TUSAŞ’ın bir ‘Yangın Söndürme Uçağı Projesi’ vardı…! (There was TUSAS’ a Fire Fighting Aircraft Project…!)

TUSAŞ’ın Yangın Söndürme Uçağına dönüştürdüğü S-2E uçaklarından biri: TEMA
(Foto: Jetphotos.net; yetkinreport.com)

Mak. Müh. Filiz Pehlivan, yetkinreport.com’da 3 Ağustos 2021’de yayımlanan yazısında, TUSAŞ’ın unutulmuş bir projesini hatırlattı… Yangın Söndürme Uçağı Projesini…! (Bu yazı bazı Havacılık Basınında da yayımlandı…)

Bu yazıyı sunmadan önce birkaç hususu belirtmek gerek:

*Burada konu edilen S-2E Deniz Gözetleme uçağının performansı hakkında yeterli bilgimiz yok. Bu sebeple, aşağıdaki yazıda vurgulanan ‘askeri ömrünü tamamlamış/ askeri amaçlı ekonomik ömrünü tamamlamış’ ifadesi ile tam olarak neyin kastedildiğini bilmiyoruz. Böyle bir ömür tarifiyle daha önce karşılaşmadık !

*Uçakların ömrü-bakış açısına bağlı olarak-farklı parametreler üzerinden tanımlanabilir. Yapısal ömür bunların ilki… Uçağın motor/aviyonik/sistem performansı bir ikincisi…; bakım/idame maliyeti bir başkası olabilir…

*Bu parametrelerden her biri uçağın hizmetten alınması için yeterli şartı sağlayabilir. (Şüphesiz bu ‘hizmetten alma’ bu uçağın tekrar uçurulamayacağı anlamına gelmez…; yeterli bakım/onarım/güçlendime/yenileştirme yapılmak kaydıyla…)

*S-2E, tasarımı itibariyle, su almak için sadece piste inebilecek bir uçak… THK’nin su yüzeyine de inebilen uçaklarından farklı… Ancak, su alma kapasitesi THK uçaklarına yakın göründü…

*S-2E’yi Yangın Söndürmede kullanmak için proje geliştirenler, herhalde, bu uçağın yapısal-ömür durumunu sorgulamış ve değerlendirmiştir. Bu bağlamda yapısal bir güçlendirme de düşünüldü mü, bilmiyoruz.

*Bu uçakların dönüştürülmesinde Kanada Firmasının teknik/tasarım ve ekipman desteği sağlamış (sağlama vaadi) olduğu anlaşılıyor; kısaca, TUSAŞ’ın Kanada-Destekli bir projesi söz konusu…

*Yine de, gerçekleşseydi, bu Projede önemli bir ‘Milli’ (ve Yerli…değil ! ‘Milli’ dedikten sonra ‘ve Yerli’ sözcüğünü de ekleyerek konuyu ‘sulandırmaya’ hiç gerek yok…!) proje uygulaması söz konusu olacaktı…

*Yine, anlaşıldığı kadarıyla, maddi güçlük içindeki Yönetimler bu Projeye (belki de başka sebeplerle) gerekli desteği verememiş göründü…; belki de, ‘yeterince ileri görüşlü’ değillerdi… Dün ‘Devrim Otomobili’, sonra S-2E,…, KARAYEL İHA, … yarın belki başkaları…! Kimin ‘daha Milli’ci olduğu , belki, yangın alevlerinin ‘şavkında’ gözlenir…!

*Bunları söylerken, S-2E uçakları için geliştirilen bu proje desteklenseydi, Ülkemizin Orman yangını meselesi kökünden halledilirdi iddiasında değiliz… Ancak, bu proje sayesinde Milli (Tasarım) Havacılığımıza bir katkı daha sağlanabilirdi…; söndürülecek bazı orman yangınlarının yanında…

*

(yetkinreport.com’un izniyle…)

‘Bir orman yangınları ülkesi olan Türkiye’nin elinde yangın söndürme uçakları bulunmayışının sonuçlarını acı şekilde yaşıyoruz. Peki yakın geçmişte Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ), uluslararası bilinen adıyla TAI mühendislerinin geliştirdiği yangın söndürme, itfaiye uçağı projesinin hükümetlerin ilgi gösterip harekete geçmemesi üzerine yapılamadığını biliyor musunuz? Buna, günlük siyasetten bağımsız bir “akıl tutulması” hikayesi de denebilir.


Biraz geriye gideceğiz.
Yıl 1998. O dönem yine orman yangınlarına çözüm bulmaya çalışan ülkemizde, TUSAŞ’ın Deniz Kuvvetleri’nden ücretsiz olarak devredilecek hizmet dışı keşif uçaklarını modernize ederek yangın söndürme tanker uçağına çevirmeye yönelik önerdiği projenin sahipsiz bırakılıp rafa kaldırılışının hikayesi bu.
Bu uçakların bir özelliği de yangının üzerine sadece su değil yangının
ilerlemesini önleyecek kimyasal madde de bırakabilecek oluşuydu. Aslında proje ilk başta duyurulduğunda siyasiler tarafından heyecanla karşılanmıştı. TUSAŞ’ın bütün mühendisleri bu projeye gönül vermişti. Gerçekleşecek diye yürekleri kıpır kıpırdı.

