IM-1’in İnişte Bacağı kırılmış…! (IM-1′ Landing Leg… fails…!)

IM-1’in Ay yörüngesine girerken ve Ay yüzeyine inişte yaşadığı arızalara/güçlüklere ilave olarak, aracın yüzeye temasında, altı adet ‘Bacağından’ biri de parçalanmış…! Bu durum yukarıdaki videodan da görünmekte…!

Sonunda, IM-1 başarısızlığının sebeplerini yeterince öğrenmiş olduk…!

Bu gibi hataları NASA ve ESA da yapmıştı…; hatta İngiltere de Beagle 2 aracında…!

Uzay yolculukları (araç tasarımı) çok daha özenli çalışmalar gerektirmekte… Kısa yoldan başarı elde edebilmek-biraz-tesadüflere kalmakta… Başarısızlık olasılığı-her zaman-kapıda…!

ABD/NASA, Apollo Uçuşlarında-fazlasıyla-şanslıydı…; elbette, daha özenli tasarımlarının da katkısıyla…

Yine de, Apollo-13 kazası yaşanabildi… Neyse ki…, sonucu ölümcül olmadı…!

Her şeye rağmen, Uzay Mekikleri Challenger ve Columbia kazaları … yeterince büyük ve acılıydı…

Hem ABD/NASA, hem de Sovyetler ağır bedeller ödedi…; büyük kayıplar yaşadı…!

Bu arada, uzay araçları, fırlatıldıktan sonra, inişte…, indikten sonra ‘çatlamaya-patlamaya’ da devam etti…

Mars’a gitmeyi hayal edenler…, ‘Bilet Almakta’ acele etmeseler iyi olur…!

Uzay Çalışmaları…alınmayan ‘Derslerle’ dolu…! (Space Research… full of lessons not had been taken…!)





‘Beşer’… şaşmaya devam ediyor…!

Uzay çalışmaları… ‘Alınmayan Derslerle’ dolu…!

Artık, ‘Can Sıkmaya Başladı’…!

*

Ne dersek deyelim… sonuç pek fazla değişmiyor…!

Odeysseyus’un Ay’a inişi neden başarısız oldu…?

İşin aslını, haliyle, biz de, (sınırlı sayıdaki !) okuyucu da merak edecektir… ve, etmelidir de…!

*

AD ASTRA Sitesinin sunucusu Swapna Krishna, bu aracın başına gelenler hakkında, görebildiğimiz kadarıyla, en detaylı ve kaliteli bilgilendirmeyi yapmakta…; bir ‘Araştırmacı Gazeteci’ örneği vererek…!

*

Önceki yazılardan da hatırlanacağı üzere, Intiutive Machines (IM) adındaki bir ABD firması, NASA ile ortak/ilişkili olarak, bir ay kadar önce, IM-1 Odysseus adı aracını (ilk olarak) Ay’a göndermişti…

Bu aracın-zaman gecikmeli-iniş teşebbüsünden sonra, Ay yüzeyine inişte ‘devrildiği’ anlaşıldı… Bu araçla iletişim kurulabilse de, bu iletişim sağlıklı değildi…; kısaca, bu araç (içine düştüğü ‘hal’ sebebiyle) planlanan görevleri yapabilecek durumda değildi…! IM Yönetimi, gecikmeli de olsa, aracın başına gelenleri-‘kapalı bir dille’-açıkladı… Bu aracın Ay yüzeyinden çektiği (olası) görüntüler de Dünyaya bir türlü ulaştırılamadı… (Gizlenmesi yoluna gidildi !)

