‘Bilim adamı gibi’… olmak…? (To be as …’a scientist’…?)

Bir Kara Delik (Temsili)

Avi Leob, bugünlerde, ‘kendi yıldızını kendisi parlatmaya çalışarak’ gündemi fazlasıyla meşgul eden bir ‘astrofizikçi’…

Sıkça yayımladığı, bilimselliği-tartışılabilir makalelerinde, bilim dünyasını ‘sarsmakta’…! Einstein hayatta olsaydı ve bu makaleleri okusaydı, herhalde, ‘sarsma/sarsılma görelidir’ derdi…! (Video kamerayı sarsarsanız, haliyle, görüntü sarsılacaktır…)

Avi Loeb, başka araştırmacılarla birlikte, 13 Haziran 2020’de yayımladığı bir makalede, zaman zaman gündeme gelen (kayıp) 9. Gezegenin Güneş Sisteminde gizlenen ilkel bir Kara Delik (Primordial Black Hole) olabileceğini ileri sürmüştü… (Burada bahsedilen ilkellik, yaşı ve ona bağlı olarak, küçüklüğüyle ilgili…)

Güneş Sisteminin (Voyager araçlarının henüz ulaşamadığı !) dış bölgesinde (olası) Kara Delikle karşılaşan bir Oort-Bulutu Kuyruklu Yıldızından madde emilmesi; temsili.
(Kaynak: M. Weiss; scientificamerican.com )

Loeb, Harvard Üniversitesinde, ‘fantastik’ fikirler üreten bir profesör… Halen aranmakta olan (olası) 9. Gezegenin  bir Kara Delik olabileceğini ileri sürdü…Dünyanın en az beş katı kadar bir büyüklükte olabileceği hesaplanan bu gezegenin (şey’in !), var olması gerektiği hususu, başta astronomlar Michael E. Brown ve Kosnstantin Batygin olmak üzere, bazı başka astronomlar tarafından da, Güneş Sistemindeki Kuiper Kuşağı-ötesi bölgede dolandığı belirlenen gök cisimlerinin asimetrik-dizilişteki yörüngeleri incelenerek, ileri sürülmüştü…

Loeb, aranan bu gök cisminin, bu büyüklükte bir kütleye sahip bir Kara Delik kalıntısı olabileceğini söylüyor… Bugünkü modern astrofizikteki bilinenlerle, bir Kara Deliğin oluşabilmesi için, içine-çöken bir yıldızın çekirdeğinin en az 2.6 Güneş Kütlesi büyüklüğünde bir kütle olarak ortaya çıkması gerekmekte… Loeb, evrenin erken döneminde, ortam şartlarının bir gezegen gibi, çok daha küçük kütleli Kara Deliklerinin oluşmasını sağlamış olabileceğini düşünüyor…

https://cosmoquest.org/x/2020/07/a-plan-to-determine-if-planet-nine-is-a-primordial-black-hole/

Loeb, Scientificamerican.com’da, 1 Mayıs 2021’de yayımlanan makalesinde, Güneş Sistemi dışından gelen ‘kuyruksuz yıldız’ Ouamuamua’nın başka bir medeniyetin terkedilmiş ve yolundan sapmış bir uzay aracı olabileceğini ileri sürmüştü…!

Ouamuamua (Kaynak: Mark Garlic/Getty Images)

https://www.forbes.com/sites/brucedorminey/2021/02/11/harvard-astronomer-views-interstellar-interloper-as-humanitys-wake-up-call/?sh=f32fb34a215b

Loeb, (gökada merkezlerindeki) Kara Deliklere- bir şekilde- yaklaşacak yıldızların ‘rölativistik’ (yörünge) hızlarına ulaşabileceklerini söylüyor. Bu hızları, ‘neredeyse ışık hızına yaklaşan hızlar’ olarak nitelerken, hemen arkasından da, ışık hızının ‘yüzdebir/yüzdeiki’ mertebesinden bahsettiğini belirterek, okuyucuda karışık-duygular uyandırıyor…!