Proje Detayları

Projenin tarafları, TUSAŞ, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Türk Hava Kurumu ve TEMA Vakfı idi. Uçaklar Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü’nün yangın söndürme işleri için tedarik edilecekti. Orman Bakanlığı konu ile ilgilendi ama nedense resmi talep gelmiyordu.
Türk Deniz Kuvvetleri, hizmet dışı kalan ABD yapımı Grumman S-2E keşif-gözetleme uçaklarını ücretsiz olarak devredecekti. TUSAŞ bu uçakları 4500 litre kapasiteli, su ve yangın geciktirici kimyasal içerecek şekilde yangın söndürme tanker uçağına dönüştürecekti. Yani Türk Mühendislerinin “Milli Çözüm” olarak ortaya koyduğu bir dönüştürme proje söz konusu idi.

TUSAŞ mühendisleri yaptıkları araştırmada o dönem ABD, Kanada, Fransa ve Arjantin’de de bu çözümün kullanıldığını gördüler. Yapılan ön hesaplarda her bir uçak için dönüşüm maliyeti yaklaşık 3 Milyon USD (1998 fiyatı) olarak hesaplandı. Toplam proje maliyeti, tadil edilecek 15 uçak için yaklaşık 50 Milyon USD (1998 fiyatı), proje süresi toplam 20 ay olacaktı ve uçaklar 20 yıl boyunca hizmet verebilecekti.
Dışarıdan 3-4 ay için sadece 1 uçak kiralama maliyetinin yaklaşık 1,5 Milyon USD (1998 fiyatı), yeni uçak alım maliyetinin ise yaklaşık 28 Milyon USD (1998 fiyatı) olduğu göz önüne alındığında yapılacak projenin ne kadar ülke yararına olduğu ortadaydı. Neredeyse 2 yeni uçak alım bedeli ile 15 uçaklık yangın söndürme filosu yaratılacaktı.
TAİ, Kanadalıların tadil ettiği ve Güney Fransa’da yangın söndürmede kullanılan benzer uçağı getirterek, Akıncı (Mürted) Üssü’nde gösteri düzenledi. Hükümet yetkililerinin de izlediği bu gösteri sonrası olumluluk raporu düzenlenerek gerekli makamlara iletildi.

Hükümette ilgi var, destek yok

O dönem iktidarda Mesut Yılmaz’ın başbakanlığında Anavatan Partisi (ANAP), Demokratik Sol Parti (DSP) ve Demokrat Türkiye Partisi (DTP) koalisyonunun oluşturduğu 55. hükümet vardı.
Orman Bakanı olan Anavatan Partili Ersin Taranoğlu göreve gelir gelmez bir Kanada firmasıyla anlaşma yaparak, üç aylık bir süre için dünyada sadece yangın söndürmek için kullanılan tek uçak diye bilinen CL-215 tipi iki adet uçak kiraladı. Halen THK elinde bulunup kullanılmadığı için âtıl duruma düşen uçak modeliydi bu. Yangın riskinin büyük olduğu Temmuz-Eylül ayları arasında daha etkin mücadele için kiralanan uçaklar, Antalya Düzlerçamı Mevkii’nde çıkan yangında arızalı olduğu için kullanılamadı. Bunun üzerine gözler TUSAŞ’ın projesine çevrildi.
TUSAŞ’ın Taranoğlu’na sunduğu raporda, Deniz Kuvvetleri envanterinde bulunan ve motorlarındaki bazı eksiklikler nedeniyle 1993’te uçuşları durdurulan 15 adet S-2E tipi deniz karakol uçağının ufak değişiklerle 4,3 ton kapasiteli itfaiye uçaklarına dönüştürülebileceği yazıyordu. Revizyon için 2,5-3 milyon dolar gerekeceği, oysa üç aylığına kiralanan uçaklara 2 milyon 775 bin dolar ödendiğine dikkat çekildi.
Hesap ortadaydı, ancak Orman Bakanlığı projeye destek vermedi. Orman Genel Müdürlüğü’nün dışarıdan uçak kiralama tercihinden vazgeçmemesi nedeni ile proje rafa kaldırıldı.