Bu aracın üzerinde, birçok ekipmanın yanında, ‘Lazerle Mesafe /Konum/Hız Ölçme Ekipmanı’ (Laser Range Finder) da mevcuttu… İnişte bu aracın Ay yüzeyine olan mesafelerini (+konumunu, hızını,…) sürekli ölçerek, bu araç üzerindeki Bilgisayara gerekli veriyi sağlayacaktı… Bu araç da, bu veriyi de kullanarak, alçalma hızını, alçalma açısını,… ayarlayacaktı…

Bu başarısız inişten sonra yapılan analizlerde, bu aracın, son yaklaşma anındaki ‘yatay hızının’ olması gerekenden büyük olduğu anlaşıldı… Aracın bir ayağı yere değdiğinde, büyük yatay hızın da etkisiyle, bu araç ‘devrildi’…; kelimenin tam anlamıyla…!

Krishna, bu ‘Lazerli’ aracın, IM-1’in Ay yörüngesine girmesinden sonra çalışmadığını söylüyor…Kısaca…, hiç çalıştırılamadı…!

Yaşanan bu ‘Başarısız İniş’ten sonra gerçekleştirilen veri analizinden, bu Lazerli-Ekipmanın çalıştırılmamasına, bu ekipman üzerinde bulunan ve bu yolculuk esnasında ‘Kapalı’ (Enable; letimi engellemeyen) pozisyonda bırakılması gereken bir Emniyet Svicinin (Safety Enable Switch) ‘Açık/Disable Pozisyonda’ unutulmuş olmasının yol açtığı söyleniyor…! (Biraz…, bir Çamaşır Makinasının, evi taşırken, su akmasın diye kapatılan musluğunun/su girişinin, bu makina yeni yerine yerleştirildikten sonra, açılmasının unutulması durumu… Haliyle, su alamayan makina çalışmaz…!)

Peki…, bu Emniyet Svici neden bu pozisyonda unutulmuş…?

Krishna, bunun, IM-1’in imal edildiği tesisten yola çıkarılmasından önce, bu Svicin sebep olabileceği aksaklığı da-önceden-gösterecek ‘Lazerli-Ekipman’ Testinin yapılmamış olmasının sebep olduğunu söylüyor…! Bunun sebebi de… ‘Zamandan ve Paradan tasarruf’…! Kısacası…, ! ‘Aza Tamah’…!

IM-1 Yer Kontrol Ekibi, araçtaki bu arızayı zamanında farkederek, aracin Ay yüzeyine olan mesafesini ölçmek için araçta bulunan NASA’nın LIDAR ekipmanını devreye soksalar da, bu hatalı inişi önleyememişler… LIDAR da mı yetersiz kaldı… açıklanmamış…!

Bu arada, IM’nin Yazılımcıları, LIDAR Ekipmanını devreye alabilmek için, bu kısa sürede, gerekli yazılım-ekini (navigation application software) yazıp IM-1′ yükleyebilmişler… ki, bu firma adına büyük bir başarı…! (Bunun yapılabilmesi için, IM-1 aracına Ay yörüngesinde fazladan bir tur attırılmış…!)

*

‘Hamiş’…:

‘İncir Çuvalları’… berbat edilmeye devam ediyor…!

Yararlanılan Kaynak:

https://www.reuters.com/technology/space/moon-lander-odysseus-mission-expected-end-tuesday-morning-5-days-after-touchdown-2024-02-26

IM-1 de ayakta kalamadı…! (IM-1, also, landed on its side…!)

Intiutive Machines-NASA işbirliğiyle Ay’a gönderilen ve iki gün önce yüzeye indirilen araç Odeyysus (IM-1) ayakta kalamadı…! ABD Basınının iki gün kadar süren sessizliğinden sonra, IM Firmasının yetkilisi, yaptığı basın açıklamasında (yukarıdaki video), bu aracın başına gelenleri açıkladı…

Bu araçtan alınan sinyallerin oldukça zayıf olduğu, inişinden bir süre sonra açıklanmıştı…

Bu araç, bulunduğu ‘yana yatmış’ konumu sebebiyle, Ay yüzeyinden ‘işe yarar’ fotoğraf gönderemedi… Aracın bulunduğu pozisyon, bu videoda maket üzerinden gösterilebildi…; ‘yan yatmış… toza batmış’… (Ay’da çamur yok.!)

