Bu defa sıra NASA’da…! (This time NASA tries…!)

Güncelleme:

NASA, 18 Şubat Perşembe günü, saat (TS) 20:15’ten itibaren canlı yayın yapacak…!

Marsa giden gidene…!

Birleşik Arap Emirliği’nin ‘Hope’ (Umut) adlı aracından ve Çin’in Tianwen-1 (Gökyüzüne Sorular ?) adlı aracından sonra, NASA’nın aracı ‘Perseverance’ (Azim) bu Perşembe (18 Şubat) Mars yüzeyine iniş gerçekleştirmeye çalışacak…!

‘İnecek’ deyemememizin sebebi, küçük de olsa, bir başarısızlık olasılığının her zaman mevcut olması… Diğer birçok başarısız iniş denemelerinin yanında, NASA’nın (ABD’nin) da, birkaç aracı Marsa inişte başarısız oldu… Başarısız olan araçlar içinde, (bize göre) en hüzünlüsü, Birleşik Krallığın (İngiltere’nin) aracı ‘Beagle 2’nin inişiydi… Bu aracın inişini başarıyla gerçekleştirdiği, ancak, ‘Cep Saati’nin kapaklarının tam olarak açılmaması sebebiyle, ‘inmeyi başardım’ mesajını Dünyaya gönderemediği yıllar sonra anlaşılabildi…!

*

Araçların Mars yüzeyine başarıyla inmeleri bir ‘ön-şart’, ancak, yeterli değil… Amacın gerçekleşebilmesi için, bu araçların, takiben, başarıyla çalışabilmeleri de gerekmekte… NASA’nın Mars yüzeyine Ocak 2019’da, son olarak, indirdiği aracı InSight, ‘biraz’ başarısız oldu…! (Merak edenler, detayını bu siteden sorgulayabilir…)

*

Bu sitede duyurulan haberler ve yazılan görüşler, ‘hayal dünyasından ziyade’ gerçek dünyada yaşayanlar için…! Uzay yolculuklarının gerçekleştirilebilmesi için, maddi/manevi hangi bedellerin ödenmesinin gerektiğini, uzay yolculuklarının ‘çocuk oyuncağı’ olmadığını ve olamayacağını bilmek isteyenler için…!

*

Marsa gönderilen araçların, uzaklığı sebebiyle, ‘anında’ izlenmesi ve bu araçlardan ‘anında’ haber alınması mümkün olamamakta; yaklaşık 15-20 dakika beklenmesi gerekmekte… Bu sebeple, Perseverance’nin iniş teşebbüsü de, biraz-gecikmeli olarak, izlenebilecek…

‘Uzay araştırmaları’ meraklılarına bu iniş teşebbüsünü NASA’nın You Tube’deki yayımından canlı olarak izlemelerini öneririz…; tabi, iniş saati uygun olursa…

NASA, 18 Şubat Perşembe günü, saat (TS) 20:15’ten itibaren canlı yayın yapacak…!

(Günün seçimi)

Alfa Centauri A’nın Gezegeni doğrudan görüntülendi…! (Imaging planet of α Centauri A, directly…!)

‘C1’ aday gezegen. Sağdaki kesik-çizgili çember ise Alfa Centauir A’nın sıvı-su barındırabilir bölgesi. (Kaynak: sci-news.org; Wagner ve araştırma ekibi arkadaşları)

‘Breaktrought Watch Initiative’den (yakın yıldızlar etrafında gezegen araştırma projesi) astronomlar, geliştrdikleri bir ‘orta-kızılötesi’ (mid-infrared) öte-gezegen görüntüleme yöntemiyle, yakın yıldızların ‘sıvı su barındırabilir’ (habitable) yörüngesinde dolanan, Dünyanın üç katı büyüklükteki gezegenleri görüntüleyebildiklerini duyurdular.

NEAR (Near-Earths in the AlphaCen Region) Projesi kapsamında, Şili’deki Paranal Gözlemevindeki ekipmanı kullanan araştırmacılar, yıldız Alfa Centauri’nin bu bölgesinde, Neptün’e yakın büyüklükteki (daha küçük)bir öte-gezegeni belirlediler. Alfa Centauri Sistemi (A, B ve Pr oxima Centairi) Dünyaya en yakın olan yıldız sistemi…; A ve B 4.35 ışık yılı, C ise 4.23 ışık yılı kadar uzaklıkta…!

Rigil Kentaurus (veya Rigil Kent) adıyla da bilinen Alfa Centauri (Alpha Centauri) ile Gliese 559, Dünyaya en yakın konumlardaki yıldız sistemleri.

