Takiyüddin’in Rasathanesine ne olmuştu…? (What happened to  Takiyüddin’ Observatory…?)

Rasathanede çalışan alimler

Rasathanede çalışan Bilim İnsanları. (Kaynak: Wikipedi)

Tarihsel bilgilere göre, Bilim İnsanı Takiyüddin’in İstanbul’da, Tophane Sırtında kurdurduğu Gözlemevi (Dar-ü’r Rasad-ül Cedid), 22 Ocak 1580’de, dönemin padişahı tarafından, top atışıyla yıktırıldı…!

Bu gözlemevi, 1575’te inşa edilmişti… Yaşamasına sadece beş yıl izin verilmişti…!

Wikipedi’deki bilgilere göre:

‘1571 yılında Osmanlı Sarayı’na müneccimbaşı olarak atanan Takiyüddin’in, Padişah III. Murad‘a, astronom Uluğ Bey‘in Semerkant‘da hazırlattığì “Zic-i İlhani” adlı astronomi gözlem ve hesaplarının eskidiğini belirten raporunu sunmasından sonra kurulmuştur. İstanbul Rasathanesinin yapımına kesin olarak ne zaman başlandığına dair kanıt niteliğinde herhangi bir belge bulunmamasına karşın, rasathanenin aletleri ve yapımı tamamlanmamış bile olsa 1575-1580 yılları arasında gözleme açık olduğu belirlenmiştir. Rasathane 1580 yılında, Şeyhülislam Kadızade’nin onaylayan fetvası ve padişah III. Murad’ın emriyle denizden topa tutularak yıkılmıştır.

Osmanlı Devleti’nde 16. yüzyılda namaz vakitlerinin belirlenmesi, kıble yönünün tayin edilmesi ve takvimin hazırlanması için gökbilim kullanılmaktaydı ancak kurulan küçük çaplı rasathanaler gündelik hayata yönelik oldukları için uzun ömürlü olmamıştı.  1571’de Müneccimbaşı Mustafa Çelebi ölünce yerine Müneccimbaşılığa atanan Takiyüddin’i himayesi altına alana Vezir Sokullu Mehmet Paşa ve Hoca Sadettin Efendi, onun gözlemevi kurma isteği ile ilgilendiler ve onu desteklediler.

Uluğ Bey Zîci’nin gününü doldurduğunu, günün ihtiyaçlarına uygun olmadığını ve yeni gözlemler ışığı altında yeni tablolar oluşturulmasının gerekliliğini açıklayan bir layiha hazırlayıp padişah III. Murat’tın huzuruna çıkan Takiyüddin, Padişahın adıyla anılacak bir zîc hazırlamakla görevlendirilerek rasathanenin kurulması için izin, yer ve ödenek aldı; rasathanenin müdürlüğüne atanarak inşasına nezaret etme görevi de kendisine verildi…

Hüseyin Ayvansarayî‘nin 18. yüzyıl sonlarında yayımlanan Hadikatü’l Cevami adlı eserinde, bir rivayete göre Galata Kulesi’nin Takiyüddin tarafından bir gözlemevi olarak yaptırıldığından; ancak bu gözlemevinin Padişah III. Murad tarafından Ocak 1580’de yarısına kadar yıktırılsa da kulenin yıkılmadığından bahsedilir. Aynı eserin başka bir yerinde ise Tophane‘de yer alan kulenin, Hoca Sâdeddin Efendi‘nin “astronomiyle uğraşan devletlerin kısa sürede yıkılması” yönündeki ifadelerinden ötürü yıktırıldığı ifade edilir.