IM-1 aracının inişinin neden başarısız olduğunun ayrıntıları ise aşağıdaki videoda açıklanıyor…

*

Japonya’nın JAXA Ajansının Ay’a gönderdiği aracı SNIPER de benzer bir akıbet yaşamıştı… Ancak, Japonlar daha akıllı davranarak, araçlarının üzerinde iki robotik ‘kurbağa’ da göndermişti…!

Aracın Ay yüzeyine değmesinden önce, araçtan dışarı atılan bu mimi-robotlar, Ay yüzeyinde hareket ederek, (en az biri) ana iniş Aracının fotoğrafını çekebildi… Böylece, SNIPER’in yüzeyde hangi konumda olduğu net bir şekilde görüntülenebildi…ki, bu da JAXA için önemli bir başarıydı…!

Ay, göründüğü kadarıyla, ‘yeni ziyaretçileri’ pek istemiyor…! Eğer Ay’a iniş aracı göndereceksek, inişte takla atmasını önleyecek (ya da, ‘hacıyatmaz’ kabiliyeti olan) tedbirleri de almamız gerekecek… Aksi halde, onca emek ve masraf… boşa gidebilir…!

F-16’dan bile daha iyi olacak…! (Will be better than F-16…!)

MMU ‘KAAN’ın tasarımında, prototipinin üretiminde ve uçurulmasında emeği geçen herkesi, tekrar, kutlarız…; ‘Sezar’ın hakkı Sezar’a’…!

*

TUSAŞ’ın Sayın Genel Müdürü, Milli Muharebe Uçağı (MMU) KAAN’ın bu ilk-uçuşu vesilesiyle, basının sorularını cevaplamış; yukarıdaki video bunlardan biri…

Sayın Genel Müdür, bu açıklamalarında neler söylemiş…; kısa bir ‘göz attık’…:

Sayın Genel Müdür’ün ilk sözleri dikkat çekici…TV Muhabirinin sorusuna cevaben, ‘MMU Projesinin 2010’da başladığını, TUSAŞ’ın ise bu projeye 2016’da dahil olduğunu’ söylüyor… Buradan anlaşılması gereken, Projenin başlatılmasından MMU’nun ilk uçuşuna kadar-kabaca-14 yıl geçmiş…; bunu hatırlamakta fayda var… Uçak tasarımı ve uçurulması, dünya-genelinde zaman alan bir süreç…!

Dikkati çeken diğer bir husus, Projenin-kabaca-ilk 6 yılında TUSAŞ-bir sebepten-bu Projenin içinde yer almamış… ! Bu da, fazlasıyla dikkati çeken bir husus…! Ülkemizin Ana Uçak Tasarımcısı bu Projenin başında dahil olmadıysa/olamadıysa… kimler dahil olmuştu…? Bunun sebebi neydi…? Projenin ilk 6 yıllık çalışması başka yerde/yerlerde mi sürdürüldü…?

Seri Üretimden çıkacak ilk 20 uçak, 2028’de teslim edilecekmiş… Sayın Genel Müdür, bu ‘Teslimat Tarihinin’ kendisinin (TUSAŞ’ın) bir taahhüdünden ziyade, Devlet Yönetiminin bir talebi/direktifi olduğunu ima ediyor/söylüyor…; bunun mevcut Sözleşmenin bir gereği olup-olmadığından bahsetmeyerek…!

Sayın Genel Müdür, ‘MMU, yetenekleri (2032’de) F-16’dan daha yüksek, daha iyi bir uçak olacak’… derken bu ‘daha üstün özellikleri’ Havacılık Terminolojisiyle belirtmiyor…; belki ‘gizlilik’ sebebiyledir… Ancak, Havacılık Dilinin yeterince kullanılmadığı söylemlerde inandırıcılığın azalma riski doğar…! Sayın Genel Müdürün fazla büyük görünen bu ‘iddiasının’ gerçeği ne kadar yansıttığını, elbette, zaman gösterecektir…

