Cesaret/Maharet…mi, yoksa, başka bir şey mi…? (Incredible accomplishment or what…?)

Bir Red Bull pilotu, İstanbul’daki iki otoyol tünelinden uçarak geçmiş… Haber basında bugün yer aldı…

Bu uçuş denemesi için, kırk kişilik bir ekiple bir yıl boyunca çalışılmış…

Pilot uçağını birinci tünelin içinden havalandırmış, iki tünel arasını ve ikinci tüneli yerden 70-160 cm aralığındaki bir bölgeden uçarak geçmiş…Toplam kalkış/uçuş mesafesi 2.6 kilometre…

Haliyle amaç, ‘Çılgınların yazdığı’ Guiness Dünya Rekorları Kitabına girebilmek’…!

*

Bu yapılan bir cesaret/maharet…mi, yoksa, başka bir şey mi…?

Unutmayalım…: Bu gibi girişimleri destekleyenler meydana gelecek üzücü olayların da sorumluluğunu taşıyacaktır…

‘Şeyhleri uçuranların Müritler olduğunu’ unutmayalım…!

Yararlanılan Kaynak:

https://www.redbull.com/id-id/tunnel-pass-dario-costa-catalca-turkey-factsheet

Uçak tarlaya neden indi…? (Why did an aircraft land in the field ?)

Tarlaya inen uçak. (İnternet Basınından)

Konya’da yakıtı biten uçak tarlaya indi‘…

İnternet Havacılık basınında 2 Eylül 2021 günü yayımlanan bir haberin başlığı böyle…

Haber metninin içinde, imlâ/ifade hatası bir kenara bırakılırsa, bir çelişki de mevcut…: Uçak tarlaya neden indirildi…? Uçağın bu indirilişi planlı mıydı.., yoksa, bir acil durum inişi miydi…?

Orijinal ifade:

‘Konya’da zirai ilaçlama yapan tek motorlu uçak, yakıt yetersizliği planlı olarak tarlaya indi.

Alınan bilgiye göre, pilot xxx yönetimindeki tek motorlu uçağın Sarayönü ilçesi Ladik Mahallesi’nde zirai ilaçlama yaparken yakıtı azaldı.

Uçak, Büyükzengi mevkisindeki tarlaya inerek yakıt ikmali yaptı.

Uçağın, herhangi bir kaza kırıma uğramadığı, yakıt ikmalinden sonra tekrardan havalandığı belirtildi…’

*

Aynı konuda bir başka internet gazetesinde bu olay şöyle duyuruldu:

‘… KONYA’da tek motorlu zirai ilaçlama uçağı tarlaya zorunlu iniş yaptı. Uçağın yakıt yetersizliği nedeniyle zorunlu iniş yaptığı öğrenildi…

İncelemeler sonucu uçağın yakıt yetersizliği nedeniyle zorunlu iniş yaptığı anlaşıldı. Pilotun yakıt ikmali sonrası uçuşa devam edeceği belirtildi…  

Bu haberin son cümlesi dikkat çekici:

‘Pilot, yakıt ikmalinden sonra, uçuşuna devam edecek…!’

Hiç bir şey…olmamış gibi… (mi ?) !

(‘Laissez faire, laissez passer… Adam Smith‘)

(Bırakınız yapsınlar…bırakınız geçsinler…)

Çok büyük yıldızlar patlar mı…? (Heavier Stars may quietly implode into Black Holes…!)

Güneşten çok daha büyük yıldızların, ‘*birinci yaşamlarının’ son safhasında’ birer Süpernova olarak patlayacaklarını, takiben de birer Beyaz Cüceye dönüşeceklerini bilirdik… Astronom Bilimi böyle söylemekteydi…

(*İkinci yaşam, Beyaz Cüce’nin yaşamı…!)

Ancak, bilim gelişirken, bazı ‘doğrular’ da değişmekte… Son gelişme Büyük Yıldızlar üzerine…

Briyan Koberlein, universetoday.com’da 4 Eylül 2021’de yayımlanan yazısında, Büyük Yıldızların Süpernova olarak patlamadan, birer Kara Deliğe dönüşebilecekleini duyurdu…!

Çok büyük kütleli yıldızın içe çöküşünde iki seçenek sözkonusu, ya bir Nötron Yıldızı olacak, ya da bir Kara Delik…

Daha önce, kütlesi Güneşin kütlesinin on katı kadar olan yıldızların, birinci yaşamlarının sonunda, birer Süpernovaya (Patlamış Yıldız Kalıntısına) dönüşecekleri söylenmekteydi… (Şimdi, kendimizi-biraz-‘kandırılmış’ hissettik…; herkesin ‘kandırıldığını’ söylediği bu dönemde…!)

