Çin araçları Marsı renklendirdi…! (Chinese lander and rover shine on Mars…!)

Çin’in bir ay kadar önce Mars yüzeyine indirdiği Tianwen-1 ve Mars Gezgini Zhurong Mars yüzeyinde ışıl ışıl parlamakta…

Marsın Utopia adlı bölgesine indirilen bu araçlar, yine Çin’in Ay yüzeyine indirdiği araçlar gibi, boya ve yüzey koruma tedbirleriyle, Güneş ışığı altında, NASA’nın araçlarından daha dikkat çekici bir güzellikte görünmekte… Çin’li tasarımcıların bu konuda özenli davrandıkları bir gerçek… ABD/NASA iniş araçlarına ABD bayraklarını boya ile uygularken, Çin’in çok daha özenli davrandığı da görülmekte…

Çin Uzay Ajansı CNSA tarafından yayımlanan son videoda, bu araçlarla çekilen araç ve Mars fotoğrafların çok net olduğu görülmekte…

Tianwen-1 ile birlikte Zhurong’u aynı karede görüntüleyebilmek için, Mars Gezgininin yüzeye bir kamera yerleştirdiği (bıraktığı) anlaşılıyor…; bu zahmete dahi girilmiş…!

Bu aracın çektiği görüntüler içinde, Araçları yüzeye indiren parşüt ile, iniş aracının ısı kalkanı (siyah kütle) da görülmekte…

‘Aksiyon’lar Evrenin fosilleri…(mi?) (Axions could be the fossil of the Universe…!)


Dört farklı senaryoda Aksiyon oluşumu. Araştırmacılar bunların peşinde…! (Kaynak: spacedaily.com)

Spacedaily.com’da 8 Haziran 2021’de yayımlanan bir haberde, ‘Aksiyom’ların Evrenin fosil kalıntıları olabileceği duyuruldu…!

‘Aksiyon’lar (Axion) parçacık fiziğinde, Evrenin Büyük Patlamayla başladığı anı takibeden saniyeler içinde ortaya çıktığı varsayılan, varlıkları henüz ispatlanamamış, kuramsal parçacıklar…

Araştırmacılar, Evrenin Kozmik Mikrodalga Arkaplan ( Cosmic Microwave Background) araştırmalarında, 14 milyar yıl kadar geriye gidebilmekte…; Evrenin proton, nötron ve elektron oluşturarak, nötr-hidrojen sentezleyebildiği, yeterince soğuduğu bir döneme…

Bu araştırmalara göre, CMB içinde oluşan fotonlar, Büyük Patlamadan 400,000 yıl kadar sonra serbest bırakıldı…; oluştukları ortamdan etrafa/uzaklara saçılabilmeleri mümkün olabildi… Bu dönemden öncesinde nelerin meydana geldiğini bilebilmek, araştırmacılar için fazlasıyla zorlayıcı bir konu…

Kavli Ünivesitesinden (Institute for the Physics and Mathematics of the Universe-Kavli IPMU), Kaliforniya Üniversitesinden (University of California, Berkeley) ve Lawrence Berkeley Ulusal laboratuvarından (Lawrence Berkeley National Laboratory) araştırmacılar, foton-ötesi oluşum sahasını araştırarak, Aksiyon’ların, Evrenin oluşum tarihinde, foton-öncesi dönemde ortaya çıkmış olabileceği sonucuna vardılar… Yazdıkları makalede, CMB’nin yanında (ona izafeten) bir (Cosmic axion Background-CaB) araştırmasının da yapılması gerektiğini söylediler…! Bu araştırmacılara göre, şimdilik kuramsal olsa da, o dönemde Evrende Aksiyon’ların mevcut olabileceğine inanmak için birçok geçerli sebep mevcut…

Aksiyon’lar, Sicim Teorisinin ‘kuantum gravitasyonu’ bağlamında ileri sürdüğü, öngördüğü ve gerektirdiği parçacıklar…Aksiyom’lar, yakın geçmişte, gözlenmeye çalışılan Kara Madde (Dark Matter) için önemli bir aday durumunda… Araştırmacılar, halen, Aksiyon-temelli Kara Madde araştırmaları sürdürmekte…

Bilim insanları, CaB’nin ölçülmesi (varlığının belirlenmesi) durumunda, Aksiyon’un varlığının ispatının yanında, Evrenin yeni bir ‘fosil-maddesi’nin de belirlenmiş olacağını düşünüyor…CaB’nin oluşum sürecinin anlaşılması Evrenin oluşum sürecinin de, biraz daha anlaşılması demek olacak…

Yararlanılan Kaynaklar:

https://www.spacedaily.com/reports/Axions_could_be_the_fossil_of_the_universe_researchers_have_been_waiting_for_999.html

Aurora’yı nasıl bilirsiniz…? (How auroras are created…?)