Loeb’e göre, ‘Rölativistik’ hızda dolanan iki yıldız-bir şekilde-çarpıştığında, meydana gelecek patlamanın enerjisi bir süpernova patlamasından daha da büyük olabilir…

Loeb’e göre, bu olayın kahramanı olacak Kara Delik en az yüzmilyon Güneş kütlesinde olacaktır…; daha aşağısı, gravitasyon kuvveti yeterli olamayacağından, -maalesef-kurtarmıyor…! Yıldızdan Kara Delik tarafından emilmek üzere hızlandırılan madde (gaz) ışık hızına ulaşamıyor…(Loeb’in (önceki) doktora öğrencisi Nick Stone’nin Tezinde ileri sürdüğüne göre…)

Bir yıldız Kara Delikten ne kadar uzakta dolanırsa, bu Kara Deliğin gravitasyon kuvveti etkisiyle hızlandırılma (etkilenme) olasılığı da o kadar azalmakta…

Loeb, Gökada merkezindeki Kara Delik yakınında, ‘ışık hızına’ yakın (!) hızlarla dolanan yıldızların gerşekleştireceği (olası) çarpışmaların sebep olacağı ışımanın, halen inşaası devam eden Vera C. Rubin Gözlemevinde mevcut olacak LSST (Legacy Survey of Space and Time) kamerasıyla belirlenebileceğini söylüyor… Yine de, bunun gerçekleşebilmesi için birkaç yıl geçmesi gerekecek…

Kara Delikler kendilerine yaklaşaçak çift-yıldızlardan birini kendilerine doğru çekerken, Sagittarius A* örneğindeki yıldız S2 gibi) , diğerini gökadanın dışına doğru çok yüksek hızla fırlatabilir… Astrofizikçi Jack Hills, 1988’de, bunun gerçekleşmesinin mümkün olduğunu teorik olarak göstermiş, Warren Brown da, 2005’te, Samanyolunun (Sütlüyolun) ‘Hale’si (Halo) içinde bu (‘gökyüzünde yalnız gezen’) yıldızları gözlemişti……

Yine hatırlatalım, bu yıldızların hızı, Loeb’in (aşırı abartarak) söylediği gibi, ışık hızına yakın değil, sadece yüzdeikisi kadardı…! Loeb’e göre, bu ‘fırlatılan’ yıldızların gezegenlerini de yanlarında götürmeleri mümkün olabilir…! Loeb, 2012’de bunu ileri sürmüştü…

Haliyle, parçalanan bir gezegen söz konusu olduğunda, sürekli ‘yanda’ taşınmaz…; bazı parçaları uzayın derinliğine gönderilebilir… Oumuamua, bu parçalardan biri olabilirdi…!

Loeb, 1 Mayıs 2021’de yayımlanan bir makalesinde, daha da ileri giderek, bu (yandan) mekik-görünümlü gök cisminin başka medeniyetlerin uzayda terkettiği bir araç olabileceğini dahi ileri sürmüştü…!

Yararlanılan Kaynak:

https://www.scientificamerican.com/article/stars-that-race-through-space-at-nearly-the-speed-of-light/

(Günün Seçimi)

Musk… bu defa başardı…! (Musk… this time successful…!)

SpaceX firması, Starship prototipi SN 15’in test uçuşunu dün başarıyla gerçekleştirdi… (Fırlatma saati son dakikalara kadar açıklanmadığından, önceden haber verme olanağı zorlaşıyor.)

Bu testte, prototip SN 15, uçuş görevini tamamladıktan sonra, yere başarıyla indirildi… İnişten sonra, kısa süreli bir ‘atık yakıt’ yangını da yaşandı…

Salda Gölü…Marsla nasıl ilişkili…? (How is Salda Lake related to Mars…?)