Yıldızların varlıklarını sıcaklığın yol açtığı iç basınç ve gravitasyon kuvveti dengesiyle koruyabildikleri bilinmekte… Büyük yıldızların merkezinde gerçekleşen nükleer reaksiyon ile yıldız içinde mevcut daha ağır elementler dönüştürülürken, farklı ağırlıktaki elementlerin dönüştürüldüğü (fuse) farklı katmanlar ortaya çıkar…Bu süreç demirin (merkezde) sentezlenmesine kadar devam eder…Demirden daha ağır elementlerin sentezlenmesi, açığa çıkacak enerjiye kıyasla, daha büyük enerji kullanımını gerektireceğinden, bu sentezleme süreci sürdürülemez… Bu aşamada ‘Çekirdek Çökmesi’ (Core Collapse) adı verilen bir olay yaşanır…; ortaya çıkan bir şok dalgası yıldızı parçalar…

Birinci yaşamını tamamlamakta olan bir yıldızda oluşan soğan-yapısı modeli (onion-skin model) (Kaynak:R. J. Hall; universetoday.com)

Kütlesi Güneşin kütlesinin 10-50 katından büyük olan büyük yıldızlarda, ‘Çekirdek Çökelmesi’ (Core Collapse) olayının yaşanacağını söylüyor Briyan Koberlein… Kütlesi daha büyük olan yıldızlar ise, bir Süpernova olarak patlamadan, bir Kara Deliğe dönüşecek şekilde, içe çökmelerine devam eder…

Kütlesi Güneşin kütlesinin 150 katını aşacak, çok daha büyük yıldızların ise, bir ‘Hipernova’ (Hypernova) olarak patlayacağı söylenmekte… Bu devlerin bir Çekirdek Çökelmesi sebebiyle değil, ‘Çift Dengesizliği’ (Pair Instability) adı verilen bir süreç sebebiyle patlayacağı söyleniyor…Yıldızın çekirdeğinde ortaya çıkan fotonların elektron-pozitron çiftlerini oluşturmasına sebep olan bir süreç…

Yeni bir araştırmada araştırmacılar, Çekirdek-Çökelmesi ilişkili Süpernovaların oluşabilmesi için üst limitin daha önce hesaplanandan daha düşük olduğu belirlendi…

Araştırmacılar, çarpışan gökadalar olan Arp 299’daki element bolluğu üzerine yaptıkları bir araştırmada, Neon/Oksijen ve Mağneyum/Oksijen oranını Güneşte ölçülen orana yakın olarak bulurken, Demir/Oksijen oranının çok daha düşük olduğunu belirlediler…

Arp 299’un Hubble ile alınan görüntüsü. (Kaynak: NASA, ESA, the Hubble Heritage Collaboration, and A. Evans; unversetoday.com)

Evrendeki demirin, genelde, büyük Süpernova patlamaları ile sentezlendiği biliniyor…

Araştırmacılar belirlenen bu ‘düşük seviyenin’, kütlesi Güneşin kütlesinin 23-27 katından büyük yıldız patlamalarının hariç tutulmasıyla sağlanabileceğini söylüyor… Bu durum, bu kapsama giren yıldızların başka bir süreç yaşamış olmaları anlamına geliyor…; Kara Delik ‘değirmenlerini oluşturmuş olmaları’ anlamına…!

Yararlanılan Kaynak:

En güzel Gravitasyonel Odaklama…! (A Perfect Gravitational Lensing…!)

Einstein Halkası (Kaynak: ESA/Hubble & NASA, T. Treu , Acknowledgment: J. Schmidt; universetoday.com)

‘Einstein Halkası/Çemberi’ (Enstein Ring), son yıllarda keşfedilen, gökyüzünün bir başka güzel görüntülerinden… Einstein’in Genel Görelilik Kuramının doğurduğu sonuçlardan biri olan, ‘Işığın Büyük Kütleli Cisimler Tarafından Eğilebileceği (Yolundan Saptırılabileceği)’ önermesinin gözleme-dayalı bir ispatı…!