TUSAŞ pes etmiyor ama…

Gerçekleşmeyen bu projenin amacı orman yangın söndürmede dışa bağımlılığın kaldırılmasıydı. Yılın 12 ayı kullanıma hazır olacak yangın söndürme uçaklarımız olacaktı. Uçaklar İstanbul, İzmir ve Antalya’daki üç filo merkezinde konuşlanacaktı.
Bu uçakların en önemli özelliklerinden olan, su ile birlikte yangın geciktirici olarak sulandırılmış kimyasal gübre kullanılabilmesi nedeniyle yeni bitki örtüsü oluşumuna da katkı sağlanacaktı.
TUSAŞ, Orman Bakanlığı talip olmasa da başta TEMA olmak üzere çeşitli sivil toplum kuruluşlarından finansman desteği ile 1 adet prototip uçağı yaptı. “TEMA” ismi verilen bu uçak o dönem Antalya ve TÜPRAŞ yangınlarında başarı ile kullanıldı. Buna rağmen Orman Bakanlığı projeye ilgi göstermedi. Kaynak bulunamadığından proje iptal edildi.
Küllenen projeye 2001 yılında ABD talip oldu. O döneme kadar yüzüne bakılmayan uçaklar kıymete bindi. 7 uçakla bir yangın söndürme filosu oluşturulması için Başbakanlığa başvuruldu. Artık hükümette Bülent Ecevit başbakanlığında DSP, ANAP ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) koalisyonu vardı. TUSAŞ’ın projeyi bu defa Başbakan Yardımcısı MHP lideri Devlet Bahçeli’ye sunduğu bilgisi var. Bir sonuç çıkmadı.

Uçaklar hurda olarak satıldı

Geliştirilen tek prototip 2003’de Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) döneminde ABD’ne satıldı. Milli Uçağımız, ABD’nde orman yangınlarında öyle başarılı oldu ki, diğer uçakları da dönüştürüp bize satın dediler.
Ama kalan uçaklara ne oldu dersiniz? Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın yangın söndürme uçağına dönüştürülmesi amacıyla beklettiği, askeri amaçlı ekonomik ömrünü tamamlamış 10 deniz karakol uçağından 9’u, Makine Kimya Endüstrisi Kurumu’na (MKEK) hurda olarak satıldı. Bir adet uçak ise ise Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın İstanbul, Yeşilyurt’taki Hava Müzesi’ne gönderildi.
1990’larda başlayan toplam 15 adetlik yangın söndürme uçağı filosu kurulmasına yönelik TUSAŞ’ın projesi, birbiri ardına hükümetlerden destek bulamadı ve en sonunda AKP döneminde tamamen sona erdi.

Uçak kiralama lobisi mi?

Ülkemiz yangınlarla kavrulur, milli serveti olan ormanlarını kaybederken, uçak yokluğu nedeniyle çaresiz.
Ülke aleyhine kayıp ve zararlar bu coğrafyanın kaderinde mi var?
TUSAŞ’ın 23 sene önce ülkemize kazandırmaya çalıştığı yangın söndürme uçaklarına engel olan zihniyetin arkasında o gün ne varsa, bugün orman yangınları karşısındaki çaresiz kalışımız arkasında da o mu var?
Örneğin yangın söndürme uçağı/ helikopteri kiralama lobisinin karşı konulamaz etkisi olabilir mi bu yoksunluğumuz arkasında?
Geçen onca yıla rağmen hala aynı konuda zafiyet yaşanıyorsa sebepleri nerede arayacağız?
Bir sonraki olası yangınlarda yine aynı şeyleri konuşmamak için teknik yeterliliği kanıtlanmış, sürdürülebilir çözümleri üretmek için daha ne kadar bekleyeceğiz?

(Makalenin yazılmasında bilgi desteği sağlayan, o dönemde projede çalışmış TUSAŞ mühendislerine teşekkürler. FP)

Yararlanılan Kaynak:

https://yetkinreport.com/2021/08/03/tusasin-itfaiye-ucagi-projesi-nasil-bitirildi/

Kara Deliğin ‘arkası’ göründü (mü?) (First detection of light from behind a black hole…?)

(Kaynak: Stanford News; ESA)

Taylor Kubota’nın Staford News’te 28 Temmuz 2021’de yayımlanan haberinde, bir Kara Deliğin arka bölgesinden yayımlanan bir ışımanın gözlenebildiği duyuruldu…!

Bir araştırma grubu, Einstein’in Genel Görelilik Kuramının sonuçlarından birini de doğrulayacak şekilde, bu kara Deliğin ‘öteki yüzünden’ yayımlanan X-ışını ışımalarını gözlediler/kaydettiler…

Stanford üniversitesi astrofizikçilerinden olan Dan Wilkins, 800 ışık yılı uzaklıkta yer alan çok büyük-kütleli (süper…deyemedik !) bir Kara Deliğin yayımladığı X-ışını görünümünde (patern) merak uyandırıcı bir dağılım (ayrışma) gözledi (gözlemledi… değil…!)… Kısaca, kaydedilen X-ışını ışıma bölgesinde farklı renkte ve ayırdedilebilir daha sönük ışıma izleri mevcuttu…

Araştırmacılar, gözlenen bu X-ışınlarının, uzaydaki gazın Kara Delik tarafından emilme sürecinde, aşırı ısınma sebebiyle, ortaya çıktığını söylüyor… Oluşan bu x-ışını ışıması ortamdaki gaz kütlesiyle çarpışınca, ayrıca, yansımakta…Kara Deliğin arka bölgesinde ortaya çıkan ve Kara Deliğin çok büyük gravitasyon kuvveti etkisi altında saptırılan X-ışıması da, farklı renkte ve kısa X-ışımaları olarak Dünyadan gözlenebilmekte…