Tayyarzâde Ahmed Atâ‘nın Tarih-i Atâ adlı eserinde, kulenin 1582 civarında Takiyüddin tarafından gözlemevi olarak kullanma amacıyla tamir ettirildiği belirtilir.  Takiyüddin de Cedvel-i Esma-i Buldan adlı eserinde, Galata’daki bir kulede gözlemler yaptığından bahseder.  Mehmed Süreyya, bu gözlemevinin Galata Kulesi’nde kurulduğunu belirtse de Johannes Heinrich Mordtmann, Mehmed Süreyya’nın Tarih-i Atâ’da geçen “Tophane üstünde kulle-i cebelde” (“Tophane üstündeki tepenin zirvesinde”) ifadesindeki “büyük bağ evi” anlamına gelen “kulle” sözcüğünün “kule” olarak yorumlanmasıyla birlikte “hatalı olarak” gözlemevinin Galata Kulesi’nde olduğu çıkarımında bulunduğunu ifade eder. Kulenin, Takiyüddin’in gözlemevi olduğu yönündeki iddialar günümüzde geçerliliğini korumamaktadır; ancak Takiyüddin, gözlemevinin inşası öncesinde Galata Kulesi’nde birtakım çalışmalar gerçekleştirmiştir.

İddiaya göre rasathanenin tamamlanmasının üzerinden birkaç ay geçtikten sonra beliren bir kuyruklu yıldız nedeniyle Sultan III. Murad Takiyüddin‘den kehanette bulunmasını talep etmiş, o da bu yıldızın bir mutluluk ve saadet devrinin habercisi olduğu tahmininde bulunmuştu. Ancak bunun tam aksine o devirde ortaya çıkan bir salgın hastalığın getirdiği felaket nedeniyle rasathanenin muhaliflerinin sayısında bir hayli artış olmuştu.  Takiyüddin gözlemlerine bir iki yıl daha devam edebilmişti.  Bazı kaynaklar ise bilime muhalif bir tarikatın yıkım kararının alınmasında etkili olduğunu belirtmektedir.

1577’de geçen ve periyodik-olmayan Kuyrukluyıldızın yörüngesi. (Kaynak: Wikipedia)

İlber Ortaylı‘ya göre İstanbul’daki bir depremden sonra halk ayaklanmış ve depremin rasathane yüzünden olduğunu söylemişlerdir. Sarayın önünde büyük gösteriler olmuş, bunun üzerine III. Murat, denizden top atışı ile rasathaneyi yıktırmak zorunda kalmıştır.

Cometographia, a book on the Great Comet of 1577, by Laurence Johnson

Kimi araştırmacılar rasathanenin yıkılmasının gerçek sebebinin bir siyasal çekişme olduğu iddia edilmiştir. Rasathanenin kurulmasına önayak olan Hoca Sadettin Efendi’nin Şeyhülislam Kadızade Ahmet Şemsettin Efendi ile farklı siyasi gruplarda yer alması ve bu gruplar arasındaki çekişmenin yıkıma sebep olduğu sanılmaktadır…’

*

Aradan dörtyüzden fazla yıl geçti… Takiyüddin’e, elinden alınan Gözlemevini geri verebildik mi…?

‘Bir şeyleri yıkma’ alışkanlığımızdan, hâlâ, vazgeçemedik…!

Bu konuda, Sayın İlber Ortaylı, herhalde, şöyle derdi…: ‘bu konunun üzerinde önemle durmak lâzım’…!

Yararlanılan Kaynak:

https://www.wikiwand.com/tr/Takiy%C3%BCddin%27in_Rasathanesi

https://wiki2.org/en/Great_Comet_of_1577

(Şarkı bile söylemişti…)

Uzay ortamı Kırmızı Kan Hücrelerine zarar verir…(mi ?)(Space Flight Destroys Blood Cells…?)

Bu görselin boş bir alt özelliği var; dosya ismi: being-in-space-destroy-1024x682.jpg

ISS’de bir çalışma. (Kaynak: NASA; universetoday.com)

Nancy Atkinson tarafından, universetoday.com’da 19 Ocak 2022’de yayımlanan bir haberde, Uzay Ortamının Kırmızı Kan Hücrelerinin (Red Blood Cells) azalmasına (hemolysis) yol açtığının belirlendiği duyuruldu…!