Astronomi Dünyasının ‘Gravitational Lensing’ (biz, ‘Gravitasyonel Odaklama’ demekteyiz, ‘Gravitasyonel Mercekleme’ değil !) olarak adlandırdığı bu gök (uzay) olayı, kısaca, önünde yer alan (gökada gibi) başka büyük bir cisim sebebiyle, normal şartlarda gözlenemeyecek olan arka-plan cisimlerinin görünmesini sağlamakta…

Bu konu bu sitede de, zaman zaman, gündeme geldi… Bugünkü haberi ilginç kılan şey, görüntülenen son ‘Einstein Halkası’nın öncekilere kıyasla en düzgünü (ve tam olanı) olması… Daha öncekiler, arka-plandaki cismin büyüklüğüne ve yaydığı ışığın gücüne de bağlı olarak, genelde, tek ya da çok parçalı ‘ışık yayları’ ve/veya ‘çoklu cisim-görüntüleri’ şeklinde görünmüştü…

Bu son haberi duyuran Nancy Atkinson, universetoday.com’da 30 Ağustos 2021’de yayımlanan yazısında, Hubble Uzay Teleskobuyla alınan bu görüntünün, arka plandaki bir Kuasar’ın (Quasar) ışığının (Quasar 2M1310-1714.65) , ön plandaki iki büyük gökada tarafından odaklanması sebebiyle oluştuğunu söylüyor… (Ön plandaki cisimler tek başına veya birlikte bir yakınsak mercek gibi davranarak, arka plandaki cismin nispeten saçılmış durumdaki ışığını toplayarak yoğunlaştırır…; görünürlüğünü artırır…; bir çeşit odaklama davranışı…)

Atkinson, Hubble ile alınan bu görüntüde, açıkça görünen dört Kuasar görüntüsüne ilave olarak, merkezde beşinci bir Kuasar görüntüsünün daha mevcut olduğunu söylüyor… Bu beşinci görüntü, odaklamayı yapan ön-plan cisminin tek değil çift (iki gökadanın oluşturduğu bir mercek durumu) olmasından kaynaklanmakta…; işin ilginç tarafı burası…!

Astronomlar ayrıca, öndeki gök cisminin kütlesinin büyüklüğüne bağlı olarak, arka planda ve daha uzaktaki gök cisminin farklı şekillerde görünebileceğini söylüyor…

Yararlanılan Kaynak:

Yeni bir ‘İş Jeti’ kazası…! (New, a Business Jet accident…!)

Güncelleme: 5 Eylül 2021

Bu uçağın tam yükle havalanabilmesi için gereken pist uzunluğu 3500 fit… Mevcut pist uzunluğu ise 3650 fit kadar… Kullanılan pist kalkış için yeterli, ancak, hataya fazla yer bırakmayan, sınırlı uzunlukta bir pist…

Uçağın, kalkış rulesinde (koşturmasında) fren yapıldığına dair pistte tekerlek izi mevcut…! Uçak, havalandıktan sonra, tekrar alçalarak yere temas etmiş ve toprak arazide kayarak savrulmuş… İlk bakışta, motorlarının çalışır durumda ve yeterli güç ürettiği izlenimi edinilmiş…!

Soldan (çimen sınırından itibaren) ikinci düz çizgi, uçağın ABS (fren) sistemi devrede olarak, sağa kaçışını gösteren tekerlek izi…
Pist sonunda, çok sert fren izi…! (Fotoğrafın orta hattında)
Pist dışında sağ tekerlek izi ve uçağın temas ettiği elektrik direkleri (ileride).

Ksaca, uçakta kontrol altında veya kontrolsuz bir frenleme yapılmış… Bu esnada motorların kalkış için uygun seviyede bir güçte çalışmakta olduğu tahmin ediliyor…

Şüphesiz, kazanın detaylı sebeplerini Kaza İnceleme Ekibi (NTSB) belirleyecek…

Yine de, tahmin edilen iki-yıl alacak inceleme süresinin bu devirde fazla olduğunu belirtelim… Artık bu inceleme süreleri altı ayı geçmemeli…

İnceleme iki yıl sürecek ‘sakızı’ da daha fazla çiğnenmemeli…!

………………………….

Dailymail.com’da, 2 Eylül 2021’de, Adam Manno tarafından yayımlanan bir haberde, Robertson Airport’tan havalanan, Cessna Citation 560XL tipi bir ‘İş Jeti’nin kazası duyuruldu… (‘İş Jeti’ ifadesi, genelde, uçağın büyüklüğünü vurgulamak için kullanılmakta…)

Farmington’da (Kenneticut, ABD) meydana gelen bu kaza, uçağın kalkışından hemen sonra meydana gelmiş… (Öncelikle kalkışlar, sonra da inişler uçuşun en riskli safhalarındandır…)

Bu haberde, uçaktaki dört kişiden sağ kurtulan olmadığını söylüyor… Önce yere çarpan uçak, sonra da, sürüklenerek yakındaki bir Fabrika Binasına çarpmış…

Kazanın neden meydana gelmiş olabileceği hususunda elde henüz bilgi yok. Sadece, bir görgü şahidi, uçağın havalandıktan sonra alışık olunan uçuşunu sürdüremediğini söylemiş… Bir başka kaynak ise, bu sebeple uçağın önce, bölgedeki bir elektrik hattına çarptığını söylemiş… Uçağın hızının artmasına veya mevcut hısın düşmesine sebep olan bir motor veya başka mekanik arıza meydana gelmiş olabilir… (Normal şartlarda, bir motoru arıza yapsa bile, bu uçakların kalkışını ve takibedecek uçuşunu sürdürebilmesi gerekir…!)

