de, İsrail’de yaşanmış, iniş sonunda düşük hızda yaşanan bu olayda bir F-16 uçağı pistten çıkmıştı…

Bu olayı bu yazıya dahil etmemizin sebebi, İsrail’li Yetkilinin bu olay üzerine yaptığı açıklama…!

İsrailli Yetkili yaşanan bu kazanın , uçağın iniş takımında (fren sisteminde) meydana gelen bir arızadan kaynaklandığının belirlendiğini söylemiş… Bu gerçekten olmuştur…olmamıştır ? (Olayları/Kazaları bir ‘arızaya’ bağlamak adettendir…)

Pilot, fren arızası sebebiyle, durduramadığı uçağının, önündeki başka bir uçağa çarpmasını önlemek için, pistin dışına yönlendirmiş…

Yaşanan bu olaydan, sadece üç gün sonra, (belki daha da kısa bir süre sonra), İsrail’li Yetkili, bu uçağın ‘bakımı yapılarak, uçuş görevine geri döndürüldüğünü’…beyan etmiş…; ‘bakın burası çok önemli’…!

Uçakta bir hasar yoktu veya çok küçüktü ki, bu kadar kısa sürede bu başarılabildi…! (Bu sürenin içinde olay/kaza incelemesi, onarım kararının verilmesi, gerekli yedek parçaların tedariği ve onarımı ile uçuş testinin yapılması da var…(olmalı)…!)

Yetkilinin bu açıklaması Size ‘tanıdık’ geldi mi…? Tipik bir, ‘sıcak kanlılar-coğrafyası’ davranışı…

Uçağın fotoğrafına bakıldığında, sağ kanadın bir aydınlatma direğini devirdiği de görülüyor… Bu, en azından kanatta da meydana gelmiş bir hasar demek… Kanadı sök, onar, tekrar yerine tak, sistem kontrollarını yap…; tek başına, ‘hatırı sayılır bir iş’…! Burun İniş Takımı ve Radom hasarını saymıyoruz…

Yararlanılan Kaynaklar:

https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/thy-ucagi-nepalde-pistten-cikti/70042

http://www.gunhaber.com.tr/haber/THY-ucagi-pistten-cikti-1-yolcu-yarali/382843

https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/f-16-ucagi-pistten-cikti-399068

https://www.karar.com/kaderi-belli-oldu-4-milyon-tllik-pide-salonu-1611075

https://www.evrensel.net/haber/47076/diyarbakirda-f-16-pistten-cikti

https://www.airturkhaber.com/haberler/f-16-takside-pistten-cikti/

(Günün Seçimi)

Neyse ki, başımıza düşmedi…! (Fortunately, it didn’t fall on our heads…!)

Çin’in önceki hafta fırlattığı Long March 5B taşıyıcı roketin üst kademesi (upper stage), bu sabaha karşı, Hint Okyanusuna düştü…

Dünya yörüngesine Uzay İstasyonu Modülü götüren bu roketin (kademesinin) kontrolunun kaybedilmesinden sonra, İstanbul dahil, birçok bölgeye düşebileceği ileri sürülmüştü…!

Boyu 30 metre, kütlesi de 22 ton kadar olan bu roket parçasının, atmosferde parçalanarak yanacak olmasına rağmen, dokuz ton kadarlık bir parçasının okyanusa veya karaya düşmesi beklenmekteydi…

Çin, uzaya gönderdiği roketlerin atmosfere geri dönecek parçalarının kontrolunda yeterli hassasiyeti (ya da beceriyi) henüz gösterememekte…!

Çin’in fırlattığı roketlerin bir bölümü zaman zaman, düştüğü kırsal kesimde tehlike yaratmakta… Bunların bir örneği, önceki Nisan ayı sonunda, Çin’in Shiyan Şehri (Hubei Bölgesi) yakınında yaşanmıştı…

ABD’nin Uzay istasyonu Skylab’ın 1979’daki düşüşünde de atmosferde yanamayan (yoğun) parçaları Avustralya’ya düşerek kırda otlayan bir ineğin ölümüne sebep olmuştu…!