Alfa Centauri Sisteminin üçüncü yıldızı olan ‘Alpha Centauri C’, Proxima Centauri adıyla da bilinmekte…

Güneşle kıyaslandığında, Alfa Centauiri A, G2 tipinde ve Güneşten biraz daha büyük bir yıldız… Alfa Centauri B ise, K1 tipinde ve Güneşten biraz daha küçük ve sönük bir yıldız… Bunlar Güney Yarıküre gökyüzünde görünmekte…!

Alfa Centauri A ve B, ortak bir gravitasyon merkezi etrafında, 80 yıl süren bir periyodla dolanır…; Dünya-Güneş mesafesinin 11 katı kadar olan bir uzaklıktan…

Dr. Oliver Absil (direktör; PSILab (STAR Research Institute/Faculty of Sciences), Université de Liège), Alfa Centauri Sisteminde, Dünyanın üç katı kadar büyüklükte kütleye sahip olan gezegenleri belirleyecek bir kabiliyete eriştiklerini söylemiş….

Breaktrough Watch proje grubu, ESO (Güney Avrupa Gözlemevi) ekibiyle 2016’da gerçekleştirdiği işbirliğiyle, yıldız sistemindeki yıldızın ışığını perdelemek ve sadece gezegenden gelen ışığı belirlemek amacıyla, termal kızılötesi bir kronograf geliştirme çalışması başlatmıştı…

Astronomlar, 2019’da başlayarak, Alfa Centauri A ve B’nin ‘sıvı su barındırabilir’ bölgelerinde, Sisteminde, toplamda 100 saati bulan gözlemler gerçekleştirdiler. K.Wagner, A.Boehle, T.de Zeeuw’un bu konudaki makalesi Nature Communcations’ta yayımlandı…

Astronomlar, bugüne kadar, genç yıldızların uzak yörüngelerinde dolanan dev gezegenleri doğrudan görüntüleyebilmekteydi…. Bu defa, düşük-kütleli olan ve yıldızın ‘sıvı-su barındırabilir’ (habitable) bölgesinde dolanan bir gezegeni belirlemiş oldular; bu keşfi önemli kılan husus bu…!

Astronomlar, termal arkaplan gizlenebilirse/engellenebilirse (mitigate) küçük kütleli gezegenlerin de görüntülenebileceğini söylüyor… Bu araştırma grubu, geliştirdikleri bir ‘yerde-konuşlu orta-kızılötesi dalgaboyunda gözlem metoduyla’ bu düşük-kütleli ılıman gezegeni, gözlemlerden elde ettikleri görüntülerin en kalitelilerini kullanarak, görüntülediler… Astronomlar, ayrıca, yıldız Alfa Centauir A’nın etrafında bir gezegenin ya da ‘eko-zodyak’ (exozodiacal) diskin mevcut olma olasılığını da ileri sürdüler.

Yararlanılan Kaynaklar:

http://www.sci-news.com/astronomy/habitable-zone-planet-alpha-centauri-a-09343.html

https://www.nature.com/articles/s41467-021-21176-6

Güneş Sisteminin en uzak ‘gezegenimsisi’ teyid edildi…! (Solar system’s most distant planetoid confirmed…!)

2018 AG37, ‘Farfarout’ (Çok çok uzak), 2018’de, 2018 VG18 ‘Farout’u (Çok uzak) keşfeden astronom ekibi tarafından keşfedildi.

Sacedaily.com’da 11 Şubat 2021’de yayımlanan haberde, Güneş Sistemin en uzak ‘gezegenimsi’sinin yörüngesinin belirlendiği duyuruldu…

Bu habere göre, astronomlar David Tholen (UH Manoa), Scott S. Sheppard (Carnegie Institute for Science) ve Chad Trujillo’dan (Northern Arizona University) oluşan bir astronom grubu, 2018’de keşfedilen ‘gezegenimsilerden’ (planetoid) biri olan 2018 VG18’in (takma adı: Farfarout), Güneşten Plüton’un uzaklığının dört katı bir uzaklıkta olduğunun belirledi… Bu durumda, bu gök cismi, Güneş Sisteminde varlığı doğrulanan en uzak cisim oldu…! Astronomlar, yaklaşık iki yıldan beri bu gök cisminin yörüngesini belirlemeye çalışmaktaydı…