Uzay Ortamının insan vücuduna etkileri uzun zamandan beri araştırılmakta… Uzaya ilk uçuşlar başladığında, bu sahadaki araştırmalar uzay ortamına gönderilen hayvanlar üzerinde gerçekleştirilmişti…; insanların gönderilmesi daha sonraki aşamada göze alınabildi…

Uzay İstasyonları da, esas olarak, bu kapsamdaki araştırmalar için geliştirildi ve kullanıldı…

Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS)’de görev yapan uzay insanları üzerinde gerçekleştirilen son bir araştırmada, uzay ortamında bulunulan sürelerde, uzay insanlarının kanlarında gerçekleşen Kırmızı Hücre ölümlerinin Dünya ortamında gerçekleşene oranla %54 arttığı belirlendi…!

Yine bu araştırmada, uzay insanlarının Dünyaya dönüşlerinden bir yıl sonra bile, ‘Uzay Anemisi’nin (Space Anemia) bir süre devam ettiği belirlendi… Bu durumun, uzayda görev yapmış kişilerden testi yapılan 14 kişide devam ettiği gözlendi…

‘Uzay Anemisi’, uzaya ilk gönderilen kişilerden itibaren belirlendi… O günden bugüne, bu hastalığa vücuttaki sıvının, düşük gravitasyon etkisi altında, yer değiştirmesinin (shift) yol açmakta olduğu hususu olası bir sebep olarak görülse de, kesin sebebi/sebepleri henüz belirlenemedi…

Araştırmacılar, uzay (microgravity) ortamında vücut sıvılarının ayaklardan vücudun üst bölümüne ve başa doğru hareket ettiğini söylüyor… Bu durumda, yüzde şişkinlik görünümü oluşurken, başta da ‘doluluk/dolgunluk hissi’ (feeling of fullness) hissediliyor…Bu sıvı hareketinin önemli bir yan etkisi ise, uzay insanlarının görme yeteneğinin zayıflaması…! (Göz küresinde oluşan deformasyon…?)

Daha önceki araştırmalarda, uzay insanlarının uzay ortamına alışma sürecinde, kan hücrelerindeki sıvının %10 kadarını kaybettikleri belirlendi…!

Bu araştırmalardan, uzay ortamında, dengeyi sağlamak için, dolaşım sisteminin Kırmızı Kan Hücrelerinin %10 kadarını hızla yok ettiği, takibeden uzayda geçecek 10 günlük sürede ise, Kırmızı Hücre Kontrolunun normale döndüğü sonucuna varıldı…

Ancak, Dr. Guy Trudel (Ottawa Hospital and University of Ottawa) liderliğinde gerçekleştirilen bir araştırmada gösterildi ki, Kırmızı Kan Hücrelerinin azalmasının ana sebebi vücut sıvılarının yer değiştirmesi değil, bizzat, Uzay Ortamında (hemolytic condition) bulunulmasıydı…

Diğer taraftan, uzay ortamında altı-ay süreyle görev yapan uzay insanlarının Dünyaya dönüşlerinde, hücre kaybolma hızı zamanla düşse de, bu etki bir yıl süreyle devam etmekteydi…! Kandaki hemoglobin seviyesindeki değişime bağlı olarak akciğerlerde (alveolar) karbon monoksit seviyesinin ve surum’da demir seviyesinin yükselmesi (increased levels of hemolysis, reticulocytosis and hemoglobin) … (Bu konudaki makale NATURE Dergisinde yayımlandı…)

Bir anlamda… ‘sağlam git hasta dön’…durumu…!

Kırmızı kan Hücresi ölümü, Dünya ortamındaki yaşamda gözlenen/belirlenen olağan bir durum… Araştırmacılar, insan vücudunda, her saniye, iki-milyon kadar Kırmızı Kan Hücresinin öldüğünü/yok olduğunu söylüyor…Bu durum, uzay ortamında altı-ayı aşan sürelerle görev yapan uzay insanlarında, saniyede üç milyona ulaşıyor… Bu durum kadın ve erkek uzay insanlarında fark etmiyor…!

*

Akdeniz Anemisinden sonra, sırada ‘Mars Anemisi’…mi yaşanacak ? Başta, Elon Musk olmak üzere, Marsa gitme hazırlığı yapanlara duyurulur…!

Yararlanılan Kaynak:

‘Dargın’ Kahverengi Cüceler…(mi ?) (‘Resentful’ Brown Dwarfs … or what ?)

