Havada ‘sürtüşme’…! (Brush in mid-air… ‘near-miss’ …?

Two Rafale French military plane performing during an air show

Uçakların birbirine temas ettiği uçuş pozisyonu. (Temsili)

Uçağın temas eden kısmı ve kopan (ve evin çatısını delen) parçaları.

Haber…’near-miss’ olarak verilmiş…bu kaynakta…; haliyle, biraz… ‘saptırılarak’…!

Daha ileri gitmeden tekrar hatırlatalım..: havacılık, ‘yalanın en kolay söylenebildiği’, bir meslek veya faaliyet sahası…!

Bu kaza (*bize göre kaza) dün meydana geldi…; Fransa’da…, bir gösteri uçuşu provası esnasında…

Hannah Thompson’un connexionfrance.com’da bugün yayımlanan haberinde, Fransa imali Rafale tipi iki muharip uçağın, havada birbirine (gerçekte, biri diğerine) temas ederek hasarlandığı duyuruldu…! Bu kaza 22 Mayıs 2022’de meydana geldi…

Neyse ki, meydana gelen kazaya rağmen, bu iki uçak da, Pilotları tarafından yere başarıyla indirildi…

Bu haberde havacılık terimleri, biraz, birbiriyle karıştırılmış…; konuya biraz açıklık getirelim…:

Öncelikle, yaşanan bu kaza ‘near-miss’ sözcüğüyle nitelenmiş… Türkçede ‘kıl-payı’ sözcüğüyle açıklanabilecek bu sözcük/terim, haliyle, ‘bir temasın oluşmadığı’ durumlarda kullanılır…; kullanılması uygun olur… ‘… yalayarak geçti’ de denebilecek durumlar için…

Yine bu haberde kullanılan ‘mishap’ bir hasarın meydana gelmediği veya onarım/yenileme maliyeti dikkate alındığında, bir ‘kaza’ (accident) sınıfına sokulamayacak ‘olay’ veya küçük hasarlı durumlarda kullanılan/kullanılması gereken bir sözcük… (Gerçi, ABD Hava Kuvvetleri başta olmak üzere, bazı Ülkelerin Hava Kuvvetleri bu sözcüğü ‘kazalar için de’ kullanmakta…; sanırım, yaşanan ‘şeyi’ örtbas etmeye/şiddetini-kamuoyu gözünde- hafifletmeye yönelik olarak…!)

Kısaca, iki uçağın birbiriyle teması açık olduğuna göre, yaşanan bu durum bir ‘near-miss’ değil… Ayrıca, hasarın boyutuna (onarım/yenileme maliyetine) bakıldığında da bir ‘Olay’ (Mishap) değil..!

*

Son otuz yıllık dönemde, uçakların uçuş gösterilerinde (veya yakın uçuşlarında) birbirine temas birçok defa meydana geldi…Bunlardan en ‘vahimlerinden’ biri İtalya Akrobasi Ekibinin (Tricolour Arrows) Ramstein’de (28 Ağustos 1988; Almanya) yaşadığı (ve yaşattığı) kazaydı…

 Fransa’da benzer bir kaza 2010’da meydana geldi…

Yaşanan bu son kazada, uçakların birinden kopan kuyruk parçası, Gensac-la-Pallue’deki bir köy evinin çatısına düşmüş… Neyse ki, bu kaza meydana geldiğinde evde kimse yokmuş…

*

Bu kaza neden meydana geldi…?

a.Kötü hava yüzünden…; görüş kısıtlıydı… (Öylese neden bu uçuşu ertelemediniz…?)

b.Birbirine fazla yaklaşmaktan… (Neden ‘uçuş limitlerini’ zorladınız…; neden ‘uçuş kurallarını’ ihlal ettiniz..; neden kendinizi, arkadaşınızı ve uçakları riske attınız….?)

c.Değdi mi…? (Elbette… değmedi…! )

e….

Bir kaza meydana gelmediği sürece, ‘Uçuş Limitlerini Zorlayan Pilotlar’ ‘kahramandır’…; bizim yarattığımız Kahramanlar…!