‘Farfarout’un Güneşe uzaklığı 132 AU kadar. (1 AU=150 milyon km) Plüton Güneşten 34 AU uzaklıkta…Astronomlar, bu gök cisminin çok basık bir elips yörüngede dolandığını belirledi…Bu yörüngenin Güneşten en uzak noktası 175 AU uzaklıkta iken, en yakın noktası 27 AU kadar uzaklıkta; Neptün’ün yörüngesinden Dünyaya daha yakın bir konumda…

Bu gök cismi bu yörüngesindeki bir dolanışını ancak, bin yıl sürecek bir periyodda tamamlayabilecektir ve bu dolanışında Neptün’ün yörüngesini iki noktada kesecektir (yaklaşacaktır)…

Astronomlar, yörüngede bu yaklaşmalar sebebiyle, bu gök cisminin Neptün’ün gravitasyon kuvvetinden fazlasıyla etkilenerek, böyle bir büyük ve basık-elips yörüngeye yerleştiğini düşünüyor…

Astronomlar, çok uzakta olması sebebiyle çok sönük görünen bu gök cisminin 400 km kadar bir çapa (boy) sahip olabileceğini hesapladı… Bu gök cismi, bu sınırlı boyuyla, ‘Gezegenimsilerin’ boy skalasının alt ucunda yer almakta… Bulunduğu ortam sebebiyle, bu gök cisminin, Kuiper Kuşağındaki diğerleri gibi sert-buzlu bir yapıda olduğu sanılıyor… Bu gök cisminin keşfiyle, astronomlar, Güneş Sisteminde, Voyager araçlarının 40+ yılda ulaşabildikleri bir uzay derinliğindeki gök cisimlerini belirleyebilecekleri de anlaşılmış oldu…; şüphesiz, belirli boydan büyük olacakları…! Sheppard böyle söylemiş… Astronomlara göre, Kuiper Kuşağında, halen keşfedilmeyi bekleyen, çok daha fazla gök cismi mevcut… (Ay yolculuğunu başardıktan sonra, belki, biz de onların birkaçını keşfederiz…; sabahleyin de ‘işimize’ gideriz… Buradan, ‘AstroBilgi’ ekibine bir göndermede bulunmuş olalım…!)

Yararlanılan Kaynak:

https://www.spacedaily.com/reports/Solar_systems_most_distant_planetoid_confirmed_999.html

Ön Rapor yayımlandı…! (Preliminary Report is issued…!)

Avherald.com’da 10 Şubat 2021’de yayımlanan haberde, Endonezya’nın PT. Sriwijaya Air Havayollarına ait olan ve 9 Ocak 2021’de Java Denizine düşen Boeing 737-500 tipi uçağın Kaza İncelemesi Ön Raporunun (Preliminary Report) yayımlandığı duyuruldu… Meydana gelen bu kazada toplam 62 kişi hayatını kaybetmişti…

Endonezya Ulusal Ulaştırma Kazaları İnceleme Kurulu (KNKT) tarafından hazırlanan bu raporda, uçağın Kokpit Ses Kayıt Cihazının (Cockpit Voice Recorder-CVR) hafıza biriminin henüz bulunamadığı, aramasına devam edildiği belirtildi.

Yayımlanan bu raporda, uçağın Uçuş Veri Kaydedicisinde (Flight Data Recorder-FDR) kaydedilmiş olan uçuş/sistem performans verisinden, kaza öncesinde ve kaza anında uçak sistemlerinde gelişen olay sıralaması şöyle özetlendi:

*Soekarno-Hatta Uluslararası Havaalanından (Jakarta1) Supadio Uluslararası Havaalanına (Pontianak) SJY182 Uçuş Numarasıyla gitmekte olan uçak, mahalli saat 14:36’da havalandıktan dört dakika kadar sonra denize düşmüştü.

*Saat 14:36:46’da ATC ile temas eden pilota 290 seviyesine (29,000 fit) kısıtlama olmadan tırmanma izni verildi.

*14:36:51’de, 1980 fit yükseklikte, Otopilot Sistemi devreye alındı.

*14:38:42’de, uçak 8150 fite tırmandığında sol motor gazkolu ‘gaz-kesme yönünde (kendiliğinden) hareket etti. Sağ motor gazkolu pozisyonunu korudu. Gazkolu pozisyonlarına bağlı olarak, sol motorun devir sayısı azaldı, sağ sabit kaldı.

*14:38:51’de, Pilot, önlerindeki hava durumunu dikkate alarak, ATC’den uçağa yön değiştirme izni istedi; ATC bu izni verdi.

*14:39:01’de, ATC, Pilota, bölgede mevcut olacak başka bir uçak sebebiyle, 11,000 fit yüksekliğini koruması talimatını verdi.