Kahverengi-Cüce çifti CWISE J014611.20 050850.0AB’nin WISE (solda) ve DES ile alınmış görüntüleri. Soldaki düşük çözünürlüklü WISE görüntüsünde bu iki gök cismi tek bir cisim olarak görünürken, daha yüksek çözünürlüklü DES görüntüsünde, ışığı büyük oranda kızılötesi ışıma olan bu çift kırmızı olarak gösterildi. (Kaynak: WISE/DES/Softich et al; spacedaily.com)

Spacedaily.com’da 14 Ocak 2022’de yayımlanan bir haberde, Arizona Devlet Üniversitesinden bir astronom grubunun yeni bir Kahverengi Cüce çifti belirlediği duyuruldu… Bu keşfi önemli kılan husus, bu iki gök cisminin birbirinden, bugüne kadar bilinenden çok daha uzakta yer almış olmaları…!

Kahverengi Cüceler, kütlelerinin bilinen yıldızlardan daha küçük olması sebebiyle, yeterince kütleye sahip olmamasına bağlı olarak, çekirdeklerinde (merkezlerinde) nükller reaksiyon başlatamayan ve sürdüremeyen, yine de, kızılötesi ışıma yapabilecek kadar da sıcak olan gök cisimleri…

NASA’nın WISE ( Wide-field Infrared Survey Explorer) araştırması (Backyard Worlds: Planet 9 citizen science project) ile, bugüne kadar birçok Kahverengi Cüce belirlendi… (WISE Veri Tabanı üzerinden, halk-destekli bir Kahverengi Cüce, Düşük Kütleli Yıldız ve Güneşe Yakın Cisimler için bir araştırma programı)…

Adam Schneider (U.S. Naval Observatory, Flagstaff Station and George Mason University) bu gibi ‘ayrık’ gök cisimlerinin, ilk oluşum sürecinde, dış (gravitasyon) etki altında kalarak, birbirinden uzaklaştığını söylemiş…

Keşfedilen bu çift Dünyadan 130 ışık yılı uzaklıkta. Bu iki gök cismi arasındaki mesafe ise 129 AU (Dünya-Güneş mesafesi) kadar…; Plütün’un Güneşten uzaklığının üç katı kadar…!

Yararlanılan Kaynak:

https://www.spacedaily.com/reports/Team_of_astronomers_finds_widest_separation_of_brown_dwarf_pair_to_date_999.html

Perseverance’nin boğazına takıldı…! (Perseverance Rover chokes on Mars pebbles..!)

NASA's Perseverance Rover Chokes on Mars Pebbles While Collecting a Rock Sample
Aracın boğazına takılan taş parçaları (Numune Tübü deliğinin alt kenarında; Tüp çıkarılmış durumda) (Kaynak:  NASA/JPL-Caltech/MSSS; scientificamerican.com)

Mike Wall’ın scientificamerican.com’da 12 Ocak 2022’de yayımlanan bir haberinde, NASA’nın Marstaki gezgini Perseverance’nin ‘boğazına’ numune olarak aldığı taş parçalarının takıldığı duyuruldu…!

Nasa’nın Perseverance aracı, Mars Helikopterinin uçuşlarını izlemek dahil, gerçekleştirdiği diğer birçok araştırma görevinin yanında, Dünyaya daha sonraki bir süreçte getirilmek üzere, Marstan (yüzeyi/kayaları delerek) kaya-tozu numuneleri de toplamakta… Araç, bugüne kadar beş adet Numune Tübü doldurmuştu…

Perseverance, kaya tozu doldurduğu altıncı numune tübünün kapağını kapatmayı başaramadı… Bunun sebebi, tüpün ağzının yakınına düşen taş parçaları… Bu parçalar kapağın yerine oturmasını engelledi…!

Mars yüzeyinde Şubat 2021’den beri görev yapmakta olan Perseverance aracının Mars tozuyla doldurmakta olduğu Numune Tüplerinin en erken 3031’de, NASA/ESA (Avrupa Uzay Ajansı) ortak projesi kapsamında Dünyaya getirilmesi hedeflenmişti…

Haliyle, bu ‘ağızda taş parçası birikmesi’ NASA uzmanlarının hesaba katmadığı bir durum…!