Yararlanılan Kaynak:

https://www.connexionfrance.com/article/French-news/French-military-jets-brush-in-mid-air-near-miss-in-practice-session

Voyager 1 … hastalandı…! (Voyager 1′ telemetry data…unhealthy!)

Voyager 1 (Temsili) (Kaynak: spacedaily.com)

Spacedaily.com’da 19 Mayıs 2022’de yayımlanan bir haberde, NASA’nın Voyager 1 aracının (probe) yeni bir arıza belirtisi gösterdiği duyuruldu…

Bu araçla iletişim halen mevcut olmakla birlikte, NASA mühendisleri, aracın gönderdiği AACS (Attitude Articulation and Control System) verisinin aracın gerçek durumunu yansıtmadığını söylüyor…

Voyager 1, kırkbeş yıldan beri, Güneş Sisteminin derinliklerinde yolculuğunu sürdürmekte ve topladığı ‘uzay ortamı verisini’ Dünyaya göndermekte…

Bu sondanın üzerindeki AACS, aracın konumunu (üç eksendeki pozisyonunu) kontrol ederken, aracın gönderdiği verinin Dünyaya ulaşabilmesi için, yine bu aracın üzerindeki ‘Yüksek-Kazanım Antenini’ (High-gain Antenna) kusursuz bir şekilde Dünya yönünde tutmakta…

NASA uzmanları, bu araçtan alınan veriden, AACS’nin halen, çalışmakta olduğunu belirledi…; ancak, araçtan alınan telemetri verisi (aracın konumuyla ilgili veri) sağlıksız göründü…; bu veri, AACS’nin gerçek durum verisini yansıtmamakta…

Yine de, bu hatalı veri gönderme işlemi/durumu aracın üzerindeki ‘kendini koruma/emniyete alma’ (safe mode) fonksiyonunu harekete geçirmedi…, araç, kendini korumaya almadı…. Araç bu moda geçtiğinde, sadece kritik/acil operasyonlar gerçekleştirilir, kısaca, araç bilimsel veri gönderme işlemini durdurur…; araç, mühendislere arıza teşhisi ve gidermesi için zaman tanır…

NASA uzmanları, aracın gönderdiği sinyallerin gücüne bakarak, halen anteninin Dünyaya bakmakta olduğunu söylüyor… Anten Dünyada farklı bir yöne sapsaydı alınan bu sinyallerde zayıflama meydana gelecekti…

Voyager 1, halen, Dünyadan 23.3 milyar kilometre (155 AU) uzaklıkta ve uzaklaşmakta… Aracın gönderdiği verinin/sinyalin Dünyaya ulaşması 20 saat 33 dakika kadar bir zaman almakta… Bu, şu anlama geliyor…: Araca ‘nasılsın’ diye sorulsa, ‘henüz iyiyim’ cevabı yaklaşık iki gün sonra alınabilir…!

Bu habere göre, Voyager 1, 2 Proje Yöneticisi Suzanne Dodd (NASA’s Jet Propulsion Laboratory in Southern California) bu aracın tasarım ömrünü fazlasıyla aşarak, görevini sürdürdüğünü söylemiş… Araç, daha önce özellikleri bilinmeyen, yüksek radyasyonlu bir ortamda, yolculuğunu sürdürmekte… Dodd, mühendislerin, araç verisinde gözlenen bu durumun (arızanın/hatanın) giderilmesi için ellerinden geleni yapmakta olduğunu, ancak, bu arızanın giderilememesinin de olası olduğunu söylemiş… Böyle bir durumda, aracın yedek donanım sistemi kullanılmaya çalışılacak…

2017’de de, aracın ana itiş sisteminde ortaya çıkan ve giderilemeyen bir arıza sebebiyle, araçtaki yedek (gezegen-manevra) sisteme geçilmişti… İlginç olarak, 37 yıldan beri kullanılmayan bu (yedek) roket sistemi başarıyla çalışmıştı…!