Salda Gölünde mineral adacıkları. (Kaynak: Cüneyt Oğuztüzün)

Salda Gölü, bugünlerde Mars’la ilişkili olarak sıkça anılmakta… Özellikle İç Basında çıkan haberlerde, NASA uzmanlarının Marsla ilgili araştırmalarını Salda Gölünde yapacakları bile ileri sürüldü…! Neticede, Salda Gölüne ulaşmak için SpaceX’in halen geliştirmekte olduğu ‘Starship’ aracını beklemeye gerek yoktu…; tarifeli bir uçağa yetişmek yeterliydi…!

Salda Gölünün Marsla ilişkisi, Raziye Akkoç’un (AFP) marsdaily.com’da, 28 Nisan 2021’de yayımlanan haberinde de açıklandı…

Bu haberde, öncelikle, Gölün Marsla ilişkilendirilerek aniden ünlenmesinin gölün orijinal halinin korunması için bir risk yaratabileceği de vurgulandı…

NASA araştırmacıları, Mars Gezgini Perseverance’nin (Mart 2021 itibariyle) ineceği (halihazırda indiği) kuru göl yatağının, milyarlarca yıl önce, Salda Gölüne benziyor olabileceğini düşünmekte… Marsın Salda Gölüyle ilişkisi burada başlıyor…!

Salda Gölünün konumu.

Salda Gölü, neredeyse ‘kar beyazı’ kumu, endemik bitki örtüsü ve endemik balığı (pseudophoxinus burduricus) ile, oldukça ilgi çeken bir göl…

NASA araştırmacıları, Salda Gölünde mevcut olan hidromanyezit (hydromagnesite) mineralinin Mars yüzeyinde bulunan ve halen Mars Gezgini tarafından incelenmekte olan Jezero Kraterindeki karbonlu-minerallerin benzeri olduğunu düşünüyor…

Salda Gölü (solda) ve Jezero Krateri (sağda). (Kaynak: Earthobservatory.nasa.gov)

Bir NASA Yetkilisi, Salda’nın kıyısında mevcut olan hidromanyezit kristallerinin, mikrobik canlıların katkısıyla, milyonlarca yılda oluşan kaya oluşumlarının aşınmasıyla oluşan tortular olduğunu söyledi… Marsta da bu gibi taşlaşmış kalıntılar araştırılmakta…

Salda’yı farklı kılan şey, kendi yaşam-mekanizması da olan bir ‘kapalı-eko sistem’ halinde olması… Bu göle kontrolsuz bir (yerli/yabancı) turist akını bu eko-sistemi kolayca bozabilir…

Biz, NASA’ya, Mars araştırmalarına devam etmesini öneririz…

Salda Gölüne fazla ‘bel bağlaması’ pek akıllıca olmaz…

Neticede, Salda bugün var…!

Ayrıca,

NASA’ya, Çorlu Deresini incelemesini öneririz… Çok uzun zamandır mevcut halini (ve içeriğini) korumakta oluşu sebebiyle…!

İçinde, hâlâ, canlı var mı…; belirlenebilirse, Mars’ta yaşam izi arayışına ışık tutabilir…!

Yararlanılan Kaynaklar:

https://www.marsdaily.com/reports/Turkish_lake_with_likely_clues_to_Mars_gains_unwanted_fame_999.html

https://earthobservatory.nasa.gov/blogs/earthmatters/2021/02/17/what-a-lake-in-turkey-can-tell-us-about-mars/

https://www.hurriyet.com.tr/seyahat/salda-golundeki-endemik-balik-turleri-tehlike-altinda-41136850

https://www.karar.com/guncel-haberler/simsiyah-akan-corlu-deresi-agir-koku-yayiyor-1615273

(Günün Seçimi)

Astronotlar, SpaceX kapsülüyle Pazar günü dönecek…! (Astronauts will return on Sunday…!)