Konuşmasının bu noktasında Sayın Genel Müdür, MMU’nun (üretiminin ileri safhasında) ‘F-22 ayarında’ bir uçak olacağını söylüyor… Ve, bu ifadesine bir eklemede bulunuyor…: ‘F-22’nin, Dünyanın en iyi uçağı olduğunu söylüyorlar…’ Sayın Genel Müdür, bu beyanında-yine-Havacılık Dilinin-biraz-dışına çıkarak, (gelecekteki) MMU’yu F-22’ile ‘ayar’ üzerinden kıyaslarken, F-22’nin ‘Dünyanın en iyi (muharip) uçağı olduğu kanaatinin ‘başkalarına ait’ olduğunu söylemekten de çekinmiyor…Kısaca, F-22’nin ne gibi teknik özelliklere sahip olduğunu bilmediğini de ifade etmiş oluyor… O zaman, bu kıyaslamayı nasıl yapabildi…?

Sayın Genel Müdür, Muhabirin ‘Uçuş Testleri’ üzerine bir sorusuna cevaben, bugüne kadar MMU için kapsamlı yer testlerinin uygulandığını söylüyor (ki, tasarımın doğal bir parçası)… Bu arada, MMU’nun Yer Testleri esnasında ‘Uçmayı Denediğini/bu yönde bir çaba gösterdiğini’ de söylüyor…! Bu ifadesinden, muhtemelen, şunu anlamak gerekir…: Geçmişte, (haliyle başka ülkelerde) Muharip Uçak Prototiplerinin-uçmayı/havalanmayı öngörmeyen-Pist (Koşu) Testlerinde, nadiren de olsa, istenmeden havalanabildikleri görülmüştü; böyle olaylar yaşanmıştı…MMU’da da benzer bir olay yaşandı mı…bilemiyoruz… Aksi halde, bir uçağın yer Testlerinde kanatçıklarını/kuyruk yüzeylerini oynatması, herhalde, bir ‘Havalanmaya Teşebbüs’ olarak değerlendirilemez…!

Sayın Genel Müdür, Test Uçuşu Programını tamamlamak için 7 adet ‘Test Uçağının’ daha imal edileceğini söylüyor… Yine kendi ifadesine göre, 2028’de Kullanıcıya teslim edilecek 20 uçağın (Seri) imaline ise 2025’te başlanacak… Bir Uçak Tipinin Seri İmaline başlanabilmesi için, bu uçağın tasarımıyla ilgili temel sorgulamanın/testlerin tamamlanmış olması gerekir…Bu Seri Üretim ‘kararının’ 2025 başından önce verilebilmesi için, hedeflenecek Uçuş Testlerinin büyük bir bölümünün 2024 sonundan önce, olması gerekir…2024’ün geri kalan 10 ayı dikkate alındığında, 7 adet Test Uçağını üretebilmek için (Üretim Hattından her 1.5 ayda bir uçağın çıkarılabilmesi… gibi) yüklü sayılabilecek bir ‘Üretim Programı’ görünüyor…

Sayın Genel Müdür, TUSAŞ’ın 17,000 çalışanının mevcut olduğunu söylüyor… oldukça yüksek görünen bir sayı… Bu açıklama, haliyle, TSAŞ’ta ‘Verimlilik Analizi Ne Seviyede Yapılabiliyor’ sorusunu akla getiriyor…!

Sayın Genel Müdür, bir soru üzerine, MMU’nun iki motorunun mevcut olmasını, (bir kıyaslama yaparak) tek motorlu F-16’yı ‘Cebinde Taşıyabilecek’ bir kabiliyet olarak vurgulamış… Şüphesiz, burada yeri olmamakla birlikte, uçakları ‘Tasarımına esas olan Görev Amaçları’ esas alınarak kıyaslanmaları gerekir… HÜRKUŞ’ta da olduğu gibi, uçağın büyüklüğü/ağırlığı her koşulda bir avantaj sağlayacak bir özellik değildir…!