Voyager 1’in ikizi olan Voyager 2 ise, Dünyadan 19.5 milyar km uzaklıkta yolculuğunu sürdürmekte ve sistemleri *normal şekilde çalışmakta…

Uzaya 1977’de gönderilen her iki araç da, beklenenden çok daha uzun bir süredir görevini sürdürmekte… Yine, NASA’nın New Horizon aracı da, bunların (mesafe olarak) çok gerisinde olarak yolculuğuna ve ‘**yıldızlararası (interstellar)uzay-verisi’ toplamaya devam etmekte…

Voyager 1 ve ‘2’ araçları Güneşin Sisteminin etrafını bir balon gibi saran ‘Günküre’nin (Heliosphere) yapısı hakkında önemli veri topladı… (Bu konu bu sitede daha önce detaylı açıklandı.)

Elektrik gücünü üzerindeki Termo-nükleer bir üniteden sağlayan araçların güçü, nükleer destekli de olsa, zamanla *azaldı…! Halen, 4 watt kadar sağlanabilen bu güçle, araçların üzerindeki bazı ısıtıcılar ve ekipman çalıştırılamamakta…; bunar devreden çıkarıldı… Ancak, araçlar üzerindeki bazı bilimsel araştırma ekipmanı halen çalışmakta…

Yine de, NASA mühendisleri bu araçların 2025 yılının ötesine kadar görev yapabilmesi için gayret göstermekte…

***

Bu araçlar Güneş Sisteminin sınırının dışına çıkabildi mi…?

Zaman zaman gündeme gelen bu soruyu, NASA uzmanları, 2013’ten beri, ‘evet…çıktı’ diye cevaplamakta… Bu konudaki düşüncemizi bu sitede birkaç defa ifade ettik…

Kısaca, bu soruya cevap vermeden önce, ‘Güneş Sisteminin Sınırı’ nedir…sorusunu cevaplamak, bu cevapta ‘mutabık kalmak’ gerek…

NASA uzmanları ve bazı ‘müritleri’, ‘Güneşin Elektromanyetik/Parçacık Etki Sınırını’ (**Günküre Sınırını) Güneş Sisteminin Sınırı olarak sunmakta… Güneş Sistemi, Güneşe kütleçekimsel olarak-bağlı her şeyin (dış) sınırı olarak kabul edilecekse, Voyager araçlarının bu sınıra (Oort Bulutu) ulaşabilmesi, direk ifade edersek, (neredeyse) hiçbir zaman mümkün olamayacak…; onbinlerce yıl geçse de…!

Şüphesiz bu değerlendirme, gerek NASA uzmanlarının ve gerekse Voyager araçlarının başarısına gölge düşürmez…!

Biz, NASA’nın kaynak temini için, ihtiyaç duyduğu tüm ‘tanıtım/reklam’ etkinliklerini anlamakla birlikte, ‘bilimselliğin dışına çıkmaması’ taraflısıyız…!

Yararlanılan Kaynak:

https://www.spacedaily.com/reports/Engineers_investigating_Voyager_1_telemetry_data_999.html

(Günün Seçimi)

Starliner…başardı…! (Starliner docks to ISS…!)

Boeing’in (bu defa insansız olan) astronot taşıma aracı Starliner Uluslararası Uzay istasyonuyla (ISS) kenetlenmeyi (ilk olarak) başardı…! Bir önceki denemede, roket arızası sebebiyle, test aracı ISS’ye ulaşamamıştı…!

Test amaçlı (Orbital Flight Test-2 /OFT-2) bu uçuşta, araçta astronotlar yer almadı…

Starliner aracı 19 Mayıs 2022 günü fırlatılmıştı…

Bir dizi test işleminin gerçekleştirilmesinden sonra bu araç, 25 Mayıs 2022’de, ISS’den ayrılarak White Sands Harbor açıklarında (New Mexico, ABD) denize inecek…

Boeing’in/NASA’nın ortaklaşa gerçekleştirdiği bu testlerden bir sonrakinin ‘insanlı’ olması bekleniyor…

CANLI…! Starliner’in fırlatılışı bu sabaha karşı…! (LIVE…! Boeing’s Starliner launch…early this morning…!)