*14:39:47’de, FDR’de, uçağın yüksekliği 10,600 fit, uçuş istikameti 046 derece ve bu açının küçülmekte olduğu kaydedildi. (Uçak sola doğru dönmekte…) Sol gazkolu, gaz-kesme yönündeki hareketini sürdürmekteydi. Sağ gazkolu sabit durumunu korudu.

*14:39:54’te, ATC Pilota 13,000 fite tırmanmasını söyledi. Pilot, bu talimatı aldığını teyid etti. Bu, ATC ile Pilot arasında kaydedilen son iletişimdi…

*14:40:05’te, FDR, uçağın, bu uçuşta erişilen en yüksek nokta olan, 10,900 fit yüksekliğe eriştiğini kaydetti.

*Uçağın uçuş istikameti 016 dereceye azaldığında Otopilot devreden çıktı. Uçağın Yunuslama (Pitch) açısı 4.5 derece olarak kaydedildi. Uçak sola 45 dereceden fazla yatış yaptı. Sol gazkolu geri yöndeki hareketine devam etmekteydi ! Sağ gazkolu konumunu korudu.

*14:40:10’da, FDR, Otomatik-Gazkolu Sisteminin (Autothrottle) devreden çıktığını kaydetti. Uçağın Yunuslama (Pitch) açısı 1o dereceden daha azla, burun aşağı pozisyondaydı.

*20 saniye sonra da FDR’nin veri kaydı durdu. (Bu anda uçak denize çarpmış olmalı !)

*14:40:37’den itibaren, ATC çağrı yaptıysa da Pilotlardan cevap alamadı. Uçak ATC’nin Radar Ekranından kaybolmuştu.

Uçağın arıza kayıtları incelendiğinde, 25 Aralık 2020’de, Uçuş Öncesi Kontrol’da, Yardımcı Pilotun Uçuş Hızı Göstergesinin arızalı olduğunun belirlendiği, ancak, yedek parçanın mevcut olmaması sebebiyle, yenisinin takılamadığının kaydedildiği belirlendi. Bu arızalı ekipmanın 4 Ocak 2021’de değiştirilmiş olduğu anlaşıldı.
Pilot, 3 Ocak 2021’de, Otomatik-Gazkolu’nun arızalı olduğunu beyan etmiş, bakım ekibi bu arıza için gerekli çalışmay ı yaparak, arızayı giderdiğini beyan etmişti.

Pilot, 4 Ocak 2021’de, Otomatik-Gazkolunun arızalı olduğunu tekrar beyan etmiş, ancak, arızanın giderilememesi sebebiyle, gerekli kayıtlar oluşturularak, uçak uçuşa bu halde verilmişti !

Bakım Ekibi, 5 Ocak 2021’de, bu arıza için gerekli çalışmayı yaparak, arızanın giderildiğini kaydetmişti.

*

Ön Raporda, kaza sebepleriyle ilişkilendirilebilecek bilgiler, şimdilik, bunlar.

Göründüğü kadarıyla, uçaktaki Otomatik-gazkolu sisteminde (Bilgisayarında) mevcut olan arıza daha önceki bakım müdahalelerinde doğru teşhis edilip giderilememişti; bu arıza bu uçuşta da tekrar etti.

Pilotlar, Sol Gazkolunun kendiliğinden (Sol motorda gaz-kesme) hareketini farkedemediler. Göründüğü kadarıyla, Sol Motor devrini de yakından izleyip, durumdan şüphelenmediler…!

Uçağın dönüş yatış hareketinin devam ettiğini zamanında farkedemediler; muhtemelen, düzeltici hareketi zamanında yapamadılar…

*

Pilotlar yeterince eğitimli ve tecrübeliydi, ancak, bu kaza da meydana geldi…!

Demek ki, yine de, eksik kalan bir şeyler var…

Bedeli yolcular ve özellikle de, yaşı küçük yolcular… ödemekte…!

Yararlanılan Kaynaklar:

http://avherald.com/h?article=4e18553c/0000&opt=0

Tianwen-1’in Marsla buluşması bugün…! (Tianwen-1’s Mars capture today…!)


GÜNCELLEME: Tianwen-1 Mars yörüngesine girmeyi başardı…!

Çin’in ilk Mars aracı Tianwen-1, Mars yörüngesine girme teşebbüsünü bugün gerçekleştirecek…Bu başarıldığı taktirde, bu defa, İniş Aracı Mars yüzeyine biraz gecikerek, Mayıs 2021 içindeki bir gün inmeye çalışacak…Kısaca, bu inişi biraz beklememiz gerekecek…!