Sovyetlerin bir uydu parçası da, ABD’deki bir kasaba caddesine düşmüştü…!

(Günün Seçimi)

5.uçuş gerçekleşti…! (Fifth flight completed…!)

Mars Helikopteri Ingenuity 5. uçuşunu dün gerçekleştirdi…

Bu uçuşta araç 10 metre kadar yükseldi ve 110 saniye süren bu uçuşunda, 129 metre uzaklıktaki başka bir noktaya iniş yaptı…

NASA uçuş ekibi, gerçekleştirilen bu uçuşlarla, aracın performansını test etmekte, daha sonra geliştirilecek benzer araçlar için veri toplamakta…

Bu aracın 4. uçuş denemesinde, geçici bir aksaklık da yaşanmış, araç yerden havalanamamıştı… Daha sonraki teşebbüste, aracın 4. uçuşu gerçekleşebilmişti…

Kaynak: nasa.gov, NASA/JPL-Caltech, NASA/JPL-Caltech/ASU

‘Bilim adamı gibi’… olmak…? (To be as …’a scientist’…?)

Bir Kara Delik (Temsili)

Avi Leob, bugünlerde, ‘kendi yıldızını kendisi parlatmaya çalışarak’ gündemi fazlasıyla meşgul eden bir ‘astrofizikçi’…

Sıkça yayımladığı, bilimselliği-tartışılabilir makalelerinde, bilim dünyasını ‘sarsmakta’…! Einstein hayatta olsaydı ve bu makaleleri okusaydı, herhalde, ‘sarsma/sarsılma görelidir’ derdi…! (Video kamerayı sarsarsanız, haliyle, görüntü sarsılacaktır…)

Avi Loeb, başka araştırmacılarla birlikte, 13 Haziran 2020’de yayımladığı bir makalede, zaman zaman gündeme gelen (kayıp) 9. Gezegenin Güneş Sisteminde gizlenen ilkel bir Kara Delik (Primordial Black Hole) olabileceğini ileri sürmüştü… (Burada bahsedilen ilkellik, yaşı ve ona bağlı olarak, küçüklüğüyle ilgili…)

Güneş Sisteminin (Voyager araçlarının henüz ulaşamadığı !) dış bölgesinde (olası) Kara Delikle karşılaşan bir Oort-Bulutu Kuyruklu Yıldızından madde emilmesi; temsili.
(Kaynak: M. Weiss; scientificamerican.com )

Loeb, Harvard Üniversitesinde, ‘fantastik’ fikirler üreten bir profesör… Halen aranmakta olan (olası) 9. Gezegenin  bir Kara Delik olabileceğini ileri sürdü…Dünyanın en az beş katı kadar bir büyüklükte olabileceği hesaplanan bu gezegenin (şey’in !), var olması gerektiği hususu, başta astronomlar Michael E. Brown ve Kosnstantin Batygin olmak üzere, bazı başka astronomlar tarafından da, Güneş Sistemindeki Kuiper Kuşağı-ötesi bölgede dolandığı belirlenen gök cisimlerinin asimetrik-dizilişteki yörüngeleri incelenerek, ileri sürülmüştü…

Loeb, aranan bu gök cisminin, bu büyüklükte bir kütleye sahip bir Kara Delik kalıntısı olabileceğini söylüyor… Bugünkü modern astrofizikteki bilinenlerle, bir Kara Deliğin oluşabilmesi için, içine-çöken bir yıldızın çekirdeğinin en az 2.6 Güneş Kütlesi büyüklüğünde bir kütle olarak ortaya çıkması gerekmekte… Loeb, evrenin erken döneminde, ortam şartlarının bir gezegen gibi, çok daha küçük kütleli Kara Deliklerinin oluşmasını sağlamış olabileceğini düşünüyor…

https://cosmoquest.org/x/2020/07/a-plan-to-determine-if-planet-nine-is-a-primordial-black-hole/

Loeb, Scientificamerican.com’da, 1 Mayıs 2021’de yayımlanan makalesinde, Güneş Sistemi dışından gelen ‘kuyruksuz yıldız’ Ouamuamua’nın başka bir medeniyetin terkedilmiş ve yolundan sapmış bir uzay aracı olabileceğini ileri sürmüştü…!