Güncelleme:

Starliner başarıyla yola çıkarıldı…!

…………………….

Boeing Firmasının geliştirdiği astronot kapsülü Starliner test uçuşu için, bu sabaha karşı fırlatılacak…! United Alliance Firmasının bu kapsülü taşıyacak ATLAS 5 roketinin fırlatılış saati (TSİ) 01:54… (22:54 GMT)…

Starliner’in daha önceki test uçuşunda, kapsülün kendi roket motorunda meydana gelen bir arıza sebebiyle, fırlatıldıktan sonra, bu aracın ISS’ye ulaştırılması mümkün olamamış, ancak, araç Dünyaya (okyanusa) başarıyla dönmüştü…

Boeing Firması, meydana gelen uçak kazaları sebebiyle büyük sıkıntılar yaşamaktayken, Starliner uzay aracı geliştirme projesinde yaşanan bu başarısızlık, ayrıca, büyük itibar kaybına yol açmıştı…

Umarız, bu defa başarırlar…

Eğer bu araç da başarılı olursa, SpaceX’in başarısından sonra, NASA astronotlarının ISS’ye taşınmasında Rusya’nın Roscosmos Firmasına (Soyuz araçlarına) olan bağımlılık ortadan kalkacak…

Böylece, ABD ve Rusya’nın ortak uzay çalışmalarında sona bir adım daha yaklaşılmış olacak…!

Bilindiği gibi, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması ABD ile Rusya’nın uzay araştırmalarındaki (ISS’deki) işbirliğinin de sorgulanmasına yol açmıştı…

Bu test uçuşu insansız olarak gerçekleştirilecek…

(Günün Seçimi)

Çin’deki uçak kazası…intihar…(mı?) (Chinese Eastern Airlines crash might be a suicide…!)

Enkaz mahallinde saygı duruşu… (Kaynak: CNS/AFP)

Güncelleme: 19 Mayıs 2022

……………………………

Çinin havayolu olan ‘Eastern Airlines’a ait bir Beeing 737-800’de , 21 Mart 2022’de meydana gelen kazanın bulguları ‘intihar’ı işaret ediyor…!

Dış ve İç Basında 17/18 Mayıs 2022’de yayımlanan haberlerde, bu kazanın incelemesine katılan ABD’li uzmanlara yakın bir Uzman’ın edindiği bilgilere göre, uçakta bu kazaya yol açacak bir ‘Sistem Arızası’ belirlenmedi… Pilotlardan biri bu kazaya kasten sebep olmuş olabilir…!

Yaşanan bu kazanın Pilot-ilişkili bir sebepten meydana gelmiş olabileceği hususu, bu kazanın başından beri göz önünde bulundurulan (güçlü) bir olasılıktı…

Mu5375 Uçuş Numarasıyla, Kunming’ten Guangzhou’ya gitmekte olan uçak, 29,000 fit yükseklikte uçarken, ani bir dalışla, dağlık bir araziye düşmüş ve uçakta bulunan 129 kişiden tamamı hayatını kaybetmişti…

Bu uçağın ABD’de analiz edilen Uçuş Veri kaydedicisinden (Flight Data Recorder-FDR) Pilot veya (Kokpite giren) bir kişinin uçağa dalış kumandası verdiği belirlendi…!

Bu haber kaynağı, Çin’li Uzmanların kazadan bugüne kadar, Uçak Sistemlerinde bir arıza/aksaklık belirleyememiş olduğuna da dikkati çekti…

A plane carrying the second black box of the crashed China Eastern Airlines flight arrives in Beijing on March 27, 2022. Investigators looking into the crash of a China Eastern Airlines jet are examining whether it was due to intentional action on the flight deck, with no evidence found of a technical malfunction, two people briefed on the matter said.