Güncelleme: Ekip ISS’den ayrıldı…

SpaceX ile ISS’ye giden ilk ekip; Crew 1: NASA astronotları Mike Hopkins, Victor Glover, Shannon Walker ve JAXA (Japonya) astronotu Soichi Noguchi. (Kaynak: NASA; space.com)

Tereza Pultarova’nın space.com’da 1 Mayıs 2021’de yayımlanan haberinde, ISS’ye SpaceX aracıyla giden ve Crew-1 (Ekip-1) olarak adlandırılan astronotların Dünyaya 2 Mayıs Pazar sabahı döneceği duyuruldu… Bir erteleme yaşanmazsa, astronotlar denize/okyanusa saat (TS) 9:57’de inecek (splashdown)…

Ekibin Dünyaya 28 Nisanda dönmesi planlanmıştı, ancak, iniş bölgesindeki hava şartlarının uygun olmaması sebebiyle, bu dönüş yolculuğu ertelenmişti..

Ekip ISS’den Pazar günü erken saatte ayrılacak; yolculukları 6.5 saat kadar sürecek…Ekibi getirecek Kapsül Florida açıklarında, Meksika Körfezinde denize inecek…

Ekibin bu dönüşü You Tube’den ve space.com’dan canlı olarak izlenebilecek…

Uzay meraklılarına duyurulur…!

Yararlanılan Kaynak:

https://www.space.com/nasa-spacex-crew-1-landing-delayed-again

Çin yeni uzay istasyonu inşaasına başlıyor…! (China starts its new Space Station construction…!)

Mike Wall’ın space.com’da dün yayımlanan haberinde, Çin’in, yekında nşaasına başlayacağı yeni Uzay İstasyonunun ana modülünü 29 Nisan 2021’de, sabaha karşı, Long March 5B roketiyle, yörüngeye taşıdığı duyuruldu…

Tianhe (Göklerin Harmonisi) adındaki bu modül, T-şeklinde inşa edilecek istasyonun ana modülünü oluşturacak.

Çİn Uzay Ajansından yapılan açıklamada, bu istasyonun 2022 sonuna kadar tamamlanmasının planlandığı duyuruldu.

18 Metre boyundaki bu modüle, daha sonra iki modül daha eklenecek…

Bu görselin boş bir alt özelliği var; dosya ismi: 83239-1.png

Çin İstasyonunun temsili resmi. (Kaynak: Adrian Mann/All About Space magazine/Future Plc; space.com)

Çin, bu modüle ilk üç uzay insanını Haziran 2021’de gönderecek. Çin bu sabaha karşı gerçekleştirilen fırlatışın hazırlıklarına on yıl kadar önce başlamıştı… (Bu işlerin o kadar kısa sürede gerçekleşemediğinin bilinmesinde fayda var…!)

Çin, tek modülden oluşan ilk Uzay Laboratuvarı olan Tiangong 1’i, insanlı uçuş testleri ve teknoloji denemeleri için, alçak Dünya yörüngesine 2011’de yerleştirmişti…

İnsansız bir araç olan Shenzhou 9 da bu laboratuvara Kasım 2011’de, otomatik olarak kenetlenmişti. Haziran 2012’de, Shenzhou 9, iki-haftalık bir görev için, üç uzay insanını bu laboratuvara götürdü…

Bir yıl sonra da, Tiangong 1’e, Shenzhou 10 ile, üç uzay insanı daha gönderildi…Çin, bu istasyona göndermeden önce, 2003, 2005 ve 2008’de de, Dünya yörüngesinde insanlı uçuş testlerini ayrıca gerçekleştirdi…

Çin, ikinci laboratuvarı olan Tiangong 2’yi Eylül 2016’da yörüngeye yerleştirdi. Bir ay sonra da, Shenzhou 11 üç uzay insanını bu laboratuvara götürdü… Bu ekip laboratuvarda bir ay süreyle görev yaptı…

Nisan 2017’de, laboratuvara ulaşan Tianzhou 1, ikmal maddesi götürdü; takibeden beş aylık süre içinde, ayrıca, bu laboratuvarla kenetlenme manevraları gerçekleştirdi…

Tiangong 1 , Nisan 2018’de, Tiangong 2 ise Temmuz 2019’da atmosfere kontrolsuz bir şekilde girerek yandı…

Çin’in, inşaasına başladığı istasyon Uluslararası Uzay İstasyonunun (ISS) küçük bir modeli olacak…

 Çin ayrıca, 2024’te, Dünya yörüngesine bir teleskop yerleştirmeyi planlamakta… Bu teleskop da, Hubble Uzay Teleskobu gibi yakıt ikmali ve bakım için erişilebilir olacak…

Yararlanılan Kaynak:

https://www.space.com/china-launches-core-module-tianhe-space-station

(Günün Seçimi)

Ay’a ‘uzaktan bakan’ astronot sizlere ömür…! (Collins passes out at 90…!)