Sayın Genel Müdür, MMU’nun kalkışında Yatay Kuyruk Yüzeylerinde gözlenen büyük açılı salınımların (Bu salınımları bizzat pilot mu, yoksa bilgisayar mı tetikledi… bilemiyoruz) , TUSAŞ’ın yazdığı (Uçuş Kontrol) Yazılımın görevini iyi yaptığının işareti olduğunu söylüyor…Biz, bu noktada, kendisiyle aynı fikirde olmadığımızı belirtip, okuyucuya, performansı kıyaslanan diğer-ilişkili uçakların Pistten havalanma videolarını izlemelerini öneririz…!

MMU Üretim Hattından çıkacak uçakların F-16’nın bir üst (performans) seviyesinde olacağı, daha sonrakilerin ise F-22 performansını karşılayacağı iddiasını ise-biraz fazla-abartılı bulduğumuzu belirtelim…!

Sayın Genel Müdür, yine bir soruya cevaben, söylediği ‘…Türkiye inşaallah kimseyle angaje olmaz, ama, olursa da herkesi götürür’ sözü, bağlamı itibariyle bize, acaba, Sayın Genel Müdürün yakın gelecekte ‘savunmayla-ilgili bir Bakanlık beklentisi mi var’ı düşündürdü…!

Bu röpörtajda Sayın Muhabir sormadı…; haliyle, Sayın Genel Müdür de-sorulmadığı için-o konuya girmedi…: ‘MMU’nun Tasarımı ve Üretiminde başka Ülkelerden (Firmalarından) Teknik Destek alındı mı…; alındıysa ne seviyede alındı…?

Eğer alındıysa, bu Ülkelerin/Firmaların adını anmak…, onlara da teşekkür etmek gerekmez miydi…?

(Sayın Genel Müdür, konuşmasında, Allah’ın adını -yanlış saymadıysak-beş defa andı…)

Houston… we have a problem…!

NASA’nın para desteğini de alan Intuitive Machines firmasının Ay yüzeyine bu sabaha karşı indirdiği aracı ODEYSSEUS’tan (IM-1), ancak, ‘zayıf sinyaller’ alınabilmekte…; inişte bir problem yaşanmış olsa gerek… Aracın antenleri Dünyaya planlandığı şekilde bakmıyor olabilir…!

Japonya’nın Ay yüzeyine bir ay önce indirdiği aracı SNIPER de, inişte başı üstüne 80 derece kadar kapaklanarak/dikilerek ‘nispeten başarısız’ olmuştu…!

SNIPER (Kaynak: JAXA)

IM-1’in Ay’a iniş teşebbüsü bu sabaha karşı…! (IM-1′ Moon-landing attempt… early this morning…!)

Intuitive Machines firmasıyla NASA’nın ortak teşebbüsü olan, IM-1 ‘Özel-teşebbüs Ay İniş Aracı’nın Ay yüzeyine iniş teşebbüsü bu sabaha karşı, saat (TSİ) 00:30’da (21:30 GMT) gerçekleştirilecek…

Bu teşebbüs, ABD’nin, Apollo uçuşlarından 50 yıl sonra gerçekleştirdiği ikinci bir Ay’a iniş teşebbüsü olacak…!

ABD/NASA, Ay’a yeni bir insanlı-iniş için ARTEMIS Programı üzerinde çalışmakta…

IM-1 ODEYSSEUS aracı, başarılı olduğu taktirde, Ay’ın Güney Kutup Bölgesine inecek…

Son yıllarda, birçok ülke ve firma Ay yüzeyine araç indirme teşebbüsünde bulunduysa da, bunlardan çok azı başarılı olabildi…

Odeysseus, Ay yolculuğuna 15 Şubat 2024 günü çıkarılmıştı… Bu araç, 21 Şubat 2024 günü Ay etrafında çembersel bir yörüngeye sokuldu…

Bu (Ticari-teşebbüs) aracın, Ay’ın Güney Kutup noktasının 300 kilometre yakınındaki Malapert A kraterinin kenarına inmesi bekleniyor…

Daha önceki teşebbüslerde, Astrobotic’in aracı, meydana gelen bir yakıt sızıntısı sebebiyle, Ay yolculuğuna çıkışta, ‘yoldan dönmüştü’…! İsrail’in Beresheet adlı ticari aracı ile Japonya’nın Hakuto-R adlı aracı, 2023’teki Ay’a inişleri sırasında başarısız oldu ve parçalandı…

Bu inişi canlı olarak izlemek isteyecek Uzay Meraklılarının-biraz-uykusuz kalmaları gerekecek…!