China Eastern Airlines Boeing 737-800 (İyi günlerinde…)

Çin Sivil Havacılık İdaresi (CAA), bu haber üzerine henüz bir açıklama/yorum yapmamış…

Pilotlar, Hava Trafik Kontrolu’nun ısrarlı çağrısına cevap vermemiş, bu durum da şüpheyle karşılanmıştı…!

Uçakta mevcut olan Kokpit Ses Kaydedicisinden (Cockpit Voice Recorder-CVR), ileri seviyede hasarlı olması sebebiyle, henüz, bir veri elde edilemedi…

Son bir intihar olayı, 2015’te, Germanwings uçağında yaşanmıştı, Yardımcı Pilotun, içinde 150 kişi bulunan bu uçağı kasten düşürdüğü belirlenmişti… Yapılan araştırmalar sonunda, bu Pilotun, ‘psychotic depressive episode’ rahatsızlığının mevcut olduğu belirlenmişti…; şüphesiz, yetkililerden gizlenmiş bir rahatsızlık…!

Enkazı bulunamadığı için kaza incelemesi ‘gıyaben’ yapılabilen Malezya Uçak Kazasının (MH370; 8 Mart 2014) da intihar eden bir Pilot yüzünden meydana geldiği hususu, güçlü bir olasılık olarak, kalmıştı…

*

Pilotların da birer insan olduğu dikkate alındığında, insanların gösterdiği ‘zaafların’ Pilotlar tarafından da gösterilebileceğini kabul etmek gerek… Ülkemizde meydana gelen küçük uçak kazalarının sebeplerine bakarak bile bunu söylemek mümkün…!

Bu noktada söz ‘Havacılık/Uçuş Hekimlerine’ düşmekte… Ancak, onların seslerini de yeterince duyduğumuzu söyleyemeyiz…!

Yararlanılan Kaynaklar:

https://www.cnbc.com/2022/05/18/china-eastern-crash-probe-reportedly-eyes-intentional-action.html

https://www.france24.com/en/live-news/20220517-flight-data-shows-china-eastern-jet-deliberately-crashed-report

Olmayınca…olmuyor…! (Mars, already, seems not a habitable world…!)

Antartika’da 2003’te bulunan Mars meteoriti… (Kaynak: Johan Lindgren, Lund Üniversitesi Jeoloji Bölümü; space.com)

Charles Q. Choi’nin, space.com’da 11 Mayıs 2022’de yayımlanan haberinde, göktaşı ‘Miller Range 03346’yı inceleyen araştırmacıların Mars’tan geldiği belirlenen bu göktaşında ‘yaşam izini’ (yine) belirleyemedikleri duyuruldu…!

Bir ‘şekerleme’yi andıran bu göktaşının içinde suyun varlığı belirlense de, mikrobik-yaşam izi bulunamadı… Dolayısıyla, uzay meraklılarının umudu bir başka bahara kaldı…!

Araştırmacıların ‘nakhlite’ olarak sınıflandırdığı bu göktaşı, esas olarak, volkanik kaya parçaları içermekte…Marsa onbir milyon yıl kadar önce çarpan (yeterince büyük) bir göktaşı tarafından Mars yüzeyinden koparılarak Dünyaya doğru (Dünyaya ulaşacak bir yörüngede) savrulmuş…

Araştırmacılar, ‘Nakhlites’ sınıfı göktaşlarının Marsın geçmişinde yaşanan (olası) hidrotermal olaylara ışık tutma potansiyeli sebebiyle önemli olduğunu söylüyor…Hidrotermal ortamlar/kaynaklar, (Dünya okyanuslarının dibindeki gibi) yaşamın ortaya çıkabilmesi için fazlasıyla uygun ortamlar..