NASA’nın asteroid Bennu’ya gönderdiği aracı OSIRIS-REx’in de, taş/toz numunesi toplama kabı, aşırı dolduğu için, kapağı tam olarak kapatılamamış, asteroid yüzeyinden toplanan numunenin bir bölümü uzaya saçılmıştı…!

Perseverance’nin Ağustos 2021’deki ilk numune toplama denemesi, numune alınacak kayanın beklenenden yumuşak olması ve numune-tozun tüpün içinde birikmemesi sebebiyle, başarısızlıkla sonuçlanmıştı…

Mars, geçmişte, fazla yapışkan yüzey maddesiyle Phoenix aracının numune alma çalışmasını-bir süre-engellerken, sert kayası Curiosity aracının matkap ucunun kaya içinde sıkışmasına sebep olmuştu… Diğer taraftan, fazla gevşek yüzey toprağı, InSight aracının delgisinin ilerlemesini engellemişti…

Perseverance’nin yaşadığı bu son durum yeni bir problem…

Mars, NASA’nın uzmanlarını şaşırtmaya devam ediyor…

Yararlanılan Kaynak:

https://www.scientificamerican.com/article/nasas-perseverance-rover-chokes-on-mars-pebbles-while-collecting-a-rock-sample/

Sriwijaya B735 neden düşmüştü…? (Why Sriwijaya B735 had crashed…?)

Photo of Sriwijaya PK-CLC, Boeing 737-500
Sriwijaya PK-CLC, Boeing 737-500 (Kaynak: : PK-REN / Flickr / License: CC by-sa)

Avherald.com’da ve Aeroinside.com’da 13 Ocak 2021’de yayımlanan haberde, Sriwijaya Havayollarına (Endonezya) ait (SJ-182 Uçuş Numaralı) olan ve 9 Ocak 2021’de, Jakarta’dan havalandıktan sonra, Java Denizine düşen Boeing 737-500 tipi uçağın devam eden Kaza İncelemesi kapsamında bazı yeni bilgiler Endonezya Havacılık Kazaları İnceleme Kurulu (KNKT) tarafından hazırlanan ve 13 Ocak 2022’de yayımlanan ‘Ön Duyuruda’ (First Interim Statement) açıklandı…

Meydana gelen bu kazadan sonra uçağın imalatçısı olan Boeing bazı tip uçağın kullanıcılarına bir Mesaj (Multi Operator Message-MOM-21-0145-01B9 (R2)) yayımlayarak, Flap Pozisyon Gösterge Sistemi (Flap Indicating System) Kablosu hasarlanma olasılığına ve bu durumun uçağın Otomatik-Gazkolu (Auto-Throtte) Sistemine olumsuz etkisine dikkati çekmişti…

Takiben, ABD Federal Havacılık İdaresi (FAA) bir Uçuşaelverişlilik Direktifi (AD-2021-18-14) yayımlayarak, kapsama giren uçaklarda meydana gelebilecek Flap Senkronize Kablosu (metal) hasarının Otomatik-Gazkolu Bilgisayarı (Auto-Throttle Computer) tarafından farkedilemeyebileceğine dikkat çekilmişti…!

FAA, yayımladığı ‘Direktifte’, herne kadar, bu uçakta ‘kablo-kopması’ olayının yaşandığını kesin olarak iddia etmese de, Otomatik-Gazkolu Bilgisayarı ilişkili olarak, meydana gelebilecek asimetrik motor itişinin (Gazkolları farklı pozisyonda) uçağın anormal duruma girmesine sebep olabileceğini vurgulamıştı…

Sonuç olarak,

KNKT’nin yaptığı son açıklamadan, Kokpit Ses Kaydedicisi’ne (CVR) kaydedilen kokpit-içi konuşmaların, parazit bir sinyal sebebiyle, çözümlenemez hale gelmiş olduğu anlaşılıyor…!

Bu durum da, avherald.com’u izleyen ‘Uçuş Emniyeti’ savunucularının, haliyle, tepkisine yol açmış…!