Richard C. Lewis’in spacedaily.com’da 8 Haziran 2021 tarihinde yayımlanan haberinde, Aurora’ların (Kutup/Kuzey Işıkları) nasıl oluştuğunun belirlendiği duyuruldu…

Iowa Üniverstesindeki fizikçilerin liderlik ettiği bir araştırmada, araştırmacılar, Aurora’nın oluşum mekanizmasını deneysel olarak gösterdiler… Bu araştırmaya göre, Alfven Dalgaları (Alfven Waves) tarafından hızlandırılan elektronlar Aurora’yı oluşturmakta…

Bu görselin boş bir alt özelliği var; dosya ismi: how-auroras.jpg

Dünya çevresinde elektron hızlanması. (Kaynak: Austin Montelius; spacedaily.com)

Aurora Borealis olarak adlandırılan ve Kuzey Yarıkürenin kuzey (Ekvator’dan uzaktaki enlemlerde) bölgelerinde gözlenen Kuzey Işıkları insanları binlerce yıldır heyecanlandırmakta…

Bu tabiat olayının nasıl meydana geldiği hususunda teoriler mevcut olsa da, bu olayların gerçek mekanizması bugüne kadar yeterli bir seviyede doğrulanamamıştı…

Gerçekleştirilen yeni bir araştırmada, en parlak Aurora’ların, geomanyetik fırtınalar esnasında ortaya çıkan güçlü elektromanyetik dalgalar tarafından oluşturulduğu belirlendi…Alfven Dalgaları olarak adlandırılan bu fizik olayı, Dünyaya doğru hızlandırdığı elektronlarla, atmosferde bu ışık gösterisini yaratmakta… Araştırmacılar, Dünyanın Aurora-yaratacak manyetesfor ortamını laboratuvarda yaratarak, Alfen Dalgaları ile elektronları hızlandırarak, Aurora yarattılar…!

Bilim insanlarının ifadesine göre, Güneşin fırlattığı yüksek enerjili parçacıklar, bu bağlamda elektronlar, saatte 45 milyon kilometreye ulaşabilen hızlarla, Dünyanın manyetik alan çizgileri boyunca Dünyanın üst atmosferine dalarlar… Buradaki oksijen ve nitrojen molekülleriyle çarpışan bu parçacıklar, çarpıştığı bu molekülleri ‘tetiklenmiş’ (excited) bir duruma getirirler… Bu tetiklenmiş (enerjilenmiş) moleküller değişik renklerde ışık (Aurora) saçarak normal (enerjili) duruma geçerler…

Uzaya gönderilen araçlarla gerçekleştirilen ölçümlerde, Aurora bölgelerinin üzerinde, Dünyaya doğru ilerleyen ve elektronları hızlandıran Alfven (sörf !) Dalgaları belirlenmişti… Ancak, araçların ölçüm kabiliyetinn sınırlı olması sebebiyle, bu ölçümlerden nihai sonuçlara varılamamıştı…

Fizikçiler, UCLA’daki (Kaliforniya Üniversitesi, Basic Plasma Science Facility) LPD’y (Large Plasma Device) kullanarak, bu konudaki nihai kanıta ulaştılar…

Elektronların bir elektrik alanında oluşan Alfven dalgaları üzerinde sörf yaparak hızlanmalarının teorik sahada Landau Damping (Landau Sönümlemesi) olarak bilinir; bunun ilk olarak, Rus fizikçi Lev Landau tarafından 1946’da ileri sürdü.