Antartika’daki Miller Dağları bölgesinde 2003’te bulunan ve 715 gram kadar bir kütlesi olan bu göktaşının içindeki mineralin, 630 milyon yıl önce, suyla temas etmiş olduğu hesaplandı…; araştırma ekibi lideri Josefin Martel (Lund Üniversitesi, İsveç) böyle söylemiş…

Nötron ve x-ışını tarayıcısı kullanan araştırmacılar, bu göktaşının içindeki mineralleri etkileyen suyun miktarını ve Mars ortamında hidrotermal ortamla etkileşip etkileşmediğini belirleyebilmek için gerçekleştirdikleri çalışmada, doğrudan bir hidrotermal-etkinin yaşanmadığını belirlediler.. Göktaşı içinde belirlenen su-etkisi, bu göktaşın içine hapsolmuş olan (bölgesel) su-buzunun, diğer bir göktaşının çarpması sonunda eriyen buzun (suyun) etkisiyle sınırlıydı…

Kısaca, etrafta, bir hidrotermal kaynağın sağladığı ‘bolca su’ mevcut değildi…!

Su yeterince mevcut değilse, yaşam başlama olasılığı da azalacak …demek…!

Araştırmacıların makalesi 11 Myıs 2022’de ‘Science Advances’te yayımlanmış…

Marsta ‘yaşam izi’ bulma umutları, şimdilik, Mars Gezgini Perseverance’nin toplamakta olduğu ve Dünyaya 2030’larda getirilmesi beklenen numunelere kalmış durumda…

Ancak, yıllar geçtikçe ve araştırmalar derinleştikçe, Mars’ta yaşam izi bulma umudu daha da azalmakta…!

Geçen otuz yılda, Marsın, ‘Uzay Meraklıları’nın hayallerini büyük ölçüde yıktığını söylemek mümkün… Umarız Mars bu ‘hatasını’ (!) yeni bulgularla telafi eder…!

*

‘Yaşam’, Çorlu Deresinde bile, büyük ölçüde, yok olmuşken, Marsta yaşam izi bulunmasını beklemek ‘biraz fazla’ olabilir…

Yine de, ‘umut fakirin ekmeği’…; insanlar (ve, muhtemelen de hayvanlar…) hayalleriyle yaşar…

Yararlanılan Kaynak:

https://www.space.com/mars-meteorite-water-not-from-life

Biraz daha… Sgr A*…! (Sgr A* …neden ve nasıl…!)

Sgr A*’nın **orijinal görüntüsü. (Kaynak:eso.org)

Sagittarius A*… nadir olarak tanık olunabilecek uzay keşiflerinden biri…; kıymeti bilinmeli…!

Ancak, çok değerli bu ‘uzay keşiflerinin’ yeterince önemsenmediği de bir gerçek…!

Şüphesiz, Ülkemizde ve dünyada bozulan ekonomi bunun ana sebebi… ‘Can (Geçim) Derdine Düşen’ büyük çoğunluğun uzay keşiflerini düşünecek pek hali kalmadı…!

2022’nin (belki de son yirmi yılın) en önemli astronomi keşfi bu hafta sonuçlandırıldı… Gökadamızın merkezindeki Kara Deliğin (Sagittarius A*, veya, kısaca Sgr A*) Dünya geneline yayılan EHT Radyo Teleskop Ağıyla elde edilen görüntüsü yayımlandı…

Bu, çok heyecan verici, olayı bu sitede, peşpeşe haberler olarak, de duyurduk ve detaylandırdık… Çünkü…, çok çok önemliydi…; tabi… ‘Bilimden Nasibini Almak İsteyenler’ için…!

Öncelikle, Kara Delikler, evrende varolabileceği ‘bilimsel düşünce’ (verimli kafa yorma) ile ortaya konmuş olan, üstelik gözlenmeleri neredeyse imkansız olan, uzay cisimleri… Ancak, ‘Elin Oğlu’ (ve de Kızı !), gerçekleştirdiği çok zaman alıcı ve özverili çalışmalarla, bunların ‘ilk’lerini ‘kulağından yakalamayı’ bildi…!

Kısaca bu, ‘Aklını Kullanmayı Bilenlerin’ başarısı… Yedi gün-24 saat söylenen ‘Yalanlara (sadece) İnananlar’ın…değil…!