İniş başarılı olursa, bu Aracın bir hafta kadar bir süreyle görev yapması bekleniyor…

Yararlanılan Kaynak:

https://www.space.com/intuitive-machines-im-1-private-moon-landing-webcast

Gerçekten mi…? (Is that right…?)

MMU’nun ilk uçuşunu yapması önceki haberimizdi…

Bu uçuşun-bir kaza meydana gelmeden-tamamlanmış olması önemliydi…

MMU’nun kalkışında meydana gelen bir durum izleyenlerin dikkatini çekmiş… Bu husus yukarıdaki videonun ilk dakikalık bölümünde konu edilmiş…: Uçağın ‘Yatay Stabilize’sinin (Yaygın adıyla, Horizontal Stabilator) yaptığı büyük açılı salınımlar…

Bu husus/durum Test Pilotuna da sıkça sorulmuş ki, bir açıklama yapmak zorunda kalmış…!

Kısaca, bu Sayın Pilot, mealen, uçağın ‘Kumanda Yüzeyinin (iki parçalı)’ bu salınımlarının Kumanda Sisteminin tasarımında öngörülmüş normal bir davranışı olduğunu söylüyor…

Sayın Pilotun bu açıklaması, bir noktaya kadar, doğru ve kabul edilebilir… Klasik Tipte Uçuş Kumandası bulunan uçaklarda, Pilotun bu kumanda yüzeyine vereceği kumandalar, nispeten mekanik (bağlı) bir sistemle sağlandığından, uçağın kalkışında bu yüzeylerde (bizzat pilot kumanda vermediği sürece) büyük açılı hareket (normal şartlarda) gözlenmezdi… Ancak, uçaklara OTOPİLOT’ların takılmasından itibaren, bu Kumanda Yüzeylerine bu Sistem tarafından verilen kumandalar otomatik olarak (ve çok daha hassas bir şekilde) gerçekleştiğinden (bu, olumlu/tercih edilecek bir durumdur), uçuş sırasında bu salınımlar çok daha sık ve hassas bir şekilde yapılır hale geldi… (Yolcu Uçaklarında bu durum kanattaki hareketli yüzeylerde (Eleron; Aileron) kolayca gözlenebilir.)

Buraya kadar iyi…

Ancak…, gözlenen bu açısal salınımlar ‘dikkati çekecek kadar’ büyük olursa, orada, biraz, durmak gerekir…, ki, MMU’da gözlenen durum-biraz-böyle…!

Kısaca, MMU’da gözlenen bu durumu, Sayın Test Pilotunun dediği gibi, ‘Normal’ saymak pek mümkün değil…!

Şüphesiz, yeni olarak tasarlanıp, imal edilerek, ilk uçuşunu yapan uçaklarda bu gibi durumları yaşamak… olağan… Nitekim, Dünya-genelinde geliştirilen muharip uçaklarda da, Uçuş Kumandası -ilişkili birçok arıza ve/veya ayarsızlıklarla durumlarla karşılaşıldı…; daha da vahimi, kazalar da yaşandı… Test Pilotu (ve MMU), bu uçuşta, bu bakımdan şanslıydı.. !