(Daha ileri gitmeden belirtelim: Kara Deliklerin ‘arka/çıkış’ tarafı var mı, buradan çıkan madde var mı…konusu astrofizikçilerin-bize göre-biraz uzak durdukları/etrafından dolandıkları bir konu…Kara Deliklerin ağız ve arka bölgesinde (olay ufkunda) gözlenen çift-yönlü ışımalar, nispeten uzak bölgede oluşmaları sebebiyle, bu soruya cevap olamamakta…)

Kavli Astrofizik-Kozmoloji Enstitüsünde (Stanford, ABD) ve SLAC Ulusal laboratuvarında bir araştırmacı olan Wilkins’in de söylediği üzere, bir ‘Kara Delik öğretisi’ne göre, Kara Deliklerin çıkışı yoktur…; içindeki (olası) ışık ağzından veya ‘başka yerinden’ dışarıya çıkamaz…! Kara Delikler etrafındaki uzayı eğer (warping), ışığı eğer (bending) ve manyetik alanı ‘burar'(twisting; halatın burulması…)…

Nature Dergisinde 28 Temmuzda yayımlanan bu araştırma makalesinde, ‘Kara Deliğin arkasında oluşan ışık’ senaryosu detaylı olarak açıklandı…

Manyetik Alanın Kara Deliklerin yakınındaki davranışı araştırmacıları elli yıldan beri anlamaya çalıştıkları bir konu…

Araştırmacıların asıl hedefi, Belirli Kara Delikler etrafında oluşan ve ‘Corona’ adı verilen oluşumun gözlenmesiydi… Çok büyük kütleli bir Kara Deliğin içine düşmek üzere hareketlenen madde, sürekli bir (X) ışıma yapar…Bu ışıma Kara Deliğin etrafında bu ‘Korona’yı oluşturur… (Güneşin etrafında da, ‘Korona/Güneş Tacı’ adı verilen ve Güneş tutulmalarında gözlenebilen bir plazma-yapı oluşur…) Bu ‘Korono’ yapısı incelenerek, Kara Deliğin karakteristiklerinin haritası çıkarılabilir…

Önde gelen bir teoriye göre, Kara Delik tarafından emilerek hareketlendirilen gaz (bu yakınlıkta madde ancak gaz halindedir…), milyon+ derece (bu seviyedeki sıcaklığın biriminin önemi kalmaz !) sıcaklığa ulaşınca, elektronlar atomları terkederek, manyetik plazma bir plazma-yapı oluşumunu sağlar…Kara Deliğin güçlü eksenel dönmesinin de etkisiyle, manyetik alan yayları (arc) uzayarak ve bükülerek parçalanır… Sonunda, Güneşin etrafındakinin benzeri bir ‘Korona’ oluşur…

Wilkins, bu manyetik alanın hızlandırdığı elektronlarınX-ışını ışıması yaptığını söylüyor… (Enerjilenen elektron ışıma yaparak, daha alt enerji seviyesine iner…Tekrar enerjilenirse, bu olay tekrarlanır…)

Wilkins, küçük (ve farklı renkteki) X-ışımalarının bu ana ışımaların kaynağı incelendiğinde belirlendiğini söylüyor…; bu küçük ışımalar (flares) ana X-ışımalarının yansımış olanlarıydı… (Bu noktada şu söylenebilir: Fizikçiler ‘yansıma’nın gerçekte, yeni (doğan/oluşan) bir ışıma olduğunu söylüyor… Işık yansımaz, yeni ışımaya yol açar… Her yansıyan ışık, yeni doğan bir ışıktır…! Burada ifade edilen yansımayı bu bağlamda anlamak gerekir…)

Kısaca, araştırmacıların belirlediği (farklı renkli ve daha zayıf X-ışıması), Kara Deliğin arka bölgesinde -bir şekilde-oluşan X-ışımasının gazlara çarpmasıyla tetiklenen (yansıyan(echoe) !) ışımaydı…

gif depicting the process by which X-ray light from behind a black hole can be observed

(Kaynak: ESA; Stanford News)

Yararlanılan Kaynak:

Yarın…başka bir tarihi gün…(mü?) (Tomorrow… another historical day…(?))

Güncelleme:

Aracın fırlatılışı bir arıza sebebiyle 4 Ağustos 2021’e ertelendi…!!!

…………………………………………

Boeing’in ‘Uzay İnsanı Nakil Aracı’nın (Starliner) ISS’ye yolculuğu yarın (3 Ağustos) TSI 20:20’ye (17:20 GMT) planlandı… ; yarın, uzay araştırmalarında başka bir tarihi gün olabilir…

Uzay yolculuğu meraklılarına duyurulur…!

https://www.space.com/nasa-administrator-nelson-starliner-launch-significance

Olmayınca…olmuyor…! (Bad luck or, what…?)