Bu kazanın incelemesi devam ediyor…

Yararlanılan Kaynaklar:

https://www.aeroinside.com/15231/sriwijaya-b735-at-jakarta-on-jan-9th-2021-lost-height-and-impacted-java-sea

CANLI: SpaceX 105 uyduyu yörüngeye götürüyor…! (Live: SpaceX’ 105 satellite launch…!)

SpaceX, bugün, 105 uyduyu yörüngeye taşıyacak… Türkiye’nin ilk cep uydusu Grizu-263A da bu uydular arasında yer alacak…

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Mühendislik Fakültesi öğrencilerinden oluşan Uzay Takımının tasarladığı (Türkiye’nin ilk cep uydusu ?) Grizu-263A SpaceX’in Falcon 9 roketiyle uzaya gönderilecek…. Uydunun, yaklaşık 525 kilometre dünya yörüngesinde 4 yıl 8 ay görev yapması planlanıyor.

SpaceX’in bu roketinin bugün, 13 Ocak 2022, Perşembe, TSİ (Türkiye Saati İle) 18:25’te (15:25 GMT) fırlatılması bekleniyor…

(Kaynak: https://www.bloomberght.com/grizu-263a-nedir-2296502)

Atmosfer olayları yayılıyor… (mu ?) (Atmospheric events are widening…?)

Lightning bolts descend from dark clouds in northern Alaska. Lightning tracker Vaisala reported a significant uptick in far-northern Arctic lightning in 2021.

Rachel Ramirez tarafından, editorial.cnn.com’da 5 Ocak 2022’de yayımlanan bir haberde, 2021’de şimşek çakmalarının (lightning bolt) kuzey yarıkürenin kutba yakın bölgesinde arttığının belirlendiği duyuruldu..!

İklim araştırmacıları gelişen bu durumu ‘iklim krizinin’ bir göstergesi olduğunu söylüyor…; atmosferin ısınması küresel hava durumunda da değişikliğe yol açmakta…

Dünya-ölçeğinde oluşan şimşekleri izleyen bir ‘çevre izleme firması’ olan Vaisala’nın yaptığı ölçümlerden, 2021’de, 80 derece kuzey-enlem bölgesinde 7278 şimşek-çakmasının meydana geldiği belirlendi…Bu miktar, daha önceki dokuz yılda bu enlemde meydana gelen şimşek çakmaları toplamının iki katıydı…!

Normal şartlarda, şimşek çakmasının nadiren göründüğü bu bölgede gözlenen bu son durum, iklim krizinin ana bir göstergesi olarak dikkati çekti… Donmuş durumdaki bu bölgede yükselmekte olan sıcaklık şimşekleri de tetiklemekte…

Bilim insanları, şimşeklerin, nispeten ılık ve nemli, kararsız bir atmosferle ilişkili olarak ortaya çıktığını söylüyor… Şimşeklerin genelde tropik bölgelerde ve yaz mevsiminde ortaya çıkması bu yüzden…

Son durumda, şimşek-üreten kuzey-enlemi 65’ten kuzeye doğru kaymış…

Vaisala raporuna göre, ABD’de, şimşek çakmaları 2021’de, 2020’ye kıyasla, 24 milyon adet daha fazla olarak gerçekleşmiş…! Şimşek çakma olayarının yaşandığı dönem de yaz aylarından, yılın soğuk aylarına doğru genişlemekte…; ısınmanın bu ‘soğuk aylara’ doğru genişlemesine paralel olarak…

Vaisala Raporuna göre, 2019’da, Kuzay Kutbuna 50 km kadar mesafede bir şimşek çakması belirlenerek, bu olay, Guiness Rekorlar Kitabına alınmış…!

*

Daha önceleri başka ülkelerde meydana geldiğini bildiğimiz Hortum olayının son yıllarda Ülkemizde de görünmeye başlanması da bu konuyla ilişkili…Bizler Tropikal (Çöl ?) bölgelere gidemesek de, bu bölgelerin iklimi bize doğru yaklaşmakta…gibi görünüyor…

Farkında olmakta fayda var…!

Yararlanılan Kaynak:

Lightning in far northern Arctic increased in 2021 – CNN