*

Dr. Becky, ilk olarak 2019’da görüntülenen Kara Delik M87* ile görüntüsü bu hafta yayımlanan Sgr A*’nın nasıl görüntülenebildiğini yukarıdaki video’da anlatıyor…

Biz, burada, bu videoda anlatılanları takip etmede zorlanabilecekler için, bir özet yapalım…:

*Artık, birçok kişi tarafından bilindiği üzere, Kara Delikler, içine giren/içinde oluşan ışığın dışarı kaçmasını-çeşitli sebeplerle-engelleyen, bu yüzden de, mevcut teknolojik olanaklarla gözlenmesi / fotoğrafının çekilmesi mümkün olamayan gök cisimleri…

*Ancak, Kara Delikler, çevrelerinde oluşturdukları ‘Madde Yığılma Diskleri’ (Accretion Disc) sayesinde, görüntülenmesi başarılan gök cisimleri… Çünkü, gözle görünebilen olmasa da, bu ‘Madde Diskleri’ ışıma yapmakta…!

*Herne kadar ‘Güneş Renginde’ görünseler de, gerçekte, bu gök cisimleri ‘Gözün Görebildiği’ renklerde değil…; bir anlamda, ‘görünemez renkte/renklerde’…! Bu ‘diskler’, ancak, kızıl ötesi/radyo-teleskoplarla görüntülenebilmekte… Dolayısıyla, fotoğraflarda/videolarda **görünen renkler, bir anlamda, ‘sahte’…; sonradan oluşturulmuş renkler… ! (Uzay fotoğrafları, genelde, bilgisayarda işlenerek son hali verilmiş fotoğraflar…)

*Sgr A*, kütlesi Güneşin kütlesinin dört milyon katı kadar olan, bir Kara Delik… Astronomlar, bu gök cisminin ‘kara’ (iç) çapının (Olay Ufku; Event Horizon) Merkür’ün yörünge çapı (116 milyon km) kadar olduğunu hesapladı…Yeterince büyük bir çap…

Ancak, Kara Delik M87*’nin çapının, Sgr A*’nın çapının bin katı kadar olduğu söyleniyor…!

*Kara Deliklerin görüntüleri neden yeterince net değil…?

Astronomlar, bunun cevabının, uzakta olmalarının, Dünya ile aralarında fazla miktarda toz ve gaz bulutlarının mevcut olmasının yanı sıra, algılanan ışığın (ışık çizgilerinin) sürekli bir hareket halinde olmasından kaynaklandığını söylüyor… (Şüphesiz, ışık her zaman hareket halinde…, ancak, bu hareket, genelde, gözlem araçlarıyla farkedilmemekte… Haliyle, görüntülemede bozulmaya yol açmamakta… Ancak, Kara Delikler (Madde Toplama Diskleri), etrafında oluşan ışığı ‘hamur gibi’, sürekli olarak yoğurmakta…Bu da, Kara Delik görüntülerindeki bulanıklığı/belirsizliği artırmakta…! Dr. Becky… böyle söylüyor…

Kara Delik görüntüleri neden homojen değil…; bölgesel daha parlak bölgeler (blob) mevcut…?

Öncelikle, Sagittarius A* adı gökyüzünde, Sagittarius Takımyıldızı istikametinde oluşundan…Bu Kara Delik Dünyadan 27,000 ışık yılı uzaklıkta… (Bu gök cismine, ‘ışık hızında yol alan’ bir araçla uzay insanları gönderilecek olsa, sadece yol 44,000 yıl sürecek…! Tabi…, geri dönüş mümkün olamazsa, durum daha da vahim olur…; bir anlamda ‘Uzayda Hicret’…!

Dr. Becky, Sgr A*’nın gözlenebilmesinin, Ay yüzeyine bırakılmış bir (2022) simidinin (açısal büyüklük açısından) Dünyadan gözlenebilmesi ile kıyaslanabileceğini söylüyor…(Şüphesiz, 2020-simidinin gözlenebilmesi çok daha kolay olurdu…!)