Boeing’in kapsülü CST-100 Starliner (Kaynak: Boeing Space)

Boeing, Uluslararası Uzay İstasyonuna (ISS) ‘uzay insanı’ taşımak amacıyla araç geliştiren firmalardan biri…

Space X, benzer bir projesi olan Crew Drago’u olumlu olarak sonuçlandırdı ve ISS’ye (ticari olarak) uzay insanı taşımaya başladı…

Boeing, halen geliştirmekte ve test etmekte olduğu aracı CST-100 Starliner’i bu Cuma (30/7) ISS’ye gönderecekti… Ancak, Boeing’in dışında gelişen bir sebepten dolayı bu test uçuşu ertelenmek durumunda kalındı…!

Richael nail’in Florida Today’de yayımlanan haberinde, bunun sebebinin, Rusya’nın ISS’ye bu Perşembe günü (29/7) gönderdiği araştırma modülünün ISS’ye kenetlenmesi sürecinde, ‘modül üzerindeki bir ‘iticinin’ (thruster) istenmeden ateşlenmesi ve oluşan kuvvetin ISS’nin açısal konumunda küçük bir değişikliğe yol açmış olması’ olarak duyuruldu…!

Şüphesiz, ISS’ye bu iki yolculuğun kısa bir aralıkla planlanmış olması yeterince düşündürücü bir husus…

An Atlas V rocket rolls to the launch pad Thursday, July 29, 2021 carrying the Starliner crew capsule. The rocket was scheduled to lift off Friday on a mission to the International Space Station but was delayed due to an incident at the International Space Station. Craig Bailey/Florida Today via USA Today Network

Rosya’nın Çok Amaçlı Laboratuvar Modülü olan ‘Nauka’ ISS’ye hafta başında (26/7) ulaşmış ve kenetlenmişti… Kısa bir süre sonra, NASA’nın Jhonson Uzay Merkezindeki uzmanlar, Nauka’nın yönlendirme iticilerinin (thruster) kontrolsu bir şekilde ateşlenerek, ISS’nin konumunda değişikliğe yol açtığını belirlediler…!

Nukka Modülü’nün ISS’ye kenetlenmesi.

Rusya tarafından daha sonra yapılan açıklamada, bu ‘istenmeyen-itici ateşlemesine’ modüle yüklenmiş bir yazılımdaki hatanın sebep olduğu söylendi…

Neyse ki, NASA astronotları gerekli ‘itici-ateşlemelerini’ yaparak ISS’yi tekrar eski konumuna döndürdüler…! Yaşanan bu olay esnasında ISS’de herhangi bir hasar oluşmadığı da açıklandı…

Şüphesiz, meydana gelen bu olay Rusya Uzay Ajansına ‘biraz’ itibar kaybettirdi…!

NASA, CST-100’in yola çıkarılmasını, ISS’deki uzay insanlarının gerekli incelemeleri yapabilmeleri için, bir hafta kadar erteledi…

CST-100, United Launch Alliance’nin Atlas V taşıyıcı roketiyle fırlatılacak… Aralık 209’da gerçekleştirilen test uçuşunda, yine bir yazılım hatası sebebiyle, CST-100 ISS’ye ulaşamadan Dünyaya emniyetli olarak geri dönmüş, planlanan testler kısmen gerçekleştirilebilmişti…

Ertelenen fırlatışın 3 Ağustos 2021’de gerçekleştirilmesi bekleniyor…

Yararlanılan Kaynak:

https://www.floridatoday.com/story/tech/science/space/2021/07/29/boeing-starliner-test-flight-could-affected-incident-space-station/5419200001/

Hodri Meydan…!(Time to test ability…!)

Bu sabaha karşı İzmir Bölgesinde bir meteor gözlendi…

Bu meteorun bir meteorite dönüşüp dönüşmediği henüz bilinmiyor…

Astronomi sahasında çalışan akademisyenlerimize bir çağrı: ‘Hodri Meydan’…!

Eğer, yere ulaştıysa, bu gök cisminin düştüğü (olası) bölgeyi hesaplayarak, bir araştırma organize edebilirsiniz… ; kısaca, bu sahadaki becerinizi test edebilirsiniz…

‘Astrobilgi.org’ bu çağrı Size de…!

Ana Asteroid Kuşağnda ‘Kızıl Gövdeler’…! (Red Bodies in Main Asteroid Belt…!)

(Güneş Sistemindeki uzay cisimleri (Kaynak: spacedaily.com)

Spacedaily.com’da 28 Temmuz 2021’de yayımlanan bir haberde, Ana Asteroid Kuşağında (Main Asteroid Belt) yer alan 203 Pompeja ve 269 Justitia’nın, bu kuşakta yer alan cisimlerden çok daha ‘kızıl bir spektrum’a sahip olduğunun belirlendiği duyuruldu… Ana Asteroid Kuşağı Mars ile Jüpiter arasında yer almakta…