Araştırmacılar, birçok nümerik modelleme ve simülasyonla, deney sonuçlarının beklenen Landau Sönümlemesi (mertebesiyle) uyumlu olduğunu da gösterdi…

Buna göre, Alfven Dalgaları elektronları hızlandırarak Aurora oluşumunu sağlamakta… LPD kabininde (chamber) hareket eden elektronların binde birinden daha azının Alfven Dalgalarıyla yaklaşık bir hızlarda hareket edebildiği ölçüldü…

Yararlanılan Kaynaklar:

https://www.spacedaily.com/reports/Physicists_determine_how_auroras_are_created_999.html

Güneş Tutulması…10 Haziran Perşembe günü…! (Solar eclipse is on June 10th, Thursday…!)

Ancak…, hemen sevinmeyelim…; Ülkemizden gözlenemeyecek…!

Yine de, bu gök olayı, Dünyanın bazı başka (Kanada, Kuzey Avrupa, Sibirya,…) bölgelerinden gözlenebileceği için, gökyüzü meraklıları, Saat (TS) 11:30-15:30 arasında, bu doğa olayını canlı olarak izleyebilecek…

Yararlanılan Kaynak:

Şimşek nasıl gelişir, ilerler…? (How can a lightning develope…?)

Şimşek, çok kısa sürede ortaya çıkıp, kaybolması sebebiyle, gözle izlenmesi zor, birçok durumda da imkansız olan bir tabiat olayı…

Şimşekler, çoğunlukla düşey (aşağı, yukarı) istikamette olmak üzere, çeşitli yönlerde, dallanarak, ilerleyebilmekte… Şimşek genelde, yerle temas etmeden, elektrik yüklü bulutlar arasında gerçekleşir… Yere olşması (yıldırım düşmesi) daha seyrek gerçekleşir… Bir Yıldırımın yerden yükselmesi ise çok daha nadir yaşanan bir olaydır… Bu olay, genelde, yüksek kulelerde/enerji ileten direklerde görülür… Bu tip yıldırımlarda, yerden yükselen (+ yüklü) elektrik akımı, bulutlardan inen (- yüklü) elektrik akımıyla birleşerek (devreyi tamamlayarak) görülebilir bir şimşeğe dönüşür…

Bir şimşeğin içinde oluşan sıcaklığın 50,000 santigrad dereceye ulaşabildiği ölçülmüş… Çakan bir şimşek içinde, peşpeşe ve yönü değişen elektrik (elektron) akımının oluştuğu belirlenmiş… (Şimşeğin tireyen ışığı bunun bir işareti olmalı…)

Yukarıdaki videoda bu tabiat olayı çok çok hızlı bir kamerayla kaydedilmiş…; böylece, şimşeğin gelişmesi, ilerlemesi detaylı olarak izlenebilmiş…

Dünya genelinde, ortalama olarak, saniyede 50-100 şimşeğin çaktığı ölçülmüş ve hesaplanmış…! Oldukça ‘elektrikli’ bir dünyada yaşıyoruz…

Sadece ABD’de yıldırımlar sebebiyle yılda ortalama 100 kişi hayatını kaybetmekte…

Snowbird Kazasının sebebi ‘kuşla karşılaşma’…! (Bird strike blamed in fatal crash of Canadian military Snowbird jet…!)

Güncelleme:

Bu kazada ‘Kuşla Karşılaşma’ vurgusu yapmamız, hatalı olduğunu düşündüğümüz ‘Kuş Çarpması’ söylemleri sebebiyle… Kısaca, hızlı olan yavaş olana çarpar…!

Kanada Yetkililerinin bu kaza incelemesinde gösterdikleri sürat ve titizlik takdiri hak etmiştir… Bu kazada erişilen bulguları bugün, 10,000+ km uzaktan biliyor olmamız da ayrıca övgüyü hak eden bir husus…

Umarız, bizde meydana gelen kazaların inceleme bulguları hakkında da, bir gün, böyle, zamanında ve gerçekçi bilgi sahibi oluruz…!

………………………………………………………………..