Apollo 11 Ay yolculuğunda Ay’ı sadece yörüngeden seyredebilen astronot Michael Collins 90 yaşında aramızdan ayrıldı…

Collins, 1969’da gerçekleştirilen , inişli, Ay yolculuğunda Komuta/Yörünge aracı Columbia’nın pilotu ve ‘Nöbetçi (!) Astronotu’ydu…; Ay yüzeyine inemedi…!

Ancak, Dünyaya dönüş yolculuğundan önce, Columbia’nın dışına çıkarak, film kasetlerini aracın içine taşımıştı…, bir ‘teselli görevi’ olarak…!

Ay yüzeyine ilk ayak basan Neil Armstrong da, 2012’de, hayatını kaybetmişti… Ay yüzeyine ayak basan ikinci kişi olan Edwin Aldrin ise henüz hayatta…

Yararlanılan Kaynaklar:

https://www.space.com/michael-collins-apollo-11-astronaut-dies-at-90

https://www.karar.com/dunya-haberleri/apollo-11in-unutulmus-astronotu-kansere-yenildi-1614636

Hatalar üst üste yapılırsa…! (If failures come one after another…!)

Kaza…bu defa, Brezilya’da…, 20 Nisan 2021’de meydana geldi…

Learjet Model 35 tipi (İş Jeti) bir uçak, piste iniş-kalkış eğitimi esnasında kaza geçirdi… Pampulha Hava Meydanında (Belo Horizonte/Minas Gerias) meydana gelen bu kazada, Öğretmen Pilot hayatını kaybetti… Öğrenci Pilot ve uçakta bulunan üçüncü kişi ise yaralandı…

Kaza gündüz vakti meydana geldi…; uçuşa uygun hava şartlarında …

Bu kazayı ilginç kılan husus, pilotların (en azından öğretmen pilotun) peş peşe iki hata yapmış olmaları…

You Tube’deki ‘Blancolirio’ kanalındaki açıklama ve yorumlara göre, Pilotlar, önce iniş Takımını açmayı unuttular…; sonra da, uçağı pistte durdurmak yerine, motor gücünü artırarak, tekrar havalanmaya kalkıştılar…!

Ancak, pistin önlerinde kalan kısmı uçağın havalanabilmesi için yetmedi… Uçak pist sonunda yeşil sahaya çıktı ve parçalandı…

Yararlanılan Kaynak:

http://www.xinhuanet.com/english/2021-04/21/c_139894738.htm

‘Kahramanlık’ ve ‘…’ arasındaki sınır ne kadar kalın …? (How much the boundary between Heroism and ‘…’ is thick…?)

Geçenlerde meydana gelen bir ‘havacılık gösterisi eğitimi’ ilişkili kaza, uçuş kazalarını ne kadar ‘sağduyulu’ olarak değerlendirebildiğimiz hususunu gündeme getirdi… (Gerçekte getirmedi…! Getirmediği içindir ki, burada konu etmeyi bir görev saydık…!)