Bu keşif, ISAS JAXA araştırmacısı HASEGAWA Sunao liderliğinde, MIT, Hawaii, Seoul, Kyoto Üniversitelerinden ve Laboratoire d’Astrophysique de Marseille’den bir ekip tarafından gerçekleştirildi… Bu asteroidlerden yansıyan ışık, asteroid kuşağındaki en kırmızı cisimler olan, D-tipi asteroidlerden daha dik bir spektral eğim (steeper spectral slope) göstermekte… Güneş Sistemindeki Trans-Neptunian Cisimleri ve Centaurus cisimleri de çok kızıl bir spektrum oluşturmakta…

Gök cisimlerinin yayımladığı/yansıttığı ışığın spektrumu bu cisimlerin yüzeylerindeki madde ile ilişkili… Yüzeyde mevcut olan karmaşık organik madde yansıyan ışığın kızıl bir spektrum oluşturmasına sebep olur…

Gezegen-bilimciler, bu gök cisimlerinin, Güneş Sisteminin oluşumu aşamasında, Sistemin derinliklerinde (sınırında-near the edge…deyemedik!) oluştuktan sonra bu Asteroid Kuşağı bölgesine taşındıklarını söylüyor…

Gezegenlerin ve gezegenimsilerin (planetesimals) Yıldız/Güneş Sistemi içinde, zamanla, yer değiştirebildiği yıldız/gezegen-bilimciler (astrophycisists) tarafından ileri sürülmekte… Bu gök cisimleri de, oluştukları dış bölgeden Jüpiterin yörüngesinin daha içine taşınmış…

Astrophysical Journal Letters’ta (American Astronomical Society-AAS), 26 Temmuz 2021’de yayımlanan bu makalede, Dünya gibi büyük gezegenlerin zamanla çekirdek, manto, yerkabuğu gibi katmanlara ayrılırken, Güneş Sisteminin ilk oluşum devresine ait verinin kaybedildiğini, bu verinin ancak, ilkel durumunu koruyabilmiş bu gibi gök cisimlerinde (asteroid,…) korunabildiğini söylüyor…

Dünyaya sıradan (ordinary) veya kondrit (chondrite) yapılı meteorit olarak düşebilen bu gök cisimleri, orijinal yapısını koruyabilmiş bu gök cisimlerinden gelmekte… Gezegen-bilimciler, sıradan kondrit yapılı meteoritlerin Güneş Sisteminin iç bölgesinde oluştuğunu düşünüyor… Karbonlu kondritler ise ‘Su Buzu/Karı Hattı’nın ötesinde oluşmuş… ; Güneş ışığının ulaşabilme kabiliyeti ile ilişkili olarak…

Bu ‘ilkel’ (madde içeren) cisimler Dünyadan 2.1-3.3 AU uzaklıktaki Ana Asteroid Kuşağı içinde yer almakta… Bu arada, Mars Dünyadan 1.5 AU, Jüpiter ise 5.2 AU (Astronomi Birimi=150 milyon km) uzaklıkta…

Sıradan kondirit meteorit oluşturan (fırlatan) asteroidler S-Tipi olarak sınıflandı… Japonya Aracı Hayabusa’nın incelediği asteroid 25143 Itokawa bunlardan biri…

Karbonlu-kondrit içerem asteroidler ise C tipi olarak adlandırıldı… Yine Japonya’nın Hayabusa2 aracı tarafından incelenen asteroid 162173 Ryugu bunlardan biri…

S-tipi asteroidler Ana Asteroid Kuşağının iç bölgesinde yoğunlaşmışken, C-tip asteroidler, genelde, dış bölgesinde yoğunlaşmış… Bu yerleşim şekli asteroidlerin zamanla bölge değiştirdiğini de göstermekte…

Asteroid Kuşağının dışında Cybeles (3.3-3.7 AU) adı verilen D-tipi küçük asteroidler…Bu tip asteroidler, 3.7-4.2 AU uzaklıkta yer alan Hilda Grubundaki asteroidlerin de büyük bir kısmını oluşturmakta… Jüpiterin Trojan asteroidleri ise 5.2 AU uzaklıkta yer almakta…

Tagish lake meteoriti, D-tipi olarak, en ilkel yapıda olduğu bilinen bir karbonlu-kondrit meteoritti…

D-tipi asteroidler, ışık spektrumu kuyruklu yıldız çekirdeklerine benzeyen, su ve karbon dioksit buzu içeren gök cisimleri…Gezegen-bilimciler, bu gök cisimlerinin, karbon dioksitin donduğu ‘Karbon Dioksit Buzu Hattı’nın ötesinde (Güneş Sisteminin daha derin bölgesinde) oluşmuş olduğunu düşünüyor…

Araştırmacılar, spektroskopi incelemelerinde, boyu 110 km kadar olan 203 Pompeja’nın d-tip asteroidlerden daha kızıl bir spektrum gösterdiğini belirledi…

55 km boydaki 269 Justita’nın kızıllık derecesinin 203 Pompeja ile aynı olduğu belirlendi… ; D-tipi asteroidlerden daha fazla bir kızıllık…dış Güneş Sistemindeki asteroid grubu Centaurs’un kızıllığı seviyesinde… Bunlar gibi, Neptün-ötesi bölgede yer alan ve ışığı kızıl spektrum gösteren bu gök cisimlerinin yüzeyi , metan ve metanol buzu da içeren organik bileşiklerle kaplı…