Bu sayfa, yeni bilgi temin edildiğinde güncellenecek…

 

Yararlanılan Kaynaklar:

https://www.dailymail.co.uk/news/article-9951729/Small-planes-crashes-industrial-factory-Connecticut-sending-flames-shooting-sky.html

Uzayda nasıl kalem gerekti…? (How type pen did require in space…?)

NASA astronoto Walter Cunningham Apollo 7 içinde ‘mektup'(!) yazarken…: ‘…hasseten selam ederim…’ (Kaynak: NASA; spacedaily.com)

Uzaya ilk çıkıldığı yıllarda Kontrol Listeleri (Checklist) nasıl işaretlendi…, notlar nasıl alındı…; şahıs beraberinde götürülen ‘hediyelik-kartlar’ nasıl imzalandı…?

‘Uzay-kalemi’ (uzayda kulanılabilecek kalem) tasarımı ABD’nin (ve muhtemelen Sovyetlerin) halledilmesi gereken meselelerinden biri oldu…

Sovyet kozmonotlarının uzay ortamında başlangıçta kurşun kalem kullandıkları biliniyor… Ancak, Kurşun Kalem’in, iş görmesine rağmen, yarattığı bir risk de mevcuttu…; kırılacak (elektrik açısından iletken) grafit uçlarının kabin içinde serbestçe dolaşarak, elektronik devrelerde kısa devreye yol açma olasılığı…! (Kurşun Kalemin taşıdığı potansiyel risk, Sovyetlerin göze aldığı diğer risklerin yanında, herhalde ‘devede-kulak’ mertebesindeydi…!)

Aynı dönemde ABD’nin ‘uzayda-kullanılabilecek kalem’ icad etmek için milyonlarca dolar harcadığı söylentisi de bir efsaneden ibaretti…

Emniyetli bir kullanım düşünüldüğünde bir ‘uzay-kalemi’ne gerçekten ihtiyaç vardı…Bu sahada çalışan kalem imalatçılarından biri de Fischer firmasıydı…; 1968’de Fischer Space Pen’i geliştirdi…Astronot Walter Schirra, Apollo 7 uçuşunda bu kalemi kullandı ve tanıttı… Geliştirilen ilk kalemler halen, bazı ABD Müzelerinde sergilenmekte…Sovyet Kozmonotları da, 1969’dan itibaren, geliştirdikleri uzay-kalemlerini kullanmaya başladılar.

Yaygın şekilde kullanılan ‘bilya-uçlu’ (ball-point) tükenmez kalemlerin uzay ortamındaki performansı oldukça kötüydü…; boya sızdırmakta, yazmada zorluk yaratmakta ve kalem ucu çabuk kurumaktaydı…

İlk dönemde, basınçlı mürekkep tüpü kullanan kalemler tasarlandı… Ancak, bu kalemler de, tüp içindeki basınç sebebiyle kaçak yaptı… Ancak, mürekkebine reçine katılarak bu kaçak engellenebildi… Neredeyse katı bir hale getirilen mürekep/boya, bu kalemle yazmaya başlanınca, ucundaki bilyenin baskısı altında sıvılaşmaktaydı…; böylece, (düşük-gravitasyonlu) uzay-ortamında kullanılması mümkün olabildi…

Geliştirilen bu kalemler NASA’nın basınç ve farklı ortam gazı (oksijen,…) ile sıcaklık testlerinden geçirildikten sonra astronotların kullanımına verildi…

Firmanın uzay ortamında kullanılmak üzere geliştirdiği bu kalemler, halen, birçok farklı sektörse de kullanılmakta; her ortamda yazabiliyor olması sebebiyle… (Halen kullanılmakta olan ‘tükenmez kalemlerin’ bir problemi ısındığında boya/mürekkep sızdırması.., diğer bir problemi ise, ‘baş/uç-yukarı’ tutulduğunda yazmaması…!

Yararlanılan Kaynaklar:

https://www.spacedaily.com/reports/Space_pens_pencils_and_how_NASA_takes_notes_in_space_999.html