Çok uzun zamandır…, diyebiliriz ki 40+ yıldır, bir askeri/sivil uçak kazası meydana geldiğinde, neredeyse bu kaza haberi duyulur duyulmaz, bir ‘kahramanlık hikayesi’ yazılmaya çalışılmakta… ‘Pilot, üzerine düşeceği köyü kurtardı, kendini feda etti…’ tarzında hikâyeler , neredeyse, söyleyecek hiç söz bulamayanların sarıldıkları hikâyelerin başında yer aldı… (Şüphesiz, çok azınlıkta kalsa da, bunun gerçekten böyle gerçekleştiği kazalar da yaşanmıştır…)

Yolcu uçakları, gerçekleştirdikleri uçuş tipinin farklılığı; görgü şahidinin (genelde) fazlalığı; kaza geçirecek uçağın yere temas edinceye kadar, genelde, önemli bir süre geçecek olması; uçuş verisi kaydedicilerin, gerek uçak sistemleri ve gerekse pilotların uçağa uyguladıkları kumandalar hakkında kolayca inkar edilemeyecek kadar uçuş bilgisi sağlaması; genelde yolcuların çok uluslu olması,…gibi sebepler de dahil olmak üzere, çeşitli sebeplerle, ‘erken-dönem gazete ve televizyon habercilerinin/yorumcularının bu bağlamda fazla ilgisini çekmemekte…

Yine de, ‘gerçekler Kaza İncelemeleri tamamlandığında ortaya çıkacaktır’; kamuoyu yeterince bilgi sahibi olacaktır… ‘sakızı’ ise çiğnenmeye devam edilmekte…! Hemen belirtelim, şüphesiz ve özellikle sivil kazalarda, bazı Ülkeler, ara bilgilendirme ve nihai bilgilendirme raporlarıyla/bültenleriyle, kamuoyuna yeterli sayılabilecek bilgi paylaşımı yapmakta… Diğer taraftan, yazılı/görüntülü dış basın, meydana gelen kazalar hakkında kısa ya da makul sürelerde yeterli bilgiler sağlayabilmekte… Zaten, yeterli ayrıntıda video kaydı mevcutsa, meydana gelen bir kazanın sebeplerinin belirlenmesi de bir hayli kolaylaşmakta… Şüphesiz, bu gelişmeye, yetişkinlerin büyük bir kısmında mevcut olan Cep Telefonları ve çevredeki Güvenlik Kameraları büyük katkı sağladı ve sağlamakta…!

Ayrıntıya girmeden, uçak kazalarının (gerçekte tüm kazaların) tamamının arka planında ‘insan faktörünün’ mevcut olduğu gerçeğini bir türlü anlayamadık; anlamakta hala zorlanmaktayız… Tekrar vurgulayalım; uçak kazalarının tamamına insanlar sebep olur… Bir uçağın Kuş Sürüsüne girmesinin/çarpmasının da (Kuş Sürüsünün uçağa çarpması…değil…!) sebebi ‘insan’dır…; Kuşların yaşam alanlarında/göç yollarında uçak uçuran insan…!

Şüphesiz, bazı kazalarda bu ‘insan’ bir pilot olarak çok ön plandadır…, bazı kazalarda da, İşletmeci, Bakımcı, Ortamı-Düzenleyici… gibi daha arka plandadır…

Sözü dolandırmadan, son kırk yılda meydana gelen Askeri/sivil uçak kazalarında, ‘Kaza Sebep Faktörleri’ içinde, ‘operatör’ olarak sınıflanan pilotların oranı %60-80 arasındadır… Havacılık gösterisi-ilişkili kazalar dikkate alındığında, ‘opertör’ün kaza sebeplerine katkısının çok daha yüksek bir oranda olduğu da ayrı bir gerçektir… (Bu bilgi İnternetten kolayca teyid edilebilir…) Havacılık/Uçak meraklılarının bir çoğu bu gerçeği bilmez…; daha doğru bir ifadeyle ‘bilmek istemez’…!

Hal böyle olunca, meydana gelecek bir uçak kazasında, biraz toleranslı bir ifadeyle, pilotun rolünün/sorumluluğunun en az %50’lik bir olasılık olacağını hatırdan çıkarmamak gerekir… Bu, bir havacılık gösterisini izleyeceklerin, her zamankinden daha fazla tedbirli davranmaları anlamına da gelir…!

Peki…, pilotlar, özellikle havacılık gösterisi-ilişkili kazalarda neden bu kadar ön plana çıkmakta/bu kadar büyük bir pay sahibi olmakta…?