Uzmanlar, ayrıca, D-tipi asteroidlerin Karbon Dioksit Buzu/Karı hattının ötesinde oluşmuş olduğunu söylüyor…

Bu belirgin hatlar , Güneşten uzaklığa göre ve sırasıyla ‘Su Buzu/Karı Hattı, Karbon Dioksit Buzu/Karı hattı ve Organik Madde Hattı…

Araştırmacılar, Güneş Sisteminin oluşum sürecinde, ortaya çıkan gök cisimlerinin bulundukları bölgelerde kalmayıp, zamanla bölge değiştirdiğini söylüyor…Jüpiter yer değiştiren bu gök cisimlerinden biri…

Son belirlemelere göre:

D-tipi asteroidler Güneş Sisteminin iç bölgesinde oluştu…Zamanla, bu asteroidlerin bir kısmı Ana Asteroid Kuşağına ve hatta Trojan Asteroidleri bölgesine savruldu…

Kızıl Spektrum gösteren asteroidler (Centaurs’lar,…) Güneş Sisteminin dış (Neptün-ötesi) bölgesinde oluştular… Bu sebeple, bu tip gök cisimleri Ana Asteroid Kuşağı ile Trojan Asteroidleri grubu arası bölgede çok daha az oranda yer almakta…

Araştırmacılar, 203 Pompeja ve 269 Justita’nın Güneş Sisteminde, uzaktaki organik-buz hattının da ötesinde oluştuğu, daha sonraki süreçte Ana Asteroid Kuşağına savrulduğunu söylüyor…

Yakındaki bu cisimler araştırılarak ve gözlenerek, incelemek amacıyla çok uzaktaki bölgelere/cisimlere, (bazen de mevcut teknoloji ile gerçekleştirilmesi mümkün olmayan) yolculuklardan, masraftan ve zaman kaybından kurtarmakta…

Bu açıdan bakıldığında, Oumuamua kaçan çok çok büyük bir balıktı…!

Yararlanılan Kaynaklar:

https://www.spacedaily.com/reports/Red_bodies_similar_to_Kuiper_objects_found_in_main_asteroid_belt_999.html

İniş Takımı neden düşer..? (Why does a Landing Gear fall down…?)

Wgme.com’da 23 Temmuz 2021’de yayımlanan bir haberde, (ABD’de) Piper Navajo tipi bir küçük uçağın Ana İniş Takımı dikmesi ve tekerleklerinden birinin Gorham Country Club Golf Sahasına düştüğü duyuruldu…! Bu parçalar düştüğünde Golf Sahasının bu bölgesinde kimse bulunmuyordu…

Pilot bu uçağı kalkış yaptığı meydana emniyetli bir şekilde indirmeyi başardı…

Piper Warrior tipi bir başka uçak da, 19 Ağustos 2018’de, uçuşta İniş Takımı kopması/düşmesi sebebiyle, Danbury Municipal Airport’a (ABD) acil iniş yapmıştı…

İniş Takımları neden düşer…?

Birkaç sebebi olabilir…: Bunlardan ilk akla geleni ‘Tasarım Hatası’… İniş takımı tasarımının yeterince emniyetli olarak yapılmaması… Bir diğeri ‘Kontrol Eksikliği’…; İniş Takımlarının zamanında ve yeterli kalite ile periyodik olarak kontrol edilmemesi… Bir başkası, uçağı kullanan Pilotun gerçekleştireceği ‘Sert İnişleri’ beyan etmemesi/önemsememesi…

Bu sebepler artırılabilir…

Her zaman söylediğimiz gibi, genelde, hepsi…: ‘İnsan Hatası’…!

Bu iki kazada da can kaybının yaşanmamış olması bir şans/tesadüf… Bir sonrakinin de böyle sonuçlanacağının bir garantisi yok…!

Yararlanılan Kaynak:

https://wgme.com/news/local/golfers-shocked-after-landing-gear-lands-in-fairway-at-gorham-country-club

Hubble hayata tekrar döndürüldü…! (Hubble returns to life , again…!)

Etkileşen gökadalar ARP-MADORE2115-273 ‘nin ve üç-kollu (nadir) spiral gökada ARP-MADORE0002-503’nin Hubble ile alınan yeni görüntüsü. (Kaynak: spacedaily.com)

Yakın zamanda bir bilgisayar arızası yaşayan ve kendisinden endişe duyulan Hubble, NASA uzmanlrının uzaktan başarılı müdahalesiyle tekrar hayata döndürüldü…Hubble (HST) bir aydan beri gözlem yapamamaktaydı…

NASA Başkanı (Administrator) Bill Nelson, Hubble’nin 32. hizmet yılına başlaması dolayısıyla bir kutlama mesajı yayımlamış… Hubble’nin, yaşanan bir çok aksaklığa rağmen, bu kadar uzun bir süredir görevini sürdürebilmesi gerçekten bir kutlamayı hakediyor…!