Alınacak ilave tedbirlerle (gerçekleştirilecek ‘Yazılım Düzeltmeleri’ ve diğer tedbirler(olası) ) bu gibi aksaklık ve eksikliklerin giderilmesi mümkün…; yeter ki kaza olmasın…! Uçak tasarımları böyle bir süreçle iyileştirilir…

*

Şimdi…, havacılığa meraklı okuyucuya bir ‘Ev Ödevi’…: ‘Yerli ve Milli’ Basının MMU’yu sıkça kıyasladığı benzer uçakların kalkış videolarını izleyin, MMU’da gözlenen mertebede salınımlar görecek misiniz…?

Ayrıca, MMU’nun bundan sonra gerçekleştireceği kalkışları (olabildiğince) izleyin… Bu seviyede (olası) açısal salınımlar devam edecek mi…?

Sonra…, kararınızı veririsiniz..; Sayın Pilotun bu videodaki beyanı gerçeği ne seviyede yansıtmaktaydı…?

(Dördüncü dakikadan itibaren…)

MMU ‘Kaan’ ilk uçuşunu yaptı…! (MMU’s maiden flight…!)

Milli Muharip Uçak ‘Kaan’, bugün, ilk uçuşunu yaptı…!

Bu Projeye katkıda bulunanları kutlarız…

Yine de, bu uçağın ‘Türkiye’nin 5. Nesil Savaş Uçağı’ olarak nitelenmesini doğru bulmadığımızı belirtelim…!

Bu söylem-biraz-‘Havacılık Edebiyatı’ yapanların söylemi… Maalesef, her konuda olduğu gibi, Havacılıkta da ‘Edebiyat Yapanların/Yapmaya Heveslilerin’ sayısı bir hayli fazla..!

*

Daha önce de vurguladığımız üzere, bir uçak tasarımın ne derece başarılı olduğu, ancak, gerçekleştirilecek kapsamlı Uçuş Testlerinden sonra belirlenebilir…; bu, en azından, 300-500 saatlik uçuş demek…

Kaan, henüz, bu yolun başında…!

Umarız, bu testlerden başarıyla geçer…ve, en azından, mevcut rakiplerine yakın bir performans sergiler…

Sevinmenin de bir ‘adabı’ olmalı… Henüz ilk uçuşunu (ki, teknik sebeplerle, çok sınırlandırılmış bir uçuştu) yapmış bir uçağın ‘Tüm Dünyaya satılacağını’ iddia etmeyi (video dakika 1:30+) sadece ‘Havacılık Edebiyatı’ ile izah etmek pek mümkün olamaz…!

‘Dünyanın Kaan’için sıraya gireceği’… iddiası ise, ancak, ‘hamaset’in dördüncü kuvvetiyle’ açıklanabilir…!

Sayın ‘Uzman’ın konuşmasında geçen ‘İnşallahtalâ’ sözü ile ne kastettiğini anlayamadık…; ‘cahilliğimize’ versin…!

Keşke, hiç olmazsa, böyle bir ‘Milli-Günde’ ana diliyle konuşsaydı… Halbuki, Belediye Başkanlığı adayları da belirlenmişti…!

*

HÜRJET… ne aşamada…?

Aşağıdaki videoda, HÜRJET için söylenenler yukarıda söylediklerimizi doğruluyor…Ne zaman tamamlanacağı söylenmeyen testlerinin devam ettiği anlaşılıyor…!

‘Hamasi söylemlerin’ ağır bastığı bu videoda /dakika 1:30+), ‘HÜRJETİN 20 yıldan fazla hizmet süresi sunması önemli bir gelişme…’ denmiş… Sanki, HÜRJET bu süreyi başarıyla tamamlayarak gösterebildi ki böyle söylenebilmiş… ! (Atalarımız, ‘dilin kemiği yok’… demiş…! Maalesef, gerek TV’lerde ve gerekse Radyolarda, ‘yapılması/başarılması hedeflenenlerle yapılanlar/yapılabildiği gösterilenler (video 1:40+ ‘…sağlıyor’ (sağladığı gösterilmiş !) birbirine çok sık olarak, karıştırılmakta… Habercilikle ‘Edebiyatçılığın’ karıştırılmasının bir sonucu…!)