Bu kaza 17 Mayıs 2020’de, Kamloops’ta (B.C.; Kanada) meydana gelmişti…

Kanada Askeri Havacılık Kazaları İnceleme Kurulu, titiz bir çalışma yaprak, bu kazanın incelemesini bir yıldan kısa bir sürede, Mart 2020’de tamamladı ve inceleme raporunu yayımladı…Gözümüzden kaçan bu gelişmeyi, biraz gecikmeyle ve Murray Brewster’in CBS News’te yayımlanan, 29 Mart 2021 tarihli haberiyle duyuralım…:

Kısaca, Kanada Hava Kuvvetlerine (RCAF) ait, uçuş gösteri ekibi Snowbird’e (Kar Kuşu) ait olan ve kolda (birlikte) kalkış yapan, CT-114 tipi iki uçaktan kalkışından hemen sonra arızalanmış, uçakta bulunan pilot ve bir ‘yolcu’ uçaktan atlamıştı… Hemen yakındaki bir yerleşim yerine düşen uçağın ‘yolcusu’ hayatını kaybetmişti…

Uçakların kalkışını izleyenlerin çektiği bir videodan, uçakta motoruyla-ilişkili bir arıza yaşandığı (ses kaydından) açıkça görülmekteydi… Dolayısıyla, bu uçağın, motoruna kuş girmesi sebebiyle düşmüş olma olasılığı, daha kazanın yaşandığı gün, ortada mevcuttu/ileri sürülmüştü…

Bu görselin boş bir alt özelliği var; dosya ismi: deadly-snowbird-crash-blamed-on-bird-strike.jpg

Kuş…!

‘Uçaktaki Yolcu’ yüzbaşı Jenn Casey’di; pilot değildi, ancak, bu uçuş gösterisi ekibinin bir üyesiydi; Halkla İlişkiler Görevlisiydi… Kısaca, bu uçakta mevcut olması yasal bir uygulamaydı…

Yapılan incelemede, uçağın (tek olan) motoruna bir kuşun girmiş olduğu (daha doğru bir ifadeyle, kuşun motor tarafından emilmiş olduğu…) doğrulandı… Yukarıdaki fotoğraftan da, yaşanan bu olaydan önce, uçağın yakınında bir kuşun mevcut olduğu da görünmekte…

Kaza İnceleme Heyeti, bu uçağın motoruna bir kuşun girdiğini belirlemekle birlikte, bu (çok büyük olmayan) kuşun motoru tam olarak durduramadığı, motorun düşük performansla da olsa, çalışmaya devam ettiği sonucuna varmış…; burası çok önemli…!

Kaza videosundan da görülmüştü…; motorda (kuşun emilmesiyle/yutulmasıyla) oluşan stolu (patlama sesi) takiben, pilot uçağa ‘çekerek’ (yüksekliğini artırma manevrası, hücum açısını artırarak, kinetik enerjiyi potansiyel enerjiye dönüştürme…) biraz yükseklik kazandırmış, daha sonra da, kanat stoluna giren uçak uçuş ekibi tarafından terkedilmişti…

Kaza İnceleme Raporuda, stolu takiben, Pilotun uçağı kalkış yaptığı piste döndürmeye çalıştığı (en azından bu teşebbüste bulunduğu) söylenmiş…; bunu, muhtemelen, Pilotun kendisi söylemiş olmalı…

Jenn Casey

Raporda belirtildiğine göre, Pilot, atlamaya karar verince, ‘yolcusuna’ ‘Kolu Çek’ talimatı vermiş… (Uçağı kullanan Pilot, rütbesi ne olursa olsun, talimat vermeye yetkilidir ve onun talimatına uyulması zorunludur…) Takiben de, Pilot sandalyesinin atlama sistemini çalıştırarak, uçaktan atlamış…

Yine Raporda belirtildiği üzere, ‘Yolcu’, kendi sandalyesini 0.4 saniye sonra çalıştırarak (fırlatma kolunu çekerek) uçaktan atlamış… Ancak, bu anda uçağın bulunduğu yükseklik, pozisyonu ve (yatay, dikey) hızı, en azından ‘Yolcu’nun atlamasının başarılı olabilmesi için yetmemiş…: Havacılıkta buna, ‘Başarılı Atlama Zarfının Dışında Olma Durumu’ (outside safe ejection seat operation parameters) denmekte…

Kısaca, uçaktakiler ’emniyetle atlanabilecek şartların’ dışındaki şartlarda/ortamda atlamış… Pilotun, yaralı da olsa, kurtulmuş olması bir şans…!