Şüphesiz, bu konudaki bir değerlendirmeyi, öncelikle, Havacılık Tıbbı Uzmanlarının yapması gerekir…; zaman zaman da, yapıldığına tanık olmaktayız… (Bu bağlamda, Havacılık Tıbbı Derneği’nin sitesini öneririz…: http://www.hvtd.org/ )

Yeterli bir süredir gözlediğimiz/izlediğimiz kadarıyla, havacılık gösterileri risklerin en fazla ve kolay alındığı bir ‘iştigâl sahası’…!

22 Ağustos 2015’te , Shoreham (İngiltere) Yerleşim Yeri yakınında gerçekleştirilen bir havacılık gösterisinde, (sivil) pilot Andy Hill, kullandığı Hawker Hunter 7 tipi (eskiden Hava Kuvvetlerinin kullandığı) bir uçakla kaza yapmıştı… (İnternetten kolayca bulunabilir…) Meydana gelen o kazada, bize göre, pilot %100 kusurluydu… Bu kaza sebebiyle, bu uçuş gösterisini izleyen, yetişkin onbir kişi hayatını kaybetti…! Meydana gelen bu kazadan bir yıl kadar sonra başlayan mahkeme bugünlerde bitmiştir veya bitmek üzeredir…; takibini bıraktık…! Acı olan şu ki, önceki yıl, İngiliz Adaleti neredeyse bu pilotu beraat ettirmek üzereydi…!

Aşağıda, örnek olarak yer alan iki Uçuş Gösterisi Kazası, havacılık tarihinin en fazla ölümlü kazaları olarak ilk iki sırada yer aldı… Bu iki kazanın her ikisinde de, ayrı, ayrı, 70+ kişi hayatını kaybetti… Sadece, Ukrayna’da meydana gelen kazadan sonra gerçekleştirilen yargılama sonunda, bu kazadan sağ olarak kurtulan iki pilotun 4-8 yıl arası cezalara çarptırıldığını belirtmekle yetinelim… Bu iki kazanın detayı aşağıdaki videolarda mevcut…

İkinci kaza Almanya’da meydana gelmişti…

Uçuş gösterisi-ilişkili olmamakla birlikte, çoklu insan ölümüne yol açan bir kaza da bizde meydana gelmişti…:

http://www.balikesirim.net/roportaj/ucan-tabut-sehrin-uzerine-kabus-gibi-dusmustu-h11937.html

Biz insanlar, bir taraftan pilotları, hayatlarını riske atmaları için, farkında olarak ya da olmayarak, bir anlamda ‘teşvik ederken’, sonra da arkalarından gözyaşı dökmekteyiz…!

Ancak…, meydana gelen bu kazalarda, riski sağlıklı değerlendirme yetisi (henüz) olmayan çocuklar da hayatını kaybetmekte ya da, hayatını bir ‘öksüz /yetim’ çocuk olarak sürdürmek durumunda kalmakta…! Onları korumak, onların bu acıyı yaşamasını önlemek kimin görevi…?

Bir kaza meydana geldiğinde, yaşanan bu olayı ‘örtbas etmekten’ başka hiçbir amaca hizmet etmeyeceği açık olan ‘hamasi söylemler’, olası yeni kazalara ‘çanak tutmaktan’ başka hangi amaca hizmet edebilir…?

Nitekim, başta uçuş gösterisi-ilişkili kazalar olmak üzere, havacılık kazaları devam etmekte…(Şüphesiz, bu kazaların tamamen önlenmesinin mümkün olamayacağını, (tek doğru sözü olarak) Orville Wright, ta, 1910’larda söylemişti…!)

Yukarıda yazdıklarımızdan kuşku mu duydunuz…?

Lütfen, biraz zaman ayırıp ve, yurt dışında meydana gelenleri bir tarafa bırakıp, kendi Ülkemizde son yıllarda meydana gelen kazalardan sonra, Televizyonlarda boy gösteren ‘Uzmanların’ neler söylediklerine bir bakın…; tabi, yüreğiniz kaldırırsa…!