NASA’nın gönderdiği aracı Perseverance’nin Mars yüzeyine inme teşebbüsü ise 18 Şubat 2021’de gerçekleşecek…!

Son olarak, NASA’nın InSight adlı aracı, Ocak 2020’de Mars yüzeyine başarıyla inmişti. Ondan önce ise, ESA’nın Mars İniş Aracı Schiaparelli, bir yazılım hatası sebebiyle, Mars yüzeyine inişte başarısız olmuştu…

Yararlanılan Kaynak:

https://www.cnet.com/how-to/nasas-perseverance-chinas-tianwen-1-and-uaes-hope-arrive-at-mars-this-month/

https://www.marsdaily.com/reports/Chinas_Tianwen-1_probe_enters_Mars_orbit_state_media_999.html

CANLI: ‘Hope’ bugün Mars’a ulaşacak…! (LIVE: UAE’s spacecraft arrives at Mars, today…!)

GÜNCELLEME: HOPE… Mars yörüngesine girmeyi başardı…!

Birleşik Arap Emirliklerinin aracı ‘Hope’ (Umut) Mars’a bugün ulaşacak… Aracın, bugün saat 18:30’da, frenleme roketlerini 27 dakika süreyle ateşleyerek, hızını 121,000 km/saat’ten 18,000 km/saat’e azaltması ve Marsın yörüngesine girmesi bekleniyor. Aracın bu manevrada başarı şansının %50 olduğu da söyleniyor…

Bu araç, başarılı olduğu taktirde, Mars yörüngesine girerek, Mars atmosferine yönelik araştırmalar yapacak…; Mars yüzeyine inmeyecek… Aracın toplayacağı veri Eylül 2021’den itibaren dünyaya gönderilecek…

Halen, Çin’in aracı Tianwen-1 ve NASA’nın aracı Mars 2020 de Marsa yaklaşmakta… Bu iki araç, Şubat ayı içinde, Mars yüzeyine iniş denemesinde de bulunacak…

Hope…

UAE’nin aracı ‘Hope’nin yörüngeye girmeyi başarıp başaramadığı bu akşam saat (TS) 19:30 civarında belli olacak…

Yararlanılan Kaynak:

https://www.marsdaily.com/reports/UAE_on_edge_as_Hope_probe_poised_to_enter_Mars_orbit_999.html

Milli uydularımız Dünya yörüngesinde dolanmakta…! (National satellites orbits Earth…!)

İTÜ’nin geliştirdiği bir mini-uydu… (Kaynak: İTÜ Haber; İTÜ Medya ve İletişim Ofisi)

‘İTÜ Haber’de, 29 Ocak 2021’de yayımlanan bir haberde, İTÜ’nün ‘mini-uydu’ geliştirme çalışmaları duyuruldu. Önce, bu haberi aynen verelim…:

‘İTÜ’nün Tasarladığı 6 Uydu Yörüngede

İstanbul Teknik Üniversitesi ve ASELSAN işbirliğiyle geliştirilen küp uydu ASELSAT 3U, uzaya gönderildi. İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi’nin 2005’ten bu yana geliştirdiği 6 küp uydu yörüngedeki yerini aldı.Haber: İTÜ Medya ve İletişim Ofisi

İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi ve Uzay Sistemleri Tasarım ve Test Laboratuvarı Sorumlusu Prof. Dr. Alim Rüstem Aslan’dan küp uyduların hikâyesini dinledik. Prof. Dr. Aslan, küp uyduların yaklaşık 20 yıl önce uzay mühendisliği öğrencilerine eğitim yaptırmak için hayata geçirildiğini söyledi.

Uzaya açılan kapı

İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi, Türkiye’nin ilk küp uydusu İTÜpSAT1’i, 2009 yılında uzaya göndermiş, ilk sinyallerini ise İTÜ’de kurulan İTÜ-USTTL yer istasyonu ve Uydu Haberleşmesi ve Uzaktan Algılama Merkezi’nde (UHUZAM) almıştı. Aynı şekilde, uydunun tüm testleri de İTÜ laboratuvarlarında yapılmıştı. İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi, 2005 yılında başladığı çalışmalarla, İTÜ-USTTL sorumluluğunda, şu ana kadar 6 küp uydu üreterek uzaya gönderdi. Fakülte, bu süreçte kazandığı deneyimi artık başka ülkelere de ihraç ediyor.

İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi, Uzay Sistemleri Tasarım ve Test Laboratuvarı (İTÜ-USTTL) Sorumlusu Prof. Dr. Alim Rüstem Aslan, temel işlerinin öncelikle eğitim olduğunu, bu kapsamda ülkemize ve dünya endüstrisine en üst düzeyde katkı yapacak mühendislerin geliştirilmesi olduğunu belirterek, “Bu mühendisler, çok karmaşık uzay teknolojisi projelerini fikir aşamasından tutun da yörüngede işletilmesine kadar olan tüm süreçleri bizzat deneyimleyerek yetişmektedir. Yapılan çalışmalar multidisipliner ve çokuluslu olduğu için, mühendislerimiz açısından da çok yönlü bir eğitim söz konusu olmaktadır,” dedi.

16 yılda 6 uydu

2005 yılında başlayan çalışmalar ilk meyvesini 2009 yılında verdi ve İTÜpSAT1 isimli, ülkemizde üretilen ilk küp uydu (aynı zamanda Türkiye’de yapılmış ve Türkiye’den uzaya gönderilen ilk uydu) olarak 23 Eylül günü uzaya fırlatıldı. Bu teşvik edici çalışmanın ardından, İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi’ne bağlı Uzay Sistemleri Tasarım ve Test Laboratuvarı’nda yürütülen çalışmalarla küp uydu yapımları süratle devam etti ve şimdiye kadar toplam 6 küp uydu yörüngeye yerleştirildi.

Aslan, ilk tasarlanan uydunun tüm testlerinin İTÜ laboratuvarlarında yapıldığını anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Uzaya gönderilen ilk küp uydunun ardından, yeni küp uydu tasarımlarına devam ettik. İTÜ olarak 16 yılda tasarladığımız toplam 6 küp uydunun yörüngeye yerleşmesini sağladık ve üniversite olarak büyük bir başarıya imza attık. Yakın zamanda ise ASELSAN ve İTÜ işbirliğiyle geliştirilen 3U küp uydu ASELSAT uzaya gönderildi. ASELSAT küp uydusu, SpaceX’in roketiyle görev yapacağı yörüngesine başarıyla yerleştirildi. Tek bir fırlatmada aynı anda 143 uydunun yörüngeye bırakılmasıyla bu alanda yeni bir dünya rekoru kırılmış da oldu. İTÜ olarak böyle bir projenin parçası olmaktan kıvanç duyuyoruz. Geliştirdiğimiz 6 küp uyduyu da yerli ve milli imkânlarla tasarladık. Küp uydunun görselliğinden uçuşuna kadar her şeyi proje ortaklarımızla birlikte tasarladık.”

İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Uzay Sistemleri Tasarım ve Test Laboratuvarı’nda, İTÜ mezunu mühendislerin kurduğu firmalarla beraber geliştirilen ASELSAT 3U küp uydusunun altıncı ve uzaya fırlatılan son küp uydusu olduğunu söyleyen Prof. Dr. Aslan, ilk küp uydunun ülkemizdeki hikâyesini şu sözlerle anlatıyor:

“Bölüm başkanıyken o zamanki dekanımızla beraber, ‘Uygulamalı uzay çalışmaları nasıl yaparız?’, ‘Uzay mühendislerini endüstriye nasıl hazırlarız?’, ‘Ülkemizin uzay çalışmalarına ne şekilde katkı sağlayabiliriz?’ diye düşündük. Bunu özellikle 2005 yılında ele aldık, çünkü 2005’te Bilim Teknoloji Yüksek Kurulu’nun ‘Türkiye Uzay Programı’ yayımlandı. 2004’ten 2005’e kadar yapılan toplantılarda Türkiye’deki herkesin görüşü alınarak böyle bir program oluşturuldu. Biz de bu program kapsamında, uzaya yönelik faaliyetlerin artmasına istinaden ne yapabiliriz diye düşündük ve dekanımızın da önerisiyle ‘küp uydu’ konusunda karar kıldık. Küp uydular 1999 yılında az sayıda üniversite tarafından eğitim amaçlı başlatılmıştı ve ilk küp uydu fırlatma denemeleri 2003 yılında yapılmıştı.”

Yedinci uydu “SharjahSat-1” yolda

Prof. Dr. Aslan, yedinci küp uyduyu Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Sharjah Üniversitesi için “SharjahSat-1” adıyla geliştirdiklerini, proje kapsamında üniversitenin küp uydu grubuna, uydu tasarımı, testleri, haberleşmesi ve yer istasyonları başlıklarında eğitimler verildiğini söyledi.