Ouamuamua (Kaynak: Mark Garlic/Getty Images)

https://www.forbes.com/sites/brucedorminey/2021/02/11/harvard-astronomer-views-interstellar-interloper-as-humanitys-wake-up-call/?sh=f32fb34a215b

Loeb, (gökada merkezlerindeki) Kara Deliklere- bir şekilde- yaklaşacak yıldızların ‘rölativistik’ (yörünge) hızlarına ulaşabileceklerini söylüyor. Bu hızları, ‘neredeyse ışık hızına yaklaşan hızlar’ olarak nitelerken, hemen arkasından da, ışık hızının ‘yüzdebir/yüzdeiki’ mertebesinden bahsettiğini belirterek, okuyucuda karışık-duygular uyandırıyor…!

Loeb’e göre, ‘Rölativistik’ hızda dolanan iki yıldız-bir şekilde-çarpıştığında, meydana gelecek patlamanın enerjisi bir süpernova patlamasından daha da büyük olabilir…

Loeb’e göre, bu olayın kahramanı olacak Kara Delik en az yüzmilyon Güneş kütlesinde olacaktır…; daha aşağısı, gravitasyon kuvveti yeterli olamayacağından, -maalesef-kurtarmıyor…! Yıldızdan Kara Delik tarafından emilmek üzere hızlandırılan madde (gaz) ışık hızına ulaşamıyor…(Loeb’in (önceki) doktora öğrencisi Nick Stone’nin Tezinde ileri sürdüğüne göre…)

Bir yıldız Kara Delikten ne kadar uzakta dolanırsa, bu Kara Deliğin gravitasyon kuvveti etkisiyle hızlandırılma (etkilenme) olasılığı da o kadar azalmakta…

Loeb, Gökada merkezindeki Kara Delik yakınında, ‘ışık hızına’ yakın (!) hızlarla dolanan yıldızların gerşekleştireceği (olası) çarpışmaların sebep olacağı ışımanın, halen inşaası devam eden Vera C. Rubin Gözlemevinde mevcut olacak LSST (Legacy Survey of Space and Time) kamerasıyla belirlenebileceğini söylüyor… Yine de, bunun gerçekleşebilmesi için birkaç yıl geçmesi gerekecek…

Kara Delikler kendilerine yaklaşaçak çift-yıldızlardan birini kendilerine doğru çekerken, Sagittarius A* örneğindeki yıldız S2 gibi) , diğerini gökadanın dışına doğru çok yüksek hızla fırlatabilir… Astrofizikçi Jack Hills, 1988’de, bunun gerçekleşmesinin mümkün olduğunu teorik olarak göstermiş, Warren Brown da, 2005’te, Samanyolunun (Sütlüyolun) ‘Hale’si (Halo) içinde bu (‘gökyüzünde yalnız gezen’) yıldızları gözlemişti……

Yine hatırlatalım, bu yıldızların hızı, Loeb’in (aşırı abartarak) söylediği gibi, ışık hızına yakın değil, sadece yüzdeikisi kadardı…! Loeb’e göre, bu ‘fırlatılan’ yıldızların gezegenlerini de yanlarında götürmeleri mümkün olabilir…! Loeb, 2012’de bunu ileri sürmüştü…

Haliyle, parçalanan bir gezegen söz konusu olduğunda, sürekli ‘yanda’ taşınmaz…; bazı parçaları uzayın derinliğine gönderilebilir… Oumuamua, bu parçalardan biri olabilirdi…!

Loeb, 1 Mayıs 2021’de yayımlanan bir makalesinde, daha da ileri giderek, bu (yandan) mekik-görünümlü gök cisminin başka medeniyetlerin uzayda terkettiği bir araç olabileceğini dahi ileri sürmüştü…!

Yararlanılan Kaynak:

https://www.scientificamerican.com/article/stars-that-race-through-space-at-nearly-the-speed-of-light/

(Günün Seçimi)