Hubble ile bilimsel araştırmalar Seattle’deki Washington Üniversitesi tarafından sürdürülmekte…(Bizler ise, ‘tartışmalı Rektör atamaları’ ile Üniversitelerimizin yıllarını heba etmekteyiz…!)

HST’nin üzerindeki gözlem araçlarını koordine eden bir bilgisayar, 13 Haziran 2021’de çalışmasını durdurmuştu…Bu gibi ‘uzun ömürlü’ uzay araçlarında (ve diğerlerinde) arıza müdahalesi eski uzmanların bilgisine ve tasarım belgelerine ulaşmayı da gerektiren, zahmetli bir süreç… Bu sebeple, arızanın teşhisi ve giderilmesi uzun zaman alabildiği gibi, bazen olumlu sonuç da alınamamakta…

(‘Arızacılıkta uzmanlaşmak isteyenler kaynak yazıyı okuyabilir…!)

HST’nin tekrar çalışmasının, bu defa da, ‘yedek’ (Back-up) donanımı ile mümkün olabildiğini belirtelim… ‘Yedekleme’ Sistem Tasarımında göz önünde bulundurulması gereken önemli bir husus…

HST ile bugüne kadar 1.5 milyon gözlem gerçekleştirildi…

HST ile birçok önemli araştırma ve keşif gerçekleştirildi… Evrenin hızlanarak ‘şişmesi’ (expansion), öte-gezegenlerde atmosferler gerçekleştirilen bu keşiflerden biriydi…

Yararlanılan Kaynak:

https://www.spacedaily.com/reports/Hubble_returns_to_full_science_observations_and_releases_new_images_999.html

Öte-gezegenin uydu oluşumu…! (Exo-planet’s moon creation…!)

PDS 70 System (Kaynak: ALMA (ESO/NAOJ/NRAO)/Benisty et al.; lightsinthedark.com)

Jason Major’un lightsinthedark.com’da yayımlanan haberinde, 400 ışık yılı uzakta bulunan ve henüz oluşum sürecinde olan PDS 70 sisteminde, yıldız PDS 70’in yörüngesinde dolanan iki gezegenden biri olan PDS 70c’nin etrafını saran gaz-toz diskinin içinde bir uydunun oluşmakta olduğu duyuruldu… Bu madde diski halen hem gezegenleri hem de oluşmakta olan uyduyu beslemekte…
Bu gezegen/uydu oluşum görüntüsü ALMA (Atacama Large Milimeter Sub Milimeter) teleskop ağıyla alındı…

Bugüne kadar 4,438 tane ötegezegen belirlendi…, ancak, henüz bir ‘öte-ay/uydu’ görüntülenemedi…

PDS 70C Jüpiter benzeri bir öte gezegen…; Centaurus yıldız kümesi içinde… Bu gezegeni saran madde diskinin çapının 1 AU (Dünya-Güneş mesafesi) kadar olduğu hesaplandı…

Yararlanılan Kaynak:

https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AQMkADAwATE2MTIwLTg4AGQxLTEzNzAtMDACLTAwCgBGAAAD723ksKtil0uP6e2FCWrSewcA%2BKhAoe4ynk6yxFGDfO4z6QAAAgEMAAAA%2BKhAoe4ynk6yxFGDfO4z6QAEgReKfQAAAA%3D%3D

Jüpiter’in bir ‘torunu’ doğdu…! (Jupiter’s new tiny moon…!)

Carme (Kaynak : Sky and Telescope)

Jüpiterin uydu grupları (Kaynak: Sky and Telescope)

Bir amatör astronom, Jüpiterin yeni bir (çok küçük) uydusunu keşfetti…Bu keşif, Jüpiterin dah önce alınmış görüntüleri üzerinde bir arşiv araştırması esnasında belirlendi… Bu keşfin detayları ‘Sky and Telescope’de yayımlandı…

Bugüne kadar Jüpiterin 79 uydusu belirlenmişti… Gezegenbilimciler Jüpiter gibi büyük kütleli gezegenlerin yüzlece (küçük) uydusunun mevcut olabileceğini söylüyor…

Diğer taraftan, uakın-uzay daha fazla tanındıkça uydu keşifleri, doğal olarak, eskisi kadar ilgi çekmiyor… Bu uyduların sayısı zamanla azalıp, tekrar artabiliyor…; geçici yakalanmalar sebebiyle…!

Keşfedilen bu yeni uydu Carme Grubu adı verilen ve Jüpiterin etrafında, eğik bir yörüngede, ters yönde (retrograde) dolanan uydu grubunun bir üyesi…

Uzmanlar halen 23 km boydaki bu yeni uydunun, daha önce Jüpiter tarafından yakalanmış bir asteroidin parçalanması ile oluşmuş, 23 üyeli bir grup oluşturduğunu söylüyor… Keşfedilen Carme, daha önce keşfedilen bu uydu-grubunun yeni ve en büyük üyesi…

Yararlanılan Kaynaklar:

https://www.space.com/amateur-astronomer-jupiter-moon-discovery

(Günün Seçimi)