Uydu geliştirme çalışmalarının karşılıklı yapıldığını, testlerin ise İTÜ’de gerçekleştirileceğini belirten Aslan, küp uyduların kısa sürelerde ve uygun maliyetle tasarlanarak üretilebildiğini kaydetti. Aslan, Birleşik Arap Emirlikleri için tasarladıkları küp uydunun 3U boyutunda ve kullanım alanlarının geniş olduğunu dile getirerek, “Uygun maliyetleri nedeniyle küp uydular çok sayıda geliştirilip yörüngeye takımlar halinde yerleştirilebildiğinden, çok daha sık veri toplayabiliyor. Böylece yörüngede zamansal çözünürlüğü de küp uydu sayesinde artırabiliyorsunuz,” şeklinde konuştu.

*

Evet…, haber-duyuru böyle…

Biz dikkatimizi çeken birkaç hususu belirtmekle yetinelim…:

*İTU Uçak fakültesi, epeydir, bir helikopter tasarımı üzerinde çalışmaktaydı…; bundan (dolaylı da olsa) bir bahis olmamış…!

*Anlaşıldığı kadarıyla, bu uydu-tasarımı-testi çalışmalarında, her ne kadar net olarak ifade edilmemiş olsa da, ASELSAN gibi kuruluşlarla bir işbirliği söz konusu; öyle de olmalı…! Ancak, TUSAŞ’ın bünyesinde de mevcut olduğunu bildiğimiz ‘Milli Uydu Tasarım-Üretim-Test’ merkeziyle/merkezleriyle bir işbirliğinden bahis yok…! Turksat, Göktürk uydularından (tasarımcılarından ve yönetim merkezlerinden) da bahsedilmesi uygun olurdu…) Bu sahada, bu boyutta işbirliği varsa var olduğu, yoksa, neden mevcut olmadığı/olamadığı, sebepleriyle, belirtilmeliydi…!

*Geliştirilen/üretilen bu mini-uyduların fırlatılmaları hususu yeterince açıklanmamış; bu beyandan, bu uyduların-en azından-bir kısmının milli imkanlarla fırlatılmış olduğu izlenimi yaratılmış…!

*Satır arasında geçse de, ‘Türkiye’de herkesin görüşü alınarak…’ ifadesi, biraz, amacını aşmış…!

*

Neyse…, bir Atasözü’yle bitirelim…; galiba şöyleydi…:

‘İnsan, söyleyeceği sözün efendisidir; söylediği sözün ise esiri olur…’

Yararlanılan Kaynaklar:

İTÜ’nün Tasarladığı 6 Uydu Yörüngede (itu.edu.tr)

(Günün seçimi)

‘*Bir Garip Orhan Veli’…(mi ?) (Avi Loeb…; are you OK…?)

(*Loeb’in ‘garipliği’ başka türlü…!) (‘İnsanlarının akıllı, telefonlarının aptal olduğu bir gezegenden geliyoruz’…!)

Avi Loeb (Harvard Üniversitesi, Cambridge, Massachusetts, ABD), son zamanlarda adı sıkça duyulmakta olan, bir astrofizkçi (yıldız-bilimcisi)…

Şüphesiz, yıldız-bilimcisi olup, ‘uzaylılarla’ ilgilenmemek mümkün değil…! Farklı renkte olabilecek bu yaratıkların var olup olmadıklarına kafa yormak onların öncelikli görevlerinden…

Avi Loeb, bu sahada bir boşluk görmüş olsa gerek ki, sanki, bir doldurma çabası içinde…; hazır Stephen Hawking de yokken…! Son dönemde, henüz ‘Corono’ya yakalanmadan bu ‘çekik gözlü’ yaratıklarla, neredeyse, temas kurma gayreti içinde…!

Loeb, Kara Delikler, Gama-ışını Patlamaları, Evrenin Erken Dönemi,… ve haliyle, ‘uzaylıların’ (aliens) varlığının araştırılması konuları üzerinde çalışmakta…

 Lee Billings, scientificamerican.com’da, 1 Şubat 2021’de yayımlanan haberinde, Avi Loeb’in, bu uzaylıların Dünyayı daha önce ziyaret ettiğini ileri sürdüğünü duyurdu…!