Raporda, Pilotun, ‘yolcusuna’ ‘Atla’ (Eject) demesi gerekirken ‘Kolu Çek’ (Pull The Handle’ demiş olmasının önemli bir hata olduğu ifade edilmiş…Normal şartlarda, talimatı alan ‘Yolcu’nun, uçaktan önce ayrılmış olması gerekirdi… Halbuki, Pilottan sonra ayrılmış…

Kısaca, Pilot, bu uçak hakkında, Gösteri Ekibine seçilecek kadar tecrübeli biri olarak, uçağın performansını yeterince değerlendirememiş, atlama kararını vermede geçikmiş, atlama talimatını hatalı bir ifade şekliyle bildirmiş görünmekte…; kim ne derse desin…!

‘Yolcu’nun atlamasından sonra, sandalyesi de normal pozisyona gelememiş…Bu durum da, ana paraşütü açacak sisteminin zamanında ve tam olarak görev yapmasını engellemiş…; ana paraşütün zamanında açılmasını geciktirmiş…!

Yararlanılan Kaynak:

https://www.cbc.ca/news/politics/snowbird-crash-bird-1.5968000

‘Motorunu kaybeden’ uçak nasıl süzülür…? (How can an airplane glide…?)

Öncelikle, havacılıkta da zaman zaman karşılaştığımız, ‘Motor kaybetme/motoru kaybetme’ ifadesini ‘yeterince kaliteli bir ifade şekli olarak görmediğimizi belirtelim… Her ne kadar, havacılık dünyasında İngilizce sözcük ‘engine lost’ sıkça karşılaşılan bir ifade şekli olsa da, ‘motor durdu/durması’ sözcüğünü tercih ederiz ve öneririz… (Bu bağlamda, ‘motor durdu/durması’ yerine ‘motor sustu/susması’ sözcüklerinin kullanılmasını da, aynı sebepten, önermeyiz…)

Esas konuya dönersek…: Motoru duran uçak süzülebilir mi…; ne kadar süzülebilir…?

Bir uçağın süzülmesi, kısaca, motorunun/motorlarının belirgin bir katkısı olmadan, inişini hasarsız (veya az hasarla) olarak gerçekleştirebilmesi… (Kuşlar, genelde, uçuşlarının son safhasını bir süzülüşle tamamlar…)

Her ne kadar bu konu Pilot Adaylarına derslerde yeterince anlatılmakta olsa da, uçuşta motor durması ile karşılaşan pilotların, uçağın süzülme performansını çok az kullanabildiğini gözlemekteyiz… Birçok pilot, kullandığı uçağın süzülebilme özelliğini yeterince içselleştiremediği için, karşılaştığı acil durumda, uçağının bu potansiyelinden yeterince yararlanamamakta…; haliyle, kendi hayatını da riske atmakta ya da kaybetmekte…!

Gerçi, az sayıda da olsa, süzülmeyi başarıyla gerçekleştiren pilotlar da mevcut… Bunlardan biri yukarıdaki videoda görünmekte… Bu pilotun, uçağın hareket enerjisini sönümlendirmek için pistte gerçekleştirdiği manevra da oldukça başarılı ve etkili…; uçak son anda pist dışına çıkmış görünse de…

Uçakların süzülebilme becerisi (Glide Ratio; 8,…,17), tasarımında belirlenmekte ve kanat yüzeyi/uçak ağırlığı oranına (ve başka bazı faktörlere) bağlı olarak değişmekte… Bu bağlamda Planörler, süzülme yeteneği (kaybedeceği/alçalacağı her bir metre için gidebileceği yatay mesafe) en büyük olan hava araçları… Yine de, bir Planörün Galata Kulesinden Üsküdar’a kadar süzülebilmesi (Süzülme Oranının 40+ olabilmesi…) ‘bilim kriterlerine göre’ mümkün değil…; Pazarlayıcısı size ne derse desin…!

Yararlanılan Kaynaklar:

(Yine de, bu süzülüşte motorlardan biri görevini yapmaktaydı…!)

SpaceX’in Kargo Aracı bu gece fırlatılacak…! (SpaceX launches a Cargo Ship to ISS tonight…!)

Güncelleme:

Fırlatış başarılı oldu…

…………………

ISS’ye kargo götürecek olan bu insansız aracın (Cargo Dragon) akşam (TS) 20:29’da fırlatılması planlandı…

Araç ISS’ye yeni Güneş Panelleri de götürüyor…

Yararlanılan Kaynak:

https://www.space.com/spacex-dragon-crs-22-cargo-launch-ready