Yine de, Sgr A* Güneşten yüz kat daha parlak…Yine de, bu gök cismini görüntüleyebilmek için, Dünyanın farklı bölgelerine konuşlanmış olan birçok Radyo Teleskobu (interferometry yöntemi ile) birlikte kullanmak gerekti…

Dr. Becky, bu görüntünün oluşturulabilmesi için EHT ekibinin, ayrıca, bir Makina’ya Öğreten Algoritma (machine learning algorithm) da geliştirerek, teleskopların görüntü alamadığı sahalar için oluşan ‘gözlem boşluklarının’ bu yazılım kullanılarak doldurulduğunu söylüyor…!

M87* ve Sgr A* arasındaki büyüklük ve mesafe oranları eşit (bin defa büyük, bin defa uzak) olduğundan Ay ve Güneşin (400×400) görünümleri gibi, birbirine eşit (yakın) büyüklükte göründü…

*Kara Deliklerin çevresinden gerçekleşen ışıma, Dünyadan gözlenebilmesi için fazlasıyla zayıf/yetersiz olduğundan, teleskopla gerçekleştirilen gözlemlerin uzun poz süreleriyle yapılması gerekmekte… Bu da, zaten fazlasıyla hareketli olan bir ışık ortamından yakalanacak görüntülerde yeterli netliğin oluşmasını önlemekte…Yine de, M87* etrafında dolanan/M87* tarafından saptırılan ışığın dolanma süresi, bu gök cisminin büyüklüğü sebebiyle, haftalar alabildiğinden, M87*’nin alınan görüntüsü Sgr A*’nın görüntüsünden (nispeten) daha net olarak ortaya çıktı…diyor Dr. Brecky…

*Dr.Becky, Kara Delik disklerinde görünen parlak bölgelerin, Malzeme Toplanma Disklerindeki daha yoğun ve sıcak bölgeler olduğunu söylüyor… Bazı bölgelerin daha parlak görünmesinin diğer bir sebebi de, malzemenin gözlemciye göre hareketinden (yaklaşmasından) kaynaklanan ‘Doppler Beaming’ etkisi…

*İki Kara Deliğin dönme eksenlerinin Dünya yönü ile açısı aynı/benzer mi ki, ‘Simitlerin’ (tourus) açısal görünümü benzer…?

Dr. Becky, Kara Deliklerin ‘Olay Ufukları’nın gerçekte küresel olduğunu söylüyor… Kara Deliğin her yönden gelen ışığı bükmesi/eğmesi sebebiyle, hangi yönden (edge on, face on) bakılırsa bakılsın, Kara Delik (Madde Toplama Diski) görünümünü aynı/benzer olacağını söylüyor…!

*Belirlenmiş diğer bir husus, Kara Deliklerin (çoğunluğunun) dönme (spin axis) eksenlerinin Gökada dönme eksenlerinden farklı açılarda oluşmuş olması… Bu durum Samanyolunda da böyle…! Dr. Becky bu durumun, dönme düzlemleri farklı gökadaların birleşmelerinden kaynaklanmış olduğunu söylüyor… EHT Araştırma grubu, Sgr A*’nın dönme ekseninin Dünyadan bakışa göre 30 derece kadar bir açı yaptığını ileri sürdü…; Samanyolunun dönme ekseniyle 60’lik bir açı…!

*Dr. Becky, Samanyolu’nun dönme ekseni üzerinde oluşmuş olan Fermi Balonlarının (Fermi Bubles) da, nasıl oluştuğu henüz anlaşılamamış oluşumlar olduğunu söylüyor….

Sonuç olarak, EHT Astronomi Grubu son yıllarda büyük işler başardı… JWST’nin yakında kullanıma alınmasıyla (henüz, son ayarları/kalibresi yapılmakta) uzay araştırmaları daha da ‘renklenecek’ gibi görünüyor…

‘Darısı’… bizim astronomlarımızın başına…!

Yararlanılan Kaynak:

https://www.eso.org/public/news/eso2208-eht-mw/