Loeb, ‘light sail’ tipi mini-araçlarla, Güneş Sisteminin ötesine yolculuklar hedefleyen, Breakthrough Starshot projesine de dahil olarak (muhtemelen bilim danışmanı), Dünya ve Güneş yakınından 2017’de geçen, boyu 100 metre kadar olan, mekik şekilli (‘puro’ demedik !) ‘acayip-görünümlü’ uzay cisminin (Oumuamua; scout; izci), bir göktaşı olmasından öte, bir ‘uzaylı aracı’ olabileceğini de ileri sürmüştü…! Bu uzay cismi, alışıldık bir asteroid parçasına veya kuyrukluyıldız çekirdeğine benzememekteydi… Parlaklığı, tipik gök taşlarının parlaklığının on katı kadardı; yüzeyi pürüzlü bir metal parlaklığındaydı… Daha da acayip olanı, bu gök cisminin Güneşten uzaklaşırken hızının artmış olmasıydı…! Bu hız artışını hemen, yakın çevredeki yıldızların gravitasyonel kuvvetleriyle açıklamak pek mümkün görünmedi…

Bazı kuyrukluyıldız çekirdeklerinin, Güneşe yaklaştıklarında açığa çıkan gazların roket etkisiyle, hızlarının artabildiği bilinmekle birlikte, bu hız artışıyla ilişkilendirilecek gaz (su buharı,…) çıkışı bu gök cisminde gözlenemedi…

Loeb, bu gök cisminin ‘krep-gibi'(yandan, mekik-gibi; pancakelike) şekline ve ışığı yansıtma gücüne bakarak, bu gök cisminin bir ‘uzaylı’ aracı olabileceğini ileri sürdü…; çok uzun zaman önce yok olmuş bir (eski) medeniyetin terkedilmiş/kaybedilmiş aracıydı… (Bu aracın içindekiler yaşıyor ve yeterince akıllı olsalardı, Dünyanın (yeterince) uzağından geçerken, hiç olmazsa, ‘Trump return to your farm’ mesajı verirlerdi…!)

Loeb, araştırmacı Shmuel Bialy ile birlikte, 2018’de yayımladıkları makalede, Oumuamua’nın, insanoğlunun uzaylılarla ilk teması olduğunu ileri sürmüştü…!

(‘Vatikan, uzaylıların varlığına inanmanın normal (mümkün) olduğunu söyledi. Bu, Galile’nin fikirlerinin kabulünün 350 yıl aldığı gerçeğiyle kıyaslandığında…(Vatikan için) büyük bir ilerleme…!’)

Şüphesiz, Loeb’in (ve mesai arkadaşlarının) bu öngörüsü bilim dünyasında fazla ses getirmedi…; ‘uzaylılara’ gereğinden fazla ümit bağlayanlar hariç tutulursa…

Loeb, haliyle, ‘pes etmeye’ niyetli görünmemekte… Yazdığı son kitabı olan ‘ Dünyadışı: Dünya Ötesindeki yaşamın İlk İşareti’nde (Extraterrestrial: The First Sign of Intelligent Life beyond Earth)  Oumuamua’nın sırlarını anlattı…

(Bu haberin detayı aşağıdaki kaynaktan okunabilir…)

Yararlanılan Kaynak:

https://www.scientificamerican.com/article/astronomer-avi-loeb-says-aliens-have-visited-and-hes-not-kidding1/

(Günün seçimi)

SpaceX, SN9 Test uçuşunu sonunda gerçekleştirdi… Sonuç: ‘Aynı beya’…! (SN9 finally launched…; getting same result…!)

SpaceX firması, ‘karakola da düşen (!)’ test uçuşunu sonunda gerçekleştirdi…

Video’dan göründüğü kadarıyla, başarılı olan bu test uçuşu prototip ‘SN8’ test uçuşu ile benzer bir şekilde sonuçlandı…! Yine, göründüğü kadarıyla, iniş safhasında, roket motorlarının bir kısmının çalıştırılamaması sebebiyle, roket, biraz fazla sert iniş yaparak parçalandı…

Bu test uçuşu, SpaceX’in FAA’den aldığı Uçuş Sertifikasının yetki sahasını ihlal etmesi sebebiyle, prosedürel bazı eksikliklerin giderilmesi için, bir süre ertelenmiş; Elon Musk da FAA’i, ‘fazla katı kurallar uyguluyor olması’ sebebiyle, suçlamıştı…

Ayrıca, bu tartışma ortamında, Elon Musk’ın prototip SN10’u da fırlatma sahasına getirmesi-bize göre-FAA’e karşı bir ‘başkaldırı gösterisiydi’…!

Göründüğü kadarıyla, Elon Musk’ın- biraz-‘Yer/Uçuş Emniyeti’ dersi alması